Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Muggle For A Day

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Hans Finn Landers
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
avatar

Lakap : HANSEY!
Rp Sevgilisi : Daenerys K. F. Landers; BETTER THAN YOURS.
Mesaj Sayısı : 1059
Kayıt tarihi : 06/11/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Muggle For A Day   Cuma Ağus. 31, 2012 10:26 pm



MUGGLE FOR A DAY

HANSxxxx&xxxxNILS





::
 


THIS IS WHAT LIFE'S ABOUT!:
 

    MY TWIN:
     

anyways:
 

#benençokjackegülüyorum
#çünküjackçokkomik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hans Finn Landers
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
avatar

Lakap : HANSEY!
Rp Sevgilisi : Daenerys K. F. Landers; BETTER THAN YOURS.
Mesaj Sayısı : 1059
Kayıt tarihi : 06/11/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Muggle For A Day   C.tesi Eyl. 01, 2012 9:09 am

    Üç gün, sekiz saat, yirmi üç dakika oldu; yani hiçbir şey olmamış gibi yeniden başlamaya çalışalı. Bu Hans için kolaydı, en azından normalde öyleydi. Bir hayat biter ve geri kalanı devam ederdi: devam etmek zorundaydı. Aslına bakarsanız zor olan tek şey gidenleri bir zamanlar sevmiş olmanızdır, sevdiklerinizi unutmaktır.. O nedenle Hans kendini mümkün olduğunca sevmemek için zorlar her defasında çünkü her sevdiğini kaybedeceğine inanmıştır, haklı da çıkmıştır; ama artık çok geçtir.

~*~
    Kapıyı ardından ses çıkarmadan kapatarak apartmanda ayakkabılarını bağladı. Asasını her zamanki alışkanlığıyla pantalonunun cebine koymuştu. Geçen bir iki güneşli günden sonra Londra tekrar bulutlu karamsar havasına bürünmüş ve tekrar palto giymeyi zorunlu hale getirmişti. Paltoları pelerinlerden daha çok severdi Hans, belki Muggle'ların arasında büyümüş olması bunda etkiliydi; ama yine de pelerinleri hoş bulmuyordu işte: kız işi gibiydi.

    Merdivenleri koşarak inip sokağa çıktı, yanına kay-kayını almamıştı ve gideceği ver Muggle süpermarketlerinden başka bir yer olmayacağı için cisimlenmemişti de. Hem yürümek ve temiz hava daima iyi gelirdi. Temiz ve nemli sokaklarda bisikletleriyle ilerleyip duran gençler, annelerinin elinden tutmuş rengarenk çocuklar apayrı yönlere doğru giderken Hans birkaç metre daha yürüyüp Lidl'e girdi. Aldi'nin daha uygun fiyatlı olduğunu biliyordu ama Lidl daha işine gelmişti, hem alt komşusu da sürekli Lidl'in daha kaliteli olduğundan falan bahsediyordu, eh, kadınla konuştukları tek an asansörde market poşetleriyle olduğu için muhabbet daha farklı olmuyordu işte. Hamburg'da bu iki marketi de oldukça kullanmışlığı vardı ve Avrupa'nın en güzel yanının bu iki marketin çoğu ülkeye dağılmış olması olduğunu düşündü, nereye giderse gitsin çoğu bilindik lezzet de onu takip ediyordu böylece. Çocukluğundan kalma bir-iki tat belki de...

    Market arabası almadan içeri daldı, bir iki ufak ihtiyacı alıp çıkmayı planlıyordu, bi de canı ne isterse işte. Dün bulduğu yeni işe güvenip bugün neyi varsa harcayabilirdi aslında, ki bu onu mutlu etmiyor değildi. içeri girer girmez karşına çıkan ekmek bölümünden sıcak kruvasan aldı ve kağıt poşetlere koydu. Ardından, bir salatalık -yurt dışında taneyle satılıyor o meret-, bir file limon belki patates ve- Eli kolu birden doluverince geriye dönüp şu market arabasını aldı ve neyi varsa bıraktı, hatta üstünde ağırlık yapan paltoyu bile ona attı. Sonunda sıra içecek kısmına geldiğinde cidden kararsızdı. İki şişe kola alıp düşünmeden arabasına koydu, sihir dünyasının en büyük eksiğiydi bu içecek! Ancak dünden beri içip durduğu biraların yerini şarapla doldurmak gibi düşünce aklında dönerken içecek reyonundan ayrılmak oldukça zordu, en sonunda her ikisinden de koyup devam etti. Alması gereken asıl şeyleri hatırlamaya çalışıyordu. Deterjan alındı. Peynir alındı. Patates alındı. Şampuan- Hayır, o hala alınmadı. Arabasını o reyona sürdü ve hazır önünden geçiyorken bir iki paket cips ve çikolata da attı. bakınız alışverişi abartmak; yazmak parayla değil ya bana yaramadı

    Sonunda şampuan, duş kremi, diş macunu, parfüm ve bebek losyonu kokan o nacizane bölüme geldiğinde durup hep kullandığı marka için bakındı. Göremeyince arabanın yanından ayrılıp raflara yaklaştı ve incelemeye koyuldu. 6,95 8,75 3,27 Fiyatlar ve markalar sürüp giderken aradığı hala yoktu. Yan tarafta duran sarışın bayan biliyor olabilir diye düşündü veya önünde duruyor olabilir. Aslında saçlarının ipeksi duruşuna bakılıcak olursa şampuan bölümünde mastır yapmış bile olabilirdi, ilk önce çekindiyse de sonra önemsemeden kızın omzunu dürttü ve o markanın nerde olduğunu bilip bilmediğini sordu, kız ona cevap vermek için döndüğündeyse içinden istemsiz bir şekilde "Yok, artık!" diye bağırdı ve gülümsedi. Çünkü ipek saçlı bayanı tanıyordu. Hatta o bir bayan bile değildi. Altıncı sınıflardan zayıf bir oğlandı, her ne kadar bunca yıl gözüne çarpmışsa da konuşmuşlukları yoktu daha ve Gryffindor üniformasının içinde olmayınca tanımakta oldukça güçlük çekmişti veya Hogwarts'dan herhangi bir kimseyi burda görmeyi beklemediği içindi bu şaşkınlığı. Ama geçen dönem oğlan büyük salonda Slytherin'le iyi bir laf dalaşına girdiğinden beri, bu çocuğa sempati besliyordu, yani en kısa anlatımla "Koçum benim." deyip sarılası vardı.

    Oğlan onu tanımışcasına gülümsedi ve "Hans, Hans Landers. Değil mi?" dedi. Hans da ona ifadeyle "Evet, sen de Nils olmalısın." dedi, "Altıncı sınıflardan."



::
 


THIS IS WHAT LIFE'S ABOUT!:
 

    MY TWIN:
     

anyways:
 

#benençokjackegülüyorum
#çünküjackçokkomik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nils Wójcik

avatar

Lakap : ox-fordçu ._.
Rp Sevgilisi : loki'nin sağ kolu...
Mesaj Sayısı : 240
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Muggle For A Day   Ptsi Eyl. 03, 2012 1:58 am

    Bir büyücü olarak burada ne aradığını sorgulamadan önce şu an hayatındaki en önemli kararı vermek üzere olan Nils ecel terleri döküyordu. Alışveriş sepetine yığdığı renk renk kız işi şeylerin ardından -sormayın neler- bu iki müthiş şampuan arasında kalmıştı. Karşısındaki adamın üzerine bastığı ayağı değiştirmesinden ve suratındaki bayık bakıştan 'karar ver de git artık' demek istediğini anlamasına karşın umursamıyordu bile. Önce pembe renklinin kapağını açıp kokladı, sonra beyaz renkliyi. Pembeliden son karar için bir nefes daha çekti, tam beyaza geçecekti ki pembeyi bir daha kokladı ve keyifle gülümsedi, harika kokuyordu. Ama neden beş pound'ı daha yoktu ki sanki, böylece ikisini de alabilirdi? "Beyazı alıyorum!" Nihayet verebilmiş olduğu bu ani kararından dolayı markette bir bayram havası seziliyordu. Özellikle çalışanlar arasındaki fısıldaşma dikkat çekiciydi. Yürürken pek fazla yanına yaklaşmamaları da konuşmanın içeriğini az buçuk özetliyordu. Aman yaklaşmayın! Bir şey sormasın!
    Genelde kararsız bir insan değildi, elma ve çilek, tatlı veya tuzlu, sıcak ya da soğuk ayırt ederken zorlanmadığı belli başlı şeylerdi. Konuşacağı kelimeleri de müthiş bir hızda seçerdi, ya da taciz edeceği yere dokunmadan önce hiç düşünmezdi mesela. Okuldan kaçarken de böyleydi, bazen durup düşünüyordu da acaba hafiften kaçık mıydı? Zaten normal bir görüntüsü yoktu, düşünsenize, erkek olarak dünyaya gönderilen bu canlı yanınızda gezdirdiğiniz ya da yattığınız kız arkadaşınızdan daha güzeldi? wadafak?
    Velhasıl kelam, muggleların kozmetik dünyası aklını başından alıyordu. Muggle'ların bir çok detayı kafa karıştırıcıydı zaten. Kendisi bir asa sallayıp büyülü sözcükler öğrenmeye üşenirken ve bunu çok matah bir işmiş gibi düşünürken çevresindeki insanlar ne yapıyorlarsa tırnaklarıyla kazmak zorunda kalıyorlardı. Bir kaç eski el yazması görmüştü de müzede. Herhalde muggle olsa ölüm kendisini bulana dek pikesinin altından çıkmazdı...
    Omzuna dokunan eli hissedince şampuan setini getiren görevli zannedip dönmüştü ama değildi. Hatta çok derin düşüncelerinden biraz çıkınca baya tanıdık bir sima olduğı- HANS? saymayı asla beceremediğim 5n sorusu kafasında şimşek gibi çakmıştı. Bir an büyükbabasından yediği azarları hatırlamıştı da şimdi mutluydu, muggle dünyasıyla azda olsa beraber olmaktan sıkılmayan bir büyücü daha vardı. Hatta kendi binasından, sevdiği bir çocuktu bu. İçi geçmiş Slytherin'lileri baya bir çileden çıkarıyordu. Geçen sefer koridorlarda fangirllerinden birini bebek gibi ağlatmıştı. "Eveet, altıncı sınıflardan." Diyerek onayladı. Onunda son sınıfta olduğunu biliyordu, ne yazık ama. Sonra elinde tuttuğu şampuanlardan birini işaret etti. Yarım saat önce onlara da bakmıştı ki biri 'erkekim' kokusu gibiydi böyle ağır ve erkeksi ayrıca mentollü -dünyadaki en ölümcül şey- ve Hans onu kullanmak için fazla iyi bir çocuktu. Öbürünü işaret ederek almasını tavsiye etti. "Muggle'ların içinde kalmayı sen de seviyorsun galiba, ne güzel! Artık büyücü dünyasında keşfedilecek yer kalmamış gibi geliyor bana..." Dudaklarını büzmüştü, biraz üzülüyordu bu konu hakkında ama ne çare.
    Bir bildiği varmış gibi kolunu omzuna atan Hans'a şaşkınca bakıyordu ki marketin Nils yüzünden epey ıssızlaşan kısmını fırsat bilip bir cisimlenme büyüsü yapılmıştı. Hans ile kendisini uçsuz bucaksız bir bahçede buluvermişti. "IKEA, evinizin her şeyi." diye mırıldanırken Hans'ın sesini işitmişti. "Adamların bir bildiği var." Nasıl yani?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hans Finn Landers
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
avatar

Lakap : HANSEY!
Rp Sevgilisi : Daenerys K. F. Landers; BETTER THAN YOURS.
Mesaj Sayısı : 1059
Kayıt tarihi : 06/11/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Muggle For A Day   Salı Eyl. 04, 2012 10:09 pm

    Oğlan "Eveet, altıncı sınıflardan." diyerek onayladı. Hans'ın tahmin ettiği gibi önünde durduğu şampuanlardan birini, alması için işaret etti aynı zamanda hevesle konuşuyordu "Muggle'ların içinde kalmayı sen de seviyorsun galiba, ne güzel! Artık büyücü dünyasında keşfedilecek yer kalmamış gibi geliyor bana..." ardından dudaklarını bu konu cidden canını sıkıyormuş gibi dudaklarını büzdü. Hans Muggle gibi büyümüş biri olarak elbette Muggle Dünyasını oldukça seviyordu ancak bu konuda aynı fikirde olan bir başka birini görmek onu da şaşırtmıştı, hele ki bu kişinin keşfedilecek yerler de araması..

    Yüzünde bilmiş bir gülümseme oluştu ve ileri doğru bir adım atmadan önce market belli belirsiz arabasındaki ceketini tuttu. Zira, artık gitme vaktiydi; sarışın oğlan bilmese bile. Kolunu oğlanın omzuna atarak zaten kimsenin olmamasından yararlanıp öylece cisimlendi. Yalnızca bir an sonra kocaman bir bahçenin içindeydiler, daha doğrusu bir otoparkın. Çocuk önlerinde duran binadaki büyük yazıları güneşten dolayı gözünü kısarak okudu "IKEA, evinizin her şeyi." ve Hans da -Nils hala kolunun altındayken- aynı yöne bakıp "Adamların bir bildiği var." dedi ve dönüp sözünü onaylar bir mimik yaptı. Hala askıda duran kolunu fark edip geri çekerken beraber ana kapıya doğru yürümeye başlamışlardı.

    Buraya kendisi de daha önce gelmemişti aslında. Bu şehre gelip gittiği doğruydu, eğlence şehriydi Helsinki, gece gündüz hiç fark etmiyordu. Ama burda ne yaşamışsa yaşasın Londra'nın soğuk havasından oldukça uzak ve hoş olmuştu. Başka şehirler, başka diller ve bir daha asla görmeyeceği başka insanlar.. Çoğunlukla görmüş olmakla bir buradaki IKEA'ya girmişliği yoktu. O nedenle keşfedilecek yeni bir yer arayan bu oğlanı getirecek en iyi yer olarak düşünmüştü burayı; çocuğun suratındaki merak, içten içe onu mutlu ediyordu.

    İçeri giren onlarca kişinin arasına sıkışıp dönerli kapıdan içeri girdiler, kahvaltı yapmamış biri olarak ilk önce kafeteryaya dalmayı planlamasına rağmen Nils'in ne olduğunu merak etmesi üzerine renkli kısma doğru ilerlediler. Her yeni adımlarında artan çocuk sesi aslında oldukça ipucu veriyordu geri dönmeleri için. Yine de, bakmak öldürmez ki. Sadece çocuklara ayrılmış içi plastik toplarla dolu bir bölümdü burası, kaydıraklar falan da vardı. Muggle'ların çocuklar için tasarladığı eğlenceli bir hapishaneyi andırsa da şu tırmanılan şey oldukça ilgi çekiciydi. Yabancı bir sesle irkildi. Karşısında yirmili yaşlarında sarışın bir bayan vardı ve sanki on saattir onlara sesleniyormuş da duymuyorlarmış gibi kızgın bir surat ifadesiyle bakıyordu. Muhtemelen beşinci kez aynı sözleri tekrarladı ve Hans hiçbir şey anlamadı, göz ucuyla Nils'e bakınca onun da göz ucuyla kendisine baktığını fark etti; O da anlamamıştı. Bu komik bakışmadan sonra gülmesine engel olamadı ve genç bayana dönüp ingilizce, Fince anlamadıklarını söyledi. Kadın abartıyla gözlerini devirerek berbat bir aksanla ve grammerle "Sizin çocuk, almaya mı geldiniz?" Ha? Yok artık. Büyük ihtimalle Nils'le Hans'ı evli sanmıştı. Sarışın kadının bu tabloda Hans'ı erkek Nils'i de kız olarak düşündüğüne şüphe yoktu ve bu tablo gereğinden fazla tuhaftı. Nils şakaya alarak güldü ve kadına aynı onunki gibi bozuk bir aksanla "Bizim çocuk oynasın biraz daha." dedi. Ardından hızlı adımlarla ordan ayrıldılar, kadının görüşünden ayrıldıklarında Muggle'ları umursamadan sesli güldüler. İkisi de aç olduklarını fark ettiğindeyse geziye başlamak için en güzel nokta kafeteryaydı.


::
 


THIS IS WHAT LIFE'S ABOUT!:
 

    MY TWIN:
     

anyways:
 

#benençokjackegülüyorum
#çünküjackçokkomik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nils Wójcik

avatar

Lakap : ox-fordçu ._.
Rp Sevgilisi : loki'nin sağ kolu...
Mesaj Sayısı : 240
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Muggle For A Day   Cuma Eyl. 07, 2012 8:57 am

    Bir büyücünün döner kapıyı ilginç bulması şaşılası bir olaydı. Ağzı bir karış açık bir vaziyette içeri daldıklarında, sudan çıkmış balık misali etrafa bakınıyordu. Şu an içine girmiş olduğu dünya, büyücülerin arasına düşmüş bir muggle'ın şaşkınlığından bile fazla olabilirdi. Etrafta yüzlerce, belki de binlerce insan önleri sıra götürdükleri ufak arabalarda tuhaf eşyalar taşıyorlardı. Hepsini tek tek elleriyle seçmek, nasıl da zor olmalıydı! Kulağını tırmalayan çocuk sesleriyle dikkati dağıldı. Bu kadarının bir arada olduğu düşünülürse ve böyle bağırmalarına bakılırsa biri onları denek olarak kara büyü alıştırmalarında kullanıyor olabilirdi... Çocuklar, sevemediği bir kesimdi, daha doğrusu o kadar anlamsızdılar ki çözemediği için korkuyordu yanlarına gitmeye. Kadının sorduğu soruya kibarca gülerek başını salladı. Verdiği yanıt kızı pek memnun etmemişti anlaşılan. Başından savmak istediği bir velet sürüsüyle uğraştığına bakılırsa... En iyisi kısa yoldan uzaklaşmaktı. Zaten felaket acıkmıştı ve ufak kırmızı hapishanenin büyüsünü görmemezlikten gelebilirdi şu an için. Gerisin geri kaçarlarken şakayla gülerek yanındaki oğlana takılmayı ihmal etmedi. Yavaşça saçlarını karıştırıp okuldaki kızların sırnaşıklığını taklit etti -ki bu müthiş gözlem için bir arkadaşına teşekkürü borç bilir-. "Çocuğumuz, bjorn, aşkımızın meyvası, haha!" diye güldü. Kafeteryaya geldiklerinde etrafı dikkatle izledi. Ne yemeliydi şimdi? Kararsızca bakınırken göz ucuyla Hans'a baktı. Aslında yemek istediği şeyler belliydi ama henüz daha hangi şehirde olduğunu bile kavrayamadığından şaşkın kedi misali iki ayağının üstünde durup dolanıyordu. "Hmm, illa kafetaryada mı oturmalıyız?" Şeytanca sırıtırken vitrinde dizili tatlılara bakıyordu. Aman Tanrım, cheescake'ler, renk renk tatlılar. Her ne kadar annesini Fransa'da ziyarete gittiği vakitlerde içinden bir türlü çıkamadığı pastanedekiler kadar özenli görünmeseler de almak isteyeceği şeyler belli olmuştu. "Sen ne yiyeceksin?" Sarı kafasını vitrinden kaldırıp çocuğa çevirdi. Ikea mıdır nedir, daha iyi bildiği aşikardı. Belki onun bir tavsiyesi olabilirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hans Finn Landers
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
avatar

Lakap : HANSEY!
Rp Sevgilisi : Daenerys K. F. Landers; BETTER THAN YOURS.
Mesaj Sayısı : 1059
Kayıt tarihi : 06/11/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Muggle For A Day   Salı Ocak 01, 2013 11:45 am

    Kadının yanından hızla ayrıldıklarında hala gülüyorlardı, Nils Hans'ın saçlarını karıştırıp okuldaki kızları biraz abartıyla taklit edip sırnaşık bir hareketle "Çocuğumuz, Bjorn, aşkımızın meyvesi." diyerek güldü. Hans da bu muhteşem taklit sonucu gülüşüne engel olamadı. Nils'in bu yanı hoşuna gitmişti, onu sadece görünümünden dolayı kız sanan biriyle eğlenip yoluna devam ediyordu, taktığı yoktu. Aynı onun da dövmelerine veya küpelerine laf edenlere yaptığı gibi. Umursadığı yoktu. Kendi yollarında ilerleyip hiçbir şeye aldırmadan gülüp eğlenebilirlerdi. Nils yoluna çıkıverdiği için çok mutluydu çünkü son zamanlarda gülmeye cidden ihtiyacı vardı.

    Kafeteryaya girdiklerinde gürültüyü hissedebiliyordunuz. Nils'in huzursuzca etrafı süzdüğünü fark etti Hans, çocuğun bu kadar çok Muggle bulunan bir yerde daha önce bulunmadığına dair bahse girebilirdi. Biraz bakındıktan sonra Nils, illa kafeteryada mı yemeleri gerektiğini sordu. Kurallara uyan insanlar için cevap evet olmalıydı ancak dilini bilmedikleri bir ülkede kurallara uymamaları onların suçu sayılır mıydı ki? Hayır diye düşündü. Bugün ne istersek yapabiliriz. Nils cevabı beklemeden tatlı reyonunun önüne geçmiş ve hayranlıkla cheescake'leri süzüyordu. Bakışları halen cheescake'leri tacizdeyken Hans'a ne yiceğini sordu, aslında cevap çoktan ortaya çıkmıştı.

    Ellerinde birer dilim cheescake tabağı ve içecek bardaklarıyla kafeteryadan ayrıldılar. Belki doymayacaklardı ama istedikleri zaman kafeteryaya cisimlenebilecekken bu pek de sorun değildi. Nils cheescake'inden iri bir lokma ağzına attıktan sonra lokmaya aldırmadan konuşuyordu, "O zağan bugün Muggle güğü olsun. Biy güğlüğüne Mugyle!" Hans içeceğinden koca bir yudumu yuttuktan sonra işaret parmağını hayır dercesine sallayarak cevapladı, "Başaramazsın." Nils'in bakışları cüretkardı, hadi oradan dercesine kendine güvençli. Hans'sa kaşlarını havaya kaldırdı ve o anda her ikisi de serçe parmaklarını birbirlerine uzatıp iddia için sıktılar.
    "Birgün boyunca?"

    "Birgün boyunca."
    "Hiçbir büyü yok?"
    "Bi' tane bile."
    "Kaybeden ortak salonda boxer'la dolaşır?"

    "Bu adil değil!" diye itiraz etti Nils, ortak salonda merak konusu olan Hans'ın göğüsleri değildi. "Sen kaybedersen Night ile öpüşürsün."
    "Yok artık!"
    Gözleri dehşetle büyümüştü.
    "İddaa iddaadır." dedi Nils ve pis bir sırıtışla cümlesini taçlandırdı.
    "Slip giyip dans edeceksin!"
    "Herkesin ortasında en az bir dakika!"
    Hans yüzünü hiç olmadığı kadar buruşturmuştu, ne olursa olsun Nils bugün büyü yapmak zorundaydı. Yoksa olacak şey hiç de hoş değildi. Sorun şu ki Nils'in de aklından aynı şeyler geçiyor gibiydi. 'Bunu birbirimize neden yaptık?!' demek istiyordu ama ikisininin de artık vazgeçmeyeceği ortadadaydı. Hans, ilk Nils vazgeçmezse sesini bile çıkarmazdı. Korkak görünmek istemiyordu, o bir Gryffindor'du. Nils de bir Gryffindor'du. Keşke bir Hufflepuff olsaydı diye geçirdi içinden ve koca bir dilim cheescake'i ağzına götürüverdi.

    Derken kafeteryadan eşyaların gösterimine başlanan yerin kapısına kadar olan yolu yarıladıklarında, aynı anda, kapıda duran şişman memuru kestiler uzaktan ve her ikisinin gözü de aynı şeytani ışıltıyla parladı. Hans tabak ve bardakların hepsini bir şekilde eline alıp bir kenarda bekleyecekti ve Nils de memuru oyalacaktı. Ve böylece memur fark etmeden, Hans yiyeceklerle içeri girebilecekti. Oldukça basit. Hans elindeki tabaklarla yerine geçtiğinde, Nils'e "Hadi koçum, görelim seni." dedi ve ardından "İstersen cisimlenelim?" diye ekledi gülerek, Nils'in bakışlarından okunan kelimeler açıktı. Asla.

~*~
    Nils ile Hans Nils'in adamı başarı ile oyalaması sonucu içeri girdiler. Dolaplara saklanıp Muggle'lara Narnia şakası yaptılar. Gülüp eğlendiler. Yataklara uzanıp evlerindeymiş gibi davrandılar ki bu esnada Nils Hans'a farklı bir gözle bakmış olsa da Hans anlamadı. IKEA'dan çıktıklarında Londra'ya büyüsüz geri dönmeleri gerekiyordu ve Nils bunun için bir yol düşünürken Hans kollarını kavuşturup iddiayı kazanmak adına hiçbir yardımda bulunmadı. Nils kendi çabalarıyla bir büyücü bankası bulduktan sonra Londra için iki tane tek yönlü bilet aldılar. Uçuş saatini beklerken Hans Nils'in sandığından çok daha başarılı olduğunu, öte yandan böylesine eğlenceli geçirdiği bir günde Gordon ile halen küs oluşlarını düşünüyordu. Uçağın saati geldiğinde ellerinde IKEA'dan çıktıktan sonra Nils'in Finlandiya Anısı adı altında aldığı birkaç şeyi paketinden başka bir şey yoktu ki turnikelerden geçip en sonunda uçağa vardıklarında Hans onları alıp bagaj kısmına koydu. Üç kişilik ekonomi sınıfı koltuklarında Nils cam kenarında, Hans ise ortada oturdu; yanlarıysa hafta içi olmasına rağmen yarıyıl tatili içinde oldukları için doluydu. Nils yolculukta uyuyakaldı ve başı Hans'ın omzuna düştü. Hans ise rahatsız olmadan genç adamın omzunda uyumasına izin verdi. Londra'ya vardıklarında hava artık kararmış, hafiften kar yağmaya başlamış ve iddiayı Nils kazanmıştı. Nils Hans'a okulda bunu hatırlatacağını ve iddianın gerektirdiğini yapması gerektiğini söyledi gülerek, Hans ise bunun oldukça farkında olduğunu söyledi ona ve Aiden'dan bile dayanıklı olduğunu söyleyerek ekledi. Aslında bu son sözünden o kadar da emin değildi ancak yine de Nils bugün iddialar konusunda Aiden ile kapışabileceğini göstermişti. Londra'da havaalanından ayrılmadan önce Hans elini Nils'in omzuna attı ve "Güzel bir gündü." dedi ve Nils ona gülümsedi "O zaman tekrarlamalıyız." Vedalaşırken konuşmadılar, yalnızca Hans elini kaldırdı gidiyorum dercesine ve Nils sarıldı beklemediği bir şekilde. Güldüler. Ayrıldılar ve farklı yerlere gitmek üzere cisimlendiler.


::
 


THIS IS WHAT LIFE'S ABOUT!:
 

    MY TWIN:
     

anyways:
 

#benençokjackegülüyorum
#çünküjackçokkomik


En son Hans Finn Landers tarafından Ptsi Mayıs 26, 2014 10:10 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hans Finn Landers
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
avatar

Lakap : HANSEY!
Rp Sevgilisi : Daenerys K. F. Landers; BETTER THAN YOURS.
Mesaj Sayısı : 1059
Kayıt tarihi : 06/11/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Muggle For A Day   Paz Mayıs 25, 2014 11:01 am

X SON X
NOT:
 
 


::
 


THIS IS WHAT LIFE'S ABOUT!:
 

    MY TWIN:
     

anyways:
 

#benençokjackegülüyorum
#çünküjackçokkomik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Muggle For A Day
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Ü L K E L E R :: Finlandiya-
Buraya geçin: