Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Blonde is the new Evil | Krystof & Veradiscia

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Veradiscia Bratčikovaite
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Vera
Rp Sevgilisi : Benim evet.
Mesaj Sayısı : 168
Kayıt tarihi : 03/09/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Blonde is the new Evil | Krystof & Veradiscia   Salı Ara. 04, 2012 6:49 am


Blonde is the new Evil
x Krystof & Veradiscia x
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Veradiscia Bratčikovaite
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Vera
Rp Sevgilisi : Benim evet.
Mesaj Sayısı : 168
Kayıt tarihi : 03/09/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: Blonde is the new Evil | Krystof & Veradiscia   Paz Ocak 13, 2013 6:49 am

"Sen bu kadar zaman boyunca bana bunu nasıl söylemezsin?!" Öfke ile dolu sözleri büyük yatak odasını adeta inletiyordu. Yumruklarını sıkmış, direkt olarak kardeşinin masmavi gözlerinin içine bakıyordu. Jacques'ın karşısında hiç ses çıkarmadan oturuşu daha da sinirlendiriyordu genç kızı. Sesi titremeye başladı. "Krys'in benimle oynamasına izin verdin Jacques." Dişlerini sıkmaktan canı yanıyordu artık. Bunca zaman boyunca küçük düşmesine göz yuman kardeşi sonunda gözlerindeki acı dolu ifadeyi farketmiş olacaktı ki yerinden kalkıp genç kıza sarılmaya yeltendi. Vera geri çekilirken bir kez daha avazı çıktığı kadar bağırdı. "Nasıl yaparsın?!" Jacques gözlerini devirdi, son yarım saattir her Vera bir şey söylediğinde yaptığı gibi. "Üç-dört tane erkeğin salakça bir oyununda nasıl beni ortaya koyarsın sen?! Hem de-" Bir an için nefesinin kesildiğini hissetti ve kafasını aşağı eğdi. "Hem de Krys'e karşı.." Biraz olsun durulmasına karşın hala beyni patlayacakmış gibi hissediyordu. Aylardır her dakikasını birlikte geçirdiği, ilk defa gerçekten bir şeyler hissettiğini düşündüğü kişinin tamamen bir oyun sonucu onunla olduğunu öğrenmek Vera'nın kaldırabileceği bir şey değildi. Bu tür şeyler için fazla gururluydu genç kız.

"Vera biraz sakin olur musun artık? Lütfen." Odayı boydan boya turlamaya devam eden genç kızın öfkesi biraz olsun azalmamıştı. Aylardır bir oyunun içinde olduğunu ve bundan bir an olsun şüphe etmemiş olduğunu düşündükçe daha da sinirleniyordu. Krys'le arasında yaşanan her şey gerçek olamayacak kadar güzeldi evet, ancak yine de bunun saçma sapan bir iddia olduğu aklının ucundan bile geçmemişti. Hayatı boyunca ilk kez gerçekten mutlu olduğunu hissetmişti genç kız. Ve elbette karşısındaki de bir o kadar mutlu ettiğini. "Beni herkesten korumaya çalıştığını düşünürdüm hep." Kendine kızar gibi gülümsedi genç kız. "Ama beni bir iddia malzemesi yapacak kadar değersiz görüyormuşsun. Sana gerçekten inanamıyorum Jacques." Nefeslerini dizginlemek istercesine yutkundu. Yumruklarını o kadar çok sıkmıştı ki tırnakları avucunu delmek üzereydi. "Vera bak her şey başta saçma bir iddiaydı o kadar. Bu kadar uzamış olması için beni suçlayamazsın-" Odanın kapısı açıldığında kardeşinin sözleri yarım kalmıştı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Krystof Bartoloměj

avatar

Lakap : Krys
Rp Sevgilisi : avice whittle
Mesaj Sayısı : 191
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: Blonde is the new Evil | Krystof & Veradiscia   Paz Ocak 13, 2013 8:11 am

    Beyaz bir baykuş hiç de şirin olmayan bakışlarla camını tıklattığında, genç adam yatağında yüz üstü uzanıyor, ikizinin dırdırlarını dinliyordu sakince. Krystelle bu aralar o kadar dertliydi ki, ona ne demesi gerektiğine bile karar veremiyordu Krystof. Genç kızın bu hali içini acıtıyor; oysa hiçbir şey yapamıyordu. Çünkü Krystelle, söylediklerinin altında söylemediklerini bir hazine gibi gizliyordu. Daha önce hiç yapmadığı bir şeydi bu. "Baykuşa baksan iyi olacak," dedi genç kız açtığı camdan içeri girmesine izin vererek kuşun. Kuş doğruca Krystof'un omzuna kondu ve ona baktı. Vera'nın baykuşu olduğunu biliyordu Krystof bunun. Normalde okşadığı gibi kafasını sevmek istediyse de kuş buna izin vermedi. Aksine gagalayarak, Krystof mektubu bacaklarından çıkarır çıkarmaz uçarak uzaklaştı. Kaşlarını çattı genç adam. Neler oluyordu? Mektubu açtı yavaşça. Genç kızın mükemmel yazısıyla yazılmış, tek bir cümle vardı. Buraya gel, çabuk. Şaşkınlıkla yerinden doğrulduğunda bunun anlamını düşündü genç adam. Hiçbir fikri yoktu oysa. "Ne yaptın da kızın kalbini kırdın, Krys?" Krystelle'ın başını mektubuna uzattığını fark etmemiş olan genç adam irkildi. Mektubu kaptığı gibi ayağa fırladı. Hiçbir şey yapmadım bakışı attığında ikizine, Krystelle gözlerini devirdi. "Hala duruyor musun? Git ve kızın kalbini onar." Ne yaptığını bile bilmeden bunu nasıl başarabilirdi ki? Genç adam aklından son günleri geçirdi hızlıca. Hogwarts dönem arasına girdiğinden beri her şey daha güzeldi adeta. Biraz olsun hayatlarındaki karmaşa dirilmişti... Krystof öyle sanıyordu belli ki. "Sen iyi olacak mısın?" İkizine son bir bakış attığında genç kız kafasıyla onayladı. Onun alnına bir öpücük konduran genç adam, daha fazla beklemeden buharlaştı. Tüm endişeleriyle birlikte. Saniyeler içinde yokluğa karıştı; ardından ihtişamlı bir diğer malikanenin içerisinde yeniden cisim buldu. Ve ne yaparsa yapsın, içerisindeki huzursuzluğu dindiremedi.

    Krystof gibi bir genç adamın aşkı bulması zor gibi görünse de, bulmuştu işte genç adam. Sevdiğinin mavi gözlerinde, aşka tutulmuştu. Genç kızın ellerini tutmak dahi ona yaşadığını hissettiriyordu. Onu gerçekten seviyordu Krystof. Etrafındakilerin düşündüğünün aksine. Her şeyin aptal bir iddia ile başlamış olmasıydı sorun. Her şeyin başı Jacques'ti. Genç adama suç atmak isterdi Krystof; ancak atamıyordu da. Bir yanı, eğer o iddia olmasaydı asla Vera'ya başka bir gözle bakmayacağını haykırıyordu. Diğer yanı da gerçeğin bu olduğunu bilse de, inatla karşı çıkıyordu. Slytherin erkeklerinin gizlice oynadığı cesaret oyununda, Jacques ona ya Vera'yı tavla ya da bir daha hiç kızla yatma demişti zamanında. Ve genç adamın genç kıza asılmaktan başka seçeneği kalmamıştı. Defalarca düşünmüştü bunu. Yapamayacağını biliyordu. Zira kız onun kardeşi gibiydi o zamana kadar. Yasak koridordaki o geceye kadar. Genç adam kalp atışlarının hızlandığı o gece, genç kıza aşık olmuştu. Her şeyin bir iddia olması gerekiyordu; ona karşı bir şeyler hissetmemesi lazımdı ama... Ama kalbi onu dinlememişti. Ve işte tam da o an, dünya üzerindeki en büyük zampara aşık olmuştu. Bu yüzdendir ki, kimse ona inanmamıştı. Herkes bunun da gelip geçeceği olacağını düşünmüş, ikisinin ayrılacağı gün için iddialara tutuşmuşlardı. İş uzadıkça, insanlar gerilmişti. Kaç defa Jacques'le tartıştığını düşündü Krystof. Defalarca genç adam ona bu kadarının yettiğini, Vera'dan uzaklaşması gerektiğini söylemişti. Krystof onu süründürmek amaçlı öyle bir şeyin olmayacağını söyleyip durmuştu. En sonunda genç adamla arasındaki tartışma ciddiye bindiğinde, ona Vera'yı sevdiğini söylemişti. Eh, Jacques buna inanmamıştı. Oysa bunların hiçbiri umurunda değildi. Derin bir nefes alarak dik duruşuyla ilerledi holde. Salonun kapısına geldiğinde, Jacques'in sözlerine kulak kesildi. İddia kelimesini duyduğu an yutkundu. Ve küfür mırıldandı. Bunu sesli yaptığını anladığında, ikilinin bakışları kendisine döndü. Ne yapacağını bilemedi genç adam. Eliyle merhaba anlamında işaret yaptığında genç kız öfkeyle üzerine yürümeye başladı. Öylece durdu genç adam, gerileme isteğini zorla bastırarak. Vera bir adım ötesinde durduğunda, saniye bile düşünmeden genç adamın yanağına tokatı indirdi.

    Yalnızca tokatın sesi yankılandı malikanede. Genç adam acıyla dişlerini sıktıysa da, tepki vermedi. Genç kızın eli kendi yanağında kalmıştı, gözleri sana inanmıştım der gibi bakıyordu. İçi parçalandı genç adamın o bakışları görünce. Elini kızın elinin üzerine koydu yanağında. Ağzını açmak istedi ama Vera ona nefret dolu bir bakış atarak geldiği yöne yürümeye başladı. Öylece kalakalan Krystof peşinden bir adım attığında, Jacques omuz silkti. "Tebrikler Bartolomej," dediğinde genç adam yumruğunu onun suratına geçirmemek için kendisini zor tuttu Krystof. Jacques onun kardeşi sayılırdı; oysa şu an hıncını ondan çıkarmak her problemi çözer gibi geliyordu. Nefret dolu bir şekilde ona baktı. Jacques ise kaşlarıyla Vera'yı göstererek suratını ekşitti. İki genç adam arasındaki bakışmanın ardındansa gitmesi gerektiğini söyleyerek hızla ortamdan uzaklaştı. Canını kurtardığı için Krystof'a minnet dolu bir bakış attı çıkarken. Krystof ise onu aldırmadan Vera'ya doğru ilerledi. Kızın belini tuttuğunda hızla iteledi onu Vera. "Vera..." Genç adamın sesi boğuk bir şekilde genzinden çıkmıştı. Onu bu halde görmek kendisini kahrediyordu. Vera onu asla üzmeyeceğini bilmeliydi. Onu sevdiğini, onun için her şeyi yapacağını. Hiçbir şeyin yalan olmadığını. "Bana bak Vera," dedi emreden bir ses tonuyla. Genç kız gururlu bakışlarıyla bunu yapmayı reddetse de, eninde sonunda dayanamadı ve gözlerini Krystof'unkilerle buluşturdu. Ellerini tuttu adam onun. "Her şey bir iddiayla başlamıştı evet. Lanet olası Jacques bana seni tavlamamı söylediğinde inatla karşı çıktım. Bunu yapmayacağımı söyledim. Oysa buna mecburdum. O gece yasak koridorda peşinden geldiğimde kendimden nefret ediyordum. Yapmak zorundaydım ama istemiyordum. Sen hep kardeşim gibiydin..." Sözlerine devam ederken Vera ellerini çekmeyi denedi. Daha sıkıca tuttu genç adam. Sözlerini bitirmeden hiçbir yere gitmesine izin veremezdi. "O gece dudaklarımız buluştuğu an hepsinin yalan olduğunu anladım. Vera anlamıyorsun, sen o gece benim hayatıma tüm güzelliğinle girdin. O bakışınla kalbimi kendi kalbine bağladın. Hiçbiri yalan değildi. Seninle yaşadığım her şey, hayatımın en güzel anılarını oluşturdu. Seni sevdiğimi, bunun yalan olmadığını biliyorsun. Bana bak sevgilim. Ve bildiğini söyle." İçi yanarken, korku dolu bakışlarla baktı genç adam kıza. Hayatında ilk kez bir ilişkisi bu kadar mükemmel gidiyordu. Ve Krystof, belli ki onu da eline yüzüne bulaştırıyordu... Buna engel olmak içinse, her şeyini verebilirdi.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Veradiscia Bratčikovaite
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Vera
Rp Sevgilisi : Benim evet.
Mesaj Sayısı : 168
Kayıt tarihi : 03/09/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: Blonde is the new Evil | Krystof & Veradiscia   Paz Ocak 13, 2013 9:27 am

"Tebrikler Bartolomej," Jacques, Krys'e öfke dolu bakışlar atarken genç kız kafasını çevirip ona bakmadı bile. Aylardır ona hayatının en dolu ve en mutlu anlarını yaşatan kişi karşısındaki değilmiş gibi hissediyordu. Genç adamın yeşil gözlerine baktığında eskiden gördüğü şeyleri görmüyordu artık. Sadece bakışlarıyla huzur bulduğu zamanlar çok uzak geliyordu gneç kıza. Her şeyin bir oyundan ibaret olduğunu öğrenmek adeta hislerini yok etmişti. Jacques odadan çıkarken boş gözlerle Krys'e bakmaya devam etti. Genç adam belini kavramak için kolunu uzattığında refleks olarak geri çekildi. "Vera..." Krys'in ağzından çıkacak bir yalanı daha dinlemeye tahammülü yoktu artık. "Bana bak Vera," Genç adamın sesi ciddileşirken Vera hiçbir şekilde ona inanmayacağına dair kendine söz vermişti bile. Bir kez daha yutkundu. "Her şey bir iddiayla başlamıştı evet. Lanet olası Jacques bana seni tavlamamı söylediğinde inatla karşı çıktım. Bunu yapmayacağımı söyledim. Oysa buna mecburdum. O gece yasak koridorda peşinden geldiğimde kendimden nefret ediyordum. Yapmak zorundaydım ama istemiyordum. Sen hep kardeşim gibiydin..." Genç adamın sımsıkı tuttuğu ellerini geri çekmeye çalıştıysa da çabaları sonuç vermedi. Daha fazla dinlemek istemediğini yeterince farkında olmadığını düşünerek kafasını başka bir yöne çevirdi genç kız. Ağzından çıkan her kelime daha çok canını yakıyorken aylardır oynadıkları bu oyunu daha fazla devam ettirmesine anlam veremiyordu. "O gece dudaklarımız buluştuğu an hepsinin yalan olduğunu anladım. Vera anlamıyorsun, sen o gece benim hayatıma tüm güzelliğinle girdin. O bakışınla kalbimi kendi kalbine bağladın. Hiçbiri yalan değildi. Seninle yaşadığım her şey, hayatımın en güzel anılarını oluşturdu. Seni sevdiğimi, bunun yalan olmadığını biliyorsun. Bana bak sevgilim. Ve bildiğini söyle." Genç kız bir kez daha yutkunduğunda, Krys soran gözlerle ona bakmaya devam etti. Göğsünde ilk defa bir ağrı hissediyordu Vera, ilk kez kalbi her atışında canını yakıyordu. Hisleri öfkeyle karışırken ne yapacağını, ne diyeceğini bilemiyordu.

Dakikalar sonra, hala ayakta öylece dikilirken birden bire kendini çok uzun süredir sıkmakta olduğunu fark etti. Derin bir nefes aldıktan sonra gözlerinin dolmasına engel olamadı genç kız. Günlerdir uyumamış kadar yorgun hissediyordu kendini. Bu kadar yalan Vera için çok fazlaydı, kaldırabileceğinin çok daha fazlası. Her ne kadar ağzını bile açmaya hali yokmuş gibiyse de bir şeyler söylemesi gerektiğini hissetti. "Kardeşim gibiydin." Sesi o kadar kısık çıkıyordu ki, Krys'in onu duyduğundan bile emin değildi. Zaten ne söylediği ya da söyleceği hakkında en ufak bir fikri yoktu. İçinden ne geçiyorsa ağzından çıkıveriyordu o kadar. "Senin canını yaktığın kızlar, benim sadece eğlenmek için kullandığım çocuklarla nasıl dalga geçerdik birlikte hatırlıyorsun değil mi Krys? Onları ikimiz de birer oyuncak gibi görürdük. Hatta hepsiyle oynadığımız farklı oyunlarımız vardı. Ama hiçbirine 'Kardeşim gibiydin sonra sana aşık oldum.' numarası çektiğimizi hatırlamıyorum. Neyse, en azından daha önce denemediğin bir şey denedin üzerimde. Ama doğruyu söylemek gerekirse, beni kandırabileceğini hiç düşünmezdim. Tebrikler Krystof Bartolomej. Defterine bir isim daha ekledin." Gözyaşlarına hakim olmak istercesine gözlerini yumdu. En son ne zaman ağladığını gerçekten hatırlamıyordu genç kız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Krystof Bartoloměj

avatar

Lakap : Krys
Rp Sevgilisi : avice whittle
Mesaj Sayısı : 191
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: Blonde is the new Evil | Krystof & Veradiscia   Paz Ocak 13, 2013 10:36 pm

    Kızın ağzından çıkacak sözlere odakladı kendisini. Biliyorum demesi için yanıp tutuşuyordu her hücresi. Bilmek zorundaydı kız. Krystof ona aitti, tıpkı Vera'nın da Krystof'a ait olduğu gibi. Bunu kimse, hiç kimse değiştiremezdi. İzin vermezdi asla Krystof. "Kardeşim gibiydin," diye tekrarladı genç kız belli belirsiz bir sesle. Nefes alışları düzensizleşmiş, sesi neredeyse hiç duyulmayacak kadar alçalmıştı kızın. Yanlış cümleyi kullandığını o an fark etti Krystof. Ona yalnızca gerçekleri söylemek istemişti. Kızın kollarını iyice sıktı farkında olmadan. Gururlu gözleri kızın yaşlarla buluşurken, devam etti. "Senin canını yaktığın kızlar, benim sadece eğlenmek için kullandığım çocuklarla nasıl dalga geçerdik birlikte hatırlıyorsun değil mi Krys? Onları ikimiz de birer oyuncak gibi görürdük. Hatta hepsiyle oynadığımız farklı oyunlarımız vardı. Ama hiçbirine 'Kardeşim gibiydin sonra sana aşık oldum.' numarası çektiğimizi hatırlamıyorum. Neyse, en azından daha önce denemediğin bir şey denedin üzerimde. Ama doğruyu söylemek gerekirse, beni kandırabileceğini hiç düşünmezdim. Tebrikler Krystof Bartolomej. Defterine bir isim daha ekledin." Ne yapacağını bilemeyen genç adam bir adım geri attı kızın kollarını bırakarak. Böyle düşünüyor olması onu çıldırtıyor, diğer yandan onun neler hissettiğini anlayabiliyordu. Buna rağmen, Vera zekiydi, onu ne kadar çok sevdiğini nasıl göremezdi? Derin bir nefes aldı. Kızın gözlerindeki yaşlardan bir tanesi yavaşça gözünden süzüldüğünde onu silmek için uzandı Krystof. Vera ise onun elini iteleyerek kendi gözyaşlarını kendisi sildi. Bakışları, burada sana daha fazla yer yok der gibiydi. Oysa kızın kalbinin gerçeklere ihtiyacı olduğunu biliyordu delikanlı. Ona gerçekleri sunuyordu... Ona tüm sevgisini veriyordu adam. "Kardeşim gibiydin çünkü sana bakmam yasaktı. Sen benim için kapalı duvarların arkasındaydın. Seni kıramazdım. Senin üzülmene dayanamazdım. Bu yüzden daha öncesinde sana hiç yaklaşmadım," dedi kendisinden beklenecek kadar soğuk bir ses tonuyla. O kadar ifadesiz bir suratla bakıyordu ki genç kıza, sesindeki tek düzelik bile onun ne kadar parçalandığını gösterebiliyordu. "Sen benim umut ışığımsın Veradiscia. Nasıl olur da bunları düşünebilirsin? Yaşadıklarımızı düşün. Anılarımızı. Tüm o güzel şeyleri," dedi ve kızın kaçmasına izin vermeden dudaklarını öptü hiddetle. Kız ne kadar çırpırsa, o kadar hınçla öptü kızı. İçerisindekileri bilmesini istiyordu. Onun da tatmasını istiyordu aşkını. Onunla olmaya ihtiyacı vardı Krystof'un. Onsuz yaşadıkları birer hiç gibi gözüküyordu artık gözüne.

    "Seni sevmeseydim uyumadan önce yanağını öptüğümde kocaman gülümseyerek bana sıkıca sarıldığını, en sevdiğin tatlının sütlü çikolata olduğunu, dört bardak tekiladan sonra sarhoş olduğunu, boynundan gıdıklandığını nereden bilebilirim?" Genç kızı kollarıyla sardı. Kaçmasına izin vermemek için eliyle kızın başını göğsüne bastırdı. Diğer eliyle onun belini kavrarken ona güven vermek istiyordu tüm kalbiyle. Sesi kısıldı genç adamın. Artık tamamen bir fısıltıya dönüşmüştü adeta. "Sensiz olamam Vera. Sensiz bir hayat düşünemiyorum. Hiçbir şey yalan değildi sana söylediğim, hiçbir şey." Kızın saçlarına öpücük konduran genç adam, onunla yaşadıklarını geçirdi gözünden hızlıca. Sömestr boyunca birlikte yapmadıkları kalmamış; her günleri ayrı geçmişti. Okulun açılmasına yakın olan şu günlerde, Vera'dan başka her şey anlamsız gibiydi. Hayatları günden güne karmaşıklaşırken, Vera Krystof'un elini tutan yegane kişiydi. Onunla daha iyi bir insan oluyordu Krystof. Onunla aşkı yaşıyordu. Onunla hiç bulamadığı huzuru buluyordu. Bunları kıza söylemek istiyordu; ancak kendisinde bu gücü bulamıyordu. Krystelle'ın yanında olmasını istedi o an genç adam. Gözünün önünde canlanabiliyordu eğer o burada olsaydı neler olacağı. O insana güven veren yeşil gözleriyle gülümser, Vera'nın ellerini tutar, ikizinin ona deli gibi aşık olduğunu söylerdi. Çünkü gerçek buydu. Vera bunu görebilmeliydi. Genç kızın saçlarını okşadı yavaşça delikanlı. Sağ eliyle nazikçe onun çenesini kavrayarak göz göze gelmelerini sağladı. Bakışları çok şey anlatırken, küçük çaresiz bir çocuk gibi kalıverdi Krystof. Ona baktı... Baktıkça baktı. Artık konuşamaz vaziyete geldiğinde, yutkundu. "Seni seviyorum Vera. Ve hep seveceğim." Genç adam gibi uçkuru düşük birinin bu sözleri etmesi ne kadar zor olsa da, söylerken zorlanmamıştı Krystof. Hepsi gerçeğin birkaç sözle buluşmasıydı. Hepsi hissettikleri kadar gerçekti. Krystof Bartolomej, Hogwarts'ın çapkını, büyümüştü. Hayatında herkes ona bir şeyler katmıştı, acıları ve sevinçleriyle. Nefret etmişti birçoğu ondan. Birçoğu kırık kalplerle kalakalmıştı. Şimdi geçmişe gidebilecek olsa belki de yapmazdı onları Krystof. Ama pişman değildi tavırlarından. Bugüne gelebilmişti, bugüne gelmesi için herkesin ayrı bir rolü olmuştu on sekiz yıllık hayatında.
    Oysa Vera... Genç adamın yapbozunu tamamlayan son parçaydı. Ve genç adam, onunla birlikte bir bütün olmayı başarabilmişti. Onsuz, sonsuza kadar kayıp kalacaktı.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Veradiscia Bratčikovaite
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Vera
Rp Sevgilisi : Benim evet.
Mesaj Sayısı : 168
Kayıt tarihi : 03/09/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: Blonde is the new Evil | Krystof & Veradiscia   Cuma Tem. 05, 2013 8:54 am


    "Kardeşim gibiydin çünkü sana bakmam yasaktı. Sen benim için kapalı duvarların arkasındaydın. Seni kıramazdım. Senin üzülmene dayanamazdım. Bu yüzden daha öncesinde sana hiç yaklaşmadım," Genç adamın sesinin soğukluğu iliğine işlemişti adeta, her ne kadar ondan beklenmeyecek bir şey olmasa da genç kızın içinde fırtınalar koparken onun bu denli sakin kalabilmesini anlayamıyordu. Tüm yaşananların yalan olduğu gerçeğine her geçen dakika daha çok inanırken içinden bir ses onu gerçekten sevdiğini fısıldıyordu kalbine. "Sen benim umut ışığımsın Veradiscia. Nasıl olur da bunları düşünebilirsin? Yaşadıklarımızı düşün. Anılarımızı. Tüm o güzel şeyleri," Dudakları titremeye başlamıştı genç kızın. Birlikte geçirdikleri her saat, her dakika gözlerinin önünden geçerken sevgilisinin gözlerinin içine bakmayı sürdürdü. "Seni sevmeseydim uyumadan önce yanağını öptüğümde kocaman gülümseyerek bana sıkıca sarıldığını, en sevdiğin tatlının sütlü çikolata olduğunu, dört bardak tekiladan sonra sarhoş olduğunu, boynundan gıdıklandığını nereden bilebilirim? Seni seviyorum Vera. Ve hep seveceğim." Genç adam onu kollarıyla sararken kalbinde hissettiği acı daha çok artmıştı. Onu tüm gücüyle itse de asla karşı koyamayacağını en iyi kendisi biliyordu. Parfümünün kokusu ciğerlerine dolarken canının yandığını hissetti. Ne olursa olsun asla unutamayacaktı kokusunu. Her zaman erkek parfümlerine karşı zaafı olmuştu. Ancak Krys'in parfümü içlerinde onu en zayıf kılandı, kokusu genç kıza ona ait olduğunu hissettiriyordu adeta. Gözlerini sımsıkı kapattı ve gücünü toplamaya çalıştı. "Sensiz olamam Vera. Sensiz bir hayat düşünemiyorum. Hiçbir şey yalan değildi sana söylediğim, hiçbir şey." Sesinin titrediğini hissettiği an nefesi kesildi genç kızın. Kendini sıktığı o kadar zamandan sonra kendini bıraktı sonunda. Yanaklarından süzülen gözyaşları rahatlayışının bir göstergesiydi aslında. "Seni seviyorum Vera. Ve hep seveceğim." Genç adam onu sımsıkı sarmaya devam ederken bu sözlerinin ardından karşı koymayı bıraktı. Bakışlarını onunkilerle buluşturduğunda kalbinde hissettiği hafif karıncalanma suratında belirli belirsiz bir tebessüm oluşmasına neden oldu. Bu histen vazgeçmek istemediğini zaten biliyordu ancak onun da aynı şeyleri hissettiğinden emin olmak zorundaydı. Henüz dakikalar önce içini kemiren tereddüt yerini huzura bırakmıştı. En az kendi kardeşleri kadar iyi tanıdığı Krys'i ilk defa böyle görüyor olduğu gerçeğini kendine kabul ettirebildiği andan itibaren samimiyetine inanmasını söylüyordu kalbi. Bir tarafı kendini inandırmak istediği şeyin bu olduğunu söylese de hayatında ilk defa kalbini dinlemeyi seçti. Dudaklarından dökülen her kelimenin gerçekliğinin sonsuz olduğuna inanmayı istedi. Sevgilisinin kollarındayken içine dolan huzurdan vazgeçmeyi göze alamamıştı. Dudaklarını ıslattı, boğazında düğümlenen kelimeleri yok etmek istercesine yutkundu. "Söz ver." Sesi oldukça kısık ve güçsüzdü. Kaşları çatıktı, Krys'in ciddiyetinin boyutunu olabildiğince anlamasını istiyordu. Genç adamın suratına yayılan tebessüme rağmen ifadesini bozmadı. "Bana bir daha yalan söylersen,-" Genç adamın gülüşüyle kesilmişti sözü. Parlayan yeşil gözlerini gördüğü anda kendini tutamayıp bir kahkaha attı. "Bana bir daha yalan söylersen seni doğduğuna pişman ederim Bartoloměj."

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Blonde is the new Evil | Krystof & Veradiscia
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Malikaneler :: Bratčikovaite Malikanesi-
Buraya geçin: