Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 The Flame of Passion

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Connor Liam Dawson

avatar

Lakap : Daws
Rp Sevgilisi : Heaven Arquette
Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 23/07/10

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: The Flame of Passion   Cuma Eyl. 09, 2011 11:55 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Connor Liam Dawson

avatar

Lakap : Daws
Rp Sevgilisi : Heaven Arquette
Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 23/07/10

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: The Flame of Passion   C.tesi Eyl. 10, 2011 12:37 am

    Sonbaharın etkisiyle çıplak kalmış ağaçların sararmış yaprakları okula giden yolu altın bir şerit halinde kapatmış, hafif bir meltem dışarıyı sarmalamıştı. Gökyüzünde güneş bulutlar tarafından perdelenmiş olmasına karşın dengesi bozulmuş olan olan doğa bir yaz günü kadar sıcaktı. Üzerinde Ravenclaw cübbesini gururla taşıyan genç adam, göğsünü gererek yapraklarla bezenmiş yolda ilerlemeye başladı. Kafasıyla yanından geçtiği birkaç kişiye selam vere vere göle ulaştığında, gölün iç yakıcı kokusunu içine çekti. Gölgelerin dans ettiği kahverengi gözlerini ileriye dikerek, ellerini cebine sokup beklemeye başladı.

    Aslında, bugün şu saatte burada olmaması lazımdı. Derslerin çoğunu uzun zamandır ekmiş biri olarak, bir ders daha kaçırma lüksü yoktu. Yine de, partinin ertesi günü biricik sevgilisi ile yüzünü görmeye bile yeni yeni katlanabildiği Alyssha'yla gizli sırlarının peşinden gitmeleri gerekirken, araya engeller girmiş, henüz bu planlarını uygulayamamışlardı. Neredeyse iki gündür Heaven'ın yüzünü dahi görmemiş olan genç adam için, iki gün buzun altında gibiydi. Hiçbir şeyi hissedememiş, tam olarak çekilmez birine dönüşmüş, her yerde terör estirmişti.

    Bu olaya daha fazla dayanamayarak, sabah karşılaştığı ve eskiden çok yakın dostu olan Krystof'tan, bu saatte Heaven'la gölde buluşmak istediğini, genç adama da bunu iletmesini rica etmişti. Krystof ikiletmemişti, çünkü bu eski de olsa arkadaşlığın kuralıydı. Sevgilisiyle bulaşacak olan kişi için elinden gelen yapılırdı. Bu yüzden gölü seyreden Connor, genç kızın geleceğinden adı gibi emindi. Suratındaki gülümsemeye engel olamazken, etrafın çok boş olduğuna karar verdi. Gözleri aklına gelen fikirle aydınlanırken, cebinden asasını çıkarttı.

    Karanlık iki gencin de içine öyle işlemişti ki, hep köşe başlarında, gizli ve yasak yerlerde buluşmuş, aşklarını da aynı şekilde yaşamışlardı. Bir kez olsun birlikte güzel yerlerde gezmemiş, oturup bir şeyler içmemişlerdi. Hep sıra dışı, hep farklılardı. Oysa şu an genç adam, muhtemelen bunun da köşe başlarında geçen tutkulu buluşmalardan biri olacağını zanneden Heaven'ı şaşırtacaktı. Ona, bir kez olsun tutkunun yanı sıra huzurun da varlığını tattıracağı bir buluşma yaşatacaktı. Asasıyla gölün kenarında kök salmış olan ağacın önüne, küçük bir örtü serdi. Büyüyle yapamayacağı şeyler listesinden olan yemek aklına gelince, aceleyle patronusunu yarattı. Genç adamın patronusu hızlı bir şekilde gidip, bir sepetle döndüğünde Connor sırıtarak sepeti piknik örtüsünün üzerine koydu.

    Eserinden memnun kalıp, kendisi de örtüye çöktüğünde sırtını ağaca dayayarak beklemeye başladı. Ayak sesleri duyduğunda kafasını çevirdi. Heaven ile göz göze geldiğinde kızın şaşkınlığı suratından okunurken, başarmanın mutluluğuyla genç adam sesine mutlu bir tını kattı. "Demek geldin sevgilim." diye mırıldanarak, ayağa kalktı. Genç kızın dudaklarına tutkulu bir öpücük kondurarak, piknik yapacakları küçük ama lüks bir şekilde dizayn edilmiş yeri işaret etti. "Beğendin mi?"


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Heaven Arquette

avatar

Lakap : Queen
Rp Sevgilisi : Özledim ya.
Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 10/02/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: The Flame of Passion   C.tesi Eyl. 10, 2011 2:15 am

    Yapraklar adeta bir örtü gibi yerlere serilirken, mevsimin tam aksine hava olması gerektiğinden çok daha sıcaktı. Omuzlarından aşağı dökülen açık kahverengi bukleleri, bulutların arkasına saklanmış güneşe ihtiyaç duymaksızın parlıyordu. Destansı partinin ardından sevgilisi olmadan yaklaşık iki gün geçirmişti. Uzun, sıkıcı ve dayanılmaz iki gün... Hiçbir şey düzgün gitmiyormuş gibi hissettiği iki gün. Zaman onu sınarken hiç bir derse girmemiş karşılaşma umudu ile iki gün boyunca koridorlarda volta atıp durmuştu. Yanına gitmek için en küçük bir fırsatı kolluyorken Krystof'un getirdiği haberi duyunca ağzı kulaklarına varmıştı. Heaven biliyordu, o da hoşnut değildi bu durumdan, ancak bu defa önce davranıp onu göl kenarına çağırmıştı. Kan kırmızısı, kısa, saten elbisesini üzerine geçirmiş ve yine kırmızı rujuyla renklendirmişti dudaklarını. Uzun topuklu, siyah Louboutin ayakkabılarını giydikten hemen sonra dışarı fırlamıştı. Şimdi ise göl kenarına giden, sarı ve kuru yaprakların süslediği yolda hızla yürüyordu. Yanından geçen kimseye aldırmadan yürümeye devam etti sessizce. Selam verenler, hatır soranlarla kaybedecek vakti yoktu.

    Nihayet göl kenarına vardığında karşı karşıya kaldığı manzara onu oldukça şaşırtmıştı. Şimdiye kadar Connor'la hep karanlık köşelerde, yasak koridorda buluşurken ilk defa farklılığa yer vermişlerdi ilişkilerinde. Çimlerin üzerine serilmiş sade bir örtü ve böylesine lüks bir piknik için daha başka ne gerekiyorsa mevcuttu. Şaşkınlığını daha fazla gizleyemeyen Heaven, gözlerini Connor'a çevirdi. "Demek geldin sevgilim." Sesindeki tını genç kadına mutluluk verirken o, genç adamın öpücüklerine karşılık vermek ile meşguldü. Dudaklarının eşsiz tadıyla kendinden geçerken, nefes almak için ayrıldıklarında kollarını sevgilisinin boynuna doladı. "Beğendin mi?" Duyulan tek ses Connor'ın melodik sesi olurken Heaven tüm gücüyle sarıldı ona. Konuşmak istemiyordu o an. Yalnızca sarılmak, öpüşmek, seyretmek... Gözlerini kapatıp kokusunu içine çekerken nasıl olup da her seferinde bundan bu kadar haz duyduğunu anlayamadı. Parfümünün muhteşem kokusunun yanısıra genç adamın kendi kokusunu da ayırt edebiliyor ve bundan sonsuz zevk duyuyordu Heaven.

    Connor çimlerin üzerine uzanmış, Heaven başını göğsüne yaslamıştı. Gömleğinin pamuksu yüzeyini teninde hissederken, önce başını kaldırdı, gülümsedi ve doğruldu. Temiz havayı içine çekti. Sevgilisini elinden tutarak çekti. Eliyle yüzünü kavrarken dudaklarını onunkilere yaklaştırdı. Dakikalar sonra sessizliği bozan bu defa Heaven oldu. "Sadece beni öpmekle yetinmek istiyorsun sanırım." Suratındaki yaramaz gülümseme giderek belirginleşirken parmaklarını zarifçe bacaklarında gezdirmeye başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Connor Liam Dawson

avatar

Lakap : Daws
Rp Sevgilisi : Heaven Arquette
Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 23/07/10

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: The Flame of Passion   C.tesi Eyl. 10, 2011 4:19 am

    Hava sanki her saniye daha da ısınırken, sıcak başına vurmuş olan Connor sıcaklığın gerçekten güneşten mi yoksa Heaven'dan mı yayıldığına karar veremiyordu. Öyle ki kör olmuş gibiydi, ondan başka hiçbir şey hissedemiyordu. Genç kız ona sarılırken başka bir şey düşünebilirmiş gibi.. Dudaklarını onun saçlarına bastırırken, ne kadar çok özlediğinin bir kez daha farkına vardı. Ona sarılmak ruhunun bedeninden ayrılması gibiydi, ona sarılmak dünyanın hakimi senmişsin gibiydi... O, Connor için her şeydi. Connor suratında bir gülümsemeyle onu kollarından ayırmazken, birlikte yavaşça piknik örtüsünün üzerine çöktüler.

    İkisi de kafasını yere koyup, başlarını gökyüzüne çevirirken, Heaven yavaşça kafasını genç adamın göğsüne dayadı. Nefesi kesilen Connor, eliyle genç kızın saçlarını okşarken içten içe yanıp tutuşan bedenini dizginlemeye çalıştı. İçindeki her hücre kızla birlikte olmasını haykırsa dahi, buna inatla karşı çıkıyordu. Aslında endişeleniyordu, biliyordu ki bir kez beraber olduklarından sonra her saniyesinde bedeni onunla olmak isteyecekti. Zaten onsuzluğa dayanamazken, dakikalar seneler gibi geçecekti. Ve buna hazır olduğunu sanmıyordu genç adam, Heaven'sız olamazdı.

    Yanı başında duran kızın suratında gülümsemeyle gökyüzüne dönük suratını inceledi. Heaven da en az Connor kadar bedensel zevkin tadına bakmıştı. Muhtemelen, şu an da o da tıpkı Connor gibi ateşler içerisindeydi, oysa aşkları ağır basmıştı ki ikisi de sessizce oturuyordu. Oysa, Heaven buna daha fazla dayanamadı. Dikelerek Connor'a baktığında "Sadece beni öpmekle yetinmek istiyorsun sanırım," dedi, ipeksi sesiyle. Bir an için tüm dünyasının durduğunu düşünen genç adam gülümsedi, genç kızın eli bacağında gezinirken, ona o an oracıkta sahip olmamak için yutkundu. Yine de öyle bir ateşle kavruluyordu ki, daha fazla oturamadı.

    "Eğer beni baştan çıkartmaya devam edersen, ne olacağını biliyorsun sevgilim," diye fısıldadı genç kızı kucağına doğru çekerken. Heaven'ın yüzü kendisine doğru dönük bir şekilde bacaklarının arasına genç kızı oturttuğunda, elleriyle belini kavradı. Bir eli elinden kalçalarına doğru hızla ilerlerken, diğer eliyle kızın gözünün önünü kaplayan saçlarını kulağının arkasına iteledi. Onu iyice kendisine yaklaştırarak, aralarında mesafe olmayınca dudaklarına yapıştı. Nefes alamayana kadar onu uzun uzun öptükten sonra, yavaşça genç kızın boynuna eğildi. Dudakları dokunduğu yeri yakıp, kızın boynunda gezinirken Heaven'ın hoş mırıltısı üzerine dudaklarını yavaşça aşağı kaydırmaya başladı. Bir yandan, yaptığı şeyin doğru olup olmadığını anlamak için boğuk bir sesle fısıldadı. "Hala devam etmemi istediğinden emin misin?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Heaven Arquette

avatar

Lakap : Queen
Rp Sevgilisi : Özledim ya.
Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 10/02/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: The Flame of Passion   C.tesi Eyl. 10, 2011 10:39 am

    O güne kadar bir çok erkekle beraber olmuş ve bunun getirdiği bedensel zevklerden de sonuna kadar faydalanmış biri olarak Heaven, karşısında duran onun için kusursuz bir heykelden farksız genç adam için adeta yanıp tutuşuyordu. Connor'ın alev alev gözleri, dudakları Heaven'ı yanmaya davet ederken o daha fazla dayanamayacağına kanaat getirmişti. Eli pürüzsüz bacağında dolanırken, Connor'ın kendini dizginleme çabasını fark etmiyor değildi. Ancak bir erkeğin de ona ancak bir noktaya kadar karşı koyabileceğini de biliyordu elbet. "Eğer beni baştan çıkartmaya devam edersen, ne olacağını biliyorsun sevgilim," Ateşler içinde genç adamın fısıldayışını hayal meyal duyarken dudağını ısırdı. Connor onu kendine çekip kucağına oturttuğunda, genç kadın bacaklarını beline doladı. Bedenleri birbirine temas ettiğinde, gözünün önüne düşen bir bukleyi kulağının arkasına attı Connor. Kalbinin atışları kulaklarında yankılanıyor, sıklaşan soluklarına rağmen nefesi kesiliyordu. Dudaklarının tadını bir kez daha alırken şehveti hiç olmadığı kadar yoğun hissediyordu Heaven. Genç adamın dudakları, yavaşça boynuna doğru kayarken, Heaven başını geriye attı. Parmaklarını ipeksi saçlarının arasında gezdiriyor, dudaklarının alevi içine işliyordu. Tutkuyla sarhoş olmuşçasına sersemleşmişti. Ona devam etmesini mırıldanırken güçlükle nefes alıyordu.

    Bir anlığına tereddüt duygusu ağır basan Connor'ın boğuk sesi kulaklarında çınladı. "Hala devam etmemi istediğinden emin misin?" Heaven yavaşça başını kaldırdı ve elleriyle suratını kavradı. Dudaklarını bir kez daha kendininkilere bastırırken bu defa tereddüte yer bırakmamıştı. "Seni istiyorum," Halsiz bir tını vardı sesinde, güçlükle fısıldamaya devam etti. "Biraz önce alevin tam ortasına uzattım elimi. Senin yangınında yanıyorum ama acıyı hissetmiyorum. Sadece seni istiyorum. Tek bildiğim bu.." Sesi giderek güçsüzleşirken zorlukla yutkundu. Koyu kahverengi gözleri dipsiz bir kuyuymuşçasına içlerinde kayboluyor, kendini buluyordu tekrar tekrar. Connor'ın kavrulan tenine temas ederken en az onun kadar yanıyordu bedeni. Hayatında ilk kez tanıştığı bu duyguyla başa çıkmakta zorluk çekiyordu. Soran gözlerle baktı genç adama. İlk kez böyle bir kararı başkasına bırakıyor ve ilk kez evet demesi için yalvarıyordu ona.


En son Heaven Arquette tarafından C.tesi Eyl. 10, 2011 8:40 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Connor Liam Dawson

avatar

Lakap : Daws
Rp Sevgilisi : Heaven Arquette
Mesaj Sayısı : 63
Kayıt tarihi : 23/07/10

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: The Flame of Passion   C.tesi Eyl. 10, 2011 11:12 am

    Kucağındaki genç kız Connor'a iyice sokulduğunda, genç adamın kulağına eğilerek fısıldadı. "Seni istiyorum," dedi tıpkı genç adam gibi o da nefes almakta zorlanırken. "Biraz önce alevin tam ortasına uzattım elimi. Senin yangınında yanıyorum ama acıyı hissetmiyorum. Sadece seni istiyorum. Tek bildiğim bu.." Sözleri bir ok gibi genç adamın adeta kalbine saplandı. Ne demesi gerektiğini bilemiyordu, ya da ne yapması gerektiğini. Yalnızca Heaven merkezli dönüyordu dünyası o an, yalnızca onu biliyordu. Connor ise ona her şeyi vermek için yanıp tutuşuyordu ki, daha fazla dayanamayacağını anladı.

    Basit bir hareketle kızı yere doğru yatırarak üzerine yerleşti. Okuldan çok uzaktalardı, kimse onları göremez, kimse onları duyamazdı. Tutkunun aleviyle tutuşan iki genç, şimdiye kadar yaşadıkları tecrübelerin yanında, bugün ilk kez kendilerini bomboş hissediyorlardı. Tecrübe listesi sayfalara sığmayacak olan Connor, adeta bir bakirin heyecanıyla genç kızın dudaklarını son bir kez kavrayarak, elleriyle göğüslerini buldu. Heaven'ın inlemeyle karışık çıkan boğuk sesi, onu iyice sertleştirirken kendisinden çıktığından emin olamadığı sesle atıldı. "Seni o kadar çok istiyorum ki.. Sen, karanlıkta birdenbire doğan güneşim gibisin. Öyle ki, sensiz geçen her saniye kendimi kaybolmuş hissediyorum. Her gün seni görmek istiyorum. Her zaman seninle olmak," diye fısıldadı kızın kulağına. Ardından kendisini toparlayarak devam etti.

    "Sen benimsin. Daima öyle kalacaksın. Tıpkı benim kalbimin sonsuza kadar sana ait olduğu gibi." Son sözlerinden sonra genç kızla bir bütün oldu genç adam. Kıyafetlerin ne zaman önemini yitirip yok olduğuna karar veremiyordu, şu an kendisini bulutlarda hissederken, sonsuzluk sarmıştı dört bir yanını. Genç kızdan kopmak sanki bütün dünyasını alt üst edecekmiş gibi geliyor, huzur dolu nefesi genç kızınkine karışıyordu. Son bir kez, onun dudaklarına bir öpücük kondurdu genç adam. Vücutları birbirinden ayrılırken, hiçbir zaman bu kadar yanmadığını düşündü. Sanki ilk kez dünyaya gelen bir bebek gibiydi şimdi. Kalbinde ve ruhunda bir dinginlik tüm dünyasını kaplıyordu. Gülümseyerek genç kızın elbisesini uzattı. Kendi üzerine yeniden gömleğini geçirirken, ikisi arasında artık kelimelere gerek yoktu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Heaven Arquette

avatar

Lakap : Queen
Rp Sevgilisi : Özledim ya.
Mesaj Sayısı : 261
Kayıt tarihi : 10/02/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: The Flame of Passion   C.tesi Eyl. 10, 2011 11:47 am

    Az önce sarf ettiği kelimeler hala boğazında düğümlü dururken, Connor'a bakmayı sürdürdü. Bekleyişi uzun sürmemiş, genç adam daha fazla ona karşı koyamamıştı. Heaven'ı yavaşça yere yatırdı ve üzerine yerleşti. Teninin kokusundan başka bir koku, soluklarının sesinden başka bir ses duymayan genç kadın sersemlikten başka bir şey hissetmiyordu. Hiç olmadığı kadar acemi, tecrübesiz hissederken bir yandan kalbinin atışlarını dizginlemeye çalışıyordu. Connor onu bir kez daha dudaklarıyla buluşturdu. Ruhu tıpkı bedeni gibi ateşler içerisindeyken inliyordu. Ona bir şeyler söylemek istese de kurumuş boğazında bir taş varmışçasına acıyla yutkundu. Söylemek istediklerini dile getiren sevgilisi olurken uzun solukları giderek düzensizleşiyordu. "Seni o kadar çok istiyorum ki.. Sen, karanlıkta birdenbire doğan güneşim gibisin. Öyle ki, sensiz geçen her saniye kendimi kaybolmuş hissediyorum. Her gün seni görmek istiyorum. Her zaman seninle olmak," Kulağına mırıldanan sözler kendinden geçmesine, var olduğunu hissetmesine neden olurken Connor yutkunarak devam etti.

    "Sen benimsin. Daima öyle kalacaksın. Tıpkı benim kalbimin sonsuza kadar sana ait olduğu gibi." Son sözlerin söylenmesinin hemen ardından Heaven ona tamamen teslim oldu. İkisinin de hızlanan solukları birbirine karışırken tutku ve şehvet, aşkı esir almıştı. Genç kadının sonsuzluğu içinde hissederken duyduğu huzur kelimelerle anlatılamayacak boyutlara ulaşmıştı. Tıpkı genç adamın da söylediği gibi, ona aitti. İhtiras, tutku ve aşktan oluşan bağları asla kopmayacak, giderek güçlenecekti daima. Sonsuza kadar onunla olmak için yapmayacağı şey yoktu genç kadının. İlk kez onunla tattığı aşk, onun için hep ilk ve son olarak kalacaktı.

    Genç adam suratında huzur dolu gülümsemesiyle elbisesini uzattı ona. Dağılan rujunu elinin tersi ile silerken gözlerini bir bile ondan ayırmadı. Mükemmelikti o, kusursuzluk, sonsuzluk... Elbisesini üzerine geçirirken temiz havayı içine çekti. Hayatının en güzel saatlerini yaşarken suratında dingin bir tebessüm oluştu. On yedi yıllık hayatı boyunca ilk defa mutlu hissediyordu Heaven Arquette. Küçük bir kız çocuğu kadar saf ve masumdu. Bir o kadar da huzurlu. Ona ait olduğu gerçeği ile gülüyordu yüzü ve her ne olursa olsun, hep ona inanmayı seçmişti. Hep ona güvenmeyi...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
The Flame of Passion
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: H O G W A R T S :: Okul Arazisi :: Göl Kenarı-
Buraya geçin: