Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 we are young.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Marcella Oswald
Ravenclaw VI. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Ella.
Rp Sevgilisi : Gabe.
Mesaj Sayısı : 223
Kayıt tarihi : 05/08/12

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: we are young.   C.tesi Şub. 02, 2013 2:56 am




L I K E L O V E :
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hans Finn Landers
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
avatar

Lakap : HANSEY!
Rp Sevgilisi : Daenerys K. F. Landers; BETTER THAN YOURS.
Mesaj Sayısı : 1060
Kayıt tarihi : 06/11/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: we are young.   Paz Haz. 09, 2013 10:53 pm

06.09.2012 | Perşembe
05:02
    Dün gece o notu gönderip olumlu cevap aldığından beri içi içine sığmıyordu. Notta açıklayıcı herhangi bir şey yazmamıştı, evet ve zaten bu olayın en iyi yanıydı. Marcella’nın günün henüz doğduğu Hogwarts’dan karanlık ormanın girişine, yani kendi bulunduğu yere, doğru koşarak gelişini görünce gülümsedi. Kızın yakalanmaya aldırmayışı şaşırtıcıydı ki şuan onu yatağında olmadığı için yakalayıp ceza vermek isteyen biri olsa bir yolunu bulup kızı kurtarmayı bilirdi. Kızın topuklu ayakkabılarını görünce gülümsedi. Ne olursa olsun onlardan vazgeçemiyordu, değil mi? Marcella buluşma noktasına biraz daha yaklaşınca Hans’ı gördü ve gülümseyerek adımlarını hızlandırdı. Geldiğindeyse onu uzun soluklu bir günaydın öpücüğü ile karşıladı. Doğruyu söylemek gerekirse onu özlemişti ve bu, öpüşüne de yansıdı genç adamın. Ardından Marcella’nın elini tutmuş daha önceden kendi eşyalarını da sakladığı ağaca doğru götürürken mutluydu. Kız aynı notta belirttiği gibi günlük giysilerle yanındaydı ve yine de Hans’ın gözlerini alacak kadar şıktı. Ravenclaw pelerinini ufak bir çantadan çıkarıp Hans’a verdi. Demek ki ihtiyacı olan veya olduğunu düşündüğü –çünkü Hans ona yeni bir şeyler yaşatmak istediğinden başka ne yapacaklarını bile söylememişti– her şeyi o çantaya koymuştu. Hans ondan aldığı pelerini ağaca saklarken Marcella, Hans’ı izliyordu ardından Hans arkasını dönüp kızın beline sarıldı ve burnunu burnuna sürttü. “Bugün bizim günümüz olacak.” diye mırıldandı yumuşakça kıza “Yalnızca sen ve ben. Tamamen özgürüz.”

    “Celia derslere girmediğimiz için hasta olduğumuzu düşünüyor.”

    “Evet, onun dışında tamamen özgürüz.” dedi Celia’yı rahatlıkla laf arasından def ederek ve gülümsedi genç kıza, onu gerçekten mutlu etmek istiyordu. Bir elini saçına götürüp etrafa baktı. Burada varlıklarını gösteren hiçbir ipucu görünmüyordu ve gerekli olan her şey yanındaydı; yani odasıyla bağlantılı olan çantası. Çantanın içi bir trolün zihni kadar boştu. Tabi diğerlerine göre; ancak Hans elini atınca odasında, yani yatakhanenin kendisine ait kısmında, bulunan her şeye erişebiliyordu. Ve tabi ki Gordon da. Bu büyüyü daha önceleri bir daha Mini Malfoy’un dersinde eşyalarını unutmamak için kütüphanede saatlerce araştırıp bulmuştu. Ardından büyüyü bir iki eşyadansa belli bir bölgeye yönlendirebilmişti. Doğruyu söylemek gerekirse bunu tek başına yapabildiği için kendisiyle gurur duyuyordu; devam etmek gerekirse hala Tılsım’dan ‘Beklenin Üstünde’ almamıştı. Gülümsedi. Ardından Marcella’ya baktı ve kızın üzerindeki uzun kollu üste bakıp başını iki yana salladı “Bugün ona ihtiyacın olmayacak, sevgilim.” Son kelimeyi ilk kez bu kadar içten söylüyordu gün boyunca öyle sürsün istiyordu ve bu arada, genç kızın, bu cümleden anladığı şeyin kendi bahsetmek istediği ilk şey olmadığını rahatlıkla anlayabiliyordu ancak kızın düşündüğü şeyin de belirli bir yüzdesi vardı, evet. Kesinlikle. Kendi üzerindeyse ince bir tişört ile lacivert, kısa bir şort vardı sol bacağındaki dövmelerin çoğunu açıkta bırakan. Hayır, esen hafif sabah rüzgârına rağmen üşüdüğü söylenemezdi. Bu şortu seviyordu aynı şuan çiğlenmiş yaprakların kokusun içine dolmasını sevdiği gibi ve aynı bu anı sevdiği gibi. Yavaşça kızın ellerini tutup gözlerini kapatmasını söyledi. Kız söyleneni yaparken, ellerini sıkı tuttuğundan emin olmak istedi Hans, çünkü bir seyahate çıkıyorlardı.


06.09.2012 | Perşembe
05:11
    Gözlerini açmadan önce denizin kokusundan önce kuşların ötüşü karşıladı onları. Geldikleri yer daha önceleri reklam panolarında gördüğüyle birebirdi ancak ilk kez bu kadar canlıydı. Marcella merakla etrafa bakarken kolunu kızın beline koydu ve ona yakınlaştı. “Türkiye’ye hoş geldin!”
Spoiler:
 


::
 


THIS IS WHAT LIFE'S ABOUT!:
 

    MY TWIN:
     

anyways:
 

#benençokjackegülüyorum
#çünküjackçokkomik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Marcella Oswald
Ravenclaw VI. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Ella.
Rp Sevgilisi : Gabe.
Mesaj Sayısı : 223
Kayıt tarihi : 05/08/12

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: we are young.   Çarş. Haz. 12, 2013 12:39 am



    Neredeyse gökyüzü ile aynı renkte olan eşsiz gözlerini araladığında, şaşkınlıkla bakakaldı genç kız birkaç saniye için. Pek çok şey düşünmüştü oraya gidene kadar, oysa gördüğü kesinlikle düşündüklerinden çok daha öte bir dünyaydı. Dolgun ve kendiliğinden pembe olan dudakları -tabii bu rujunu sürmeden çıkacağı anlamına gelmiyordu- aralandı öylece. Dalgaların huzurlu sesi doldu kulaklarına, ardından Hans'ın adeta kızın içini tatlı bir şekilde ürperten fısıltısı. "Türkiye'ye hoş geldin." Genç adamın kavradığı belinden güç alarak sırtını onun göğsüne yasladı. Hans çenesini kızın başının üstüne koyduğunda, elleriyle kızın belini tamamen sardı. Kendi kollarını havaya kaldırıp, onun boynuna doladı Marcella ve gülümseyerek hiçbir şey demeden durdu. Neredeyse dibinden bir martı uçup geçti, hemen yanlarında duran çift öpüşmeye başladı, denizde bir çocuk kahkaha attı. Küçük detaylara dikkat eden birisiydi Marcella; bilirdi ki küçük detaylar daima hayat kurtarırdı. Şu anda ise hepsi farklı gözüküyordu gözüne. Burada olmayı düşünmemişti, işin aslı, Türkiye onun için birkaç kez duyduğu bir ülkeden ibaretti. Hepsi buydu. Şimdi ise farklı bir bakış açısı sarmalamıştı zihnini. Burası Cennet gibiydi, belki Karayipler kadar olmayabilirdi ancak oraya gittiğinde yanında Hans yoktu. Latin erkeklerini düşündü ve kötü bir şey yaparken yakalanmış bir çocuk gibi kıkırdadı. "Karayiplere gittiğimde latin erkekleri beni büyülemişti. Fazla romantikler," dedi ve hala havada olan kollarıyla onun saçlarını kavradı. Suratını göremese de Hans'ın sırıttığından emindi. "Ama senin kadar değil." Çevik bir biçimde adamın kollarından kurtulup suratını ona döndü ve dudaklarına uzun, tutkulu bir öpücük kondurdu. Gülümseyerek ayrıldıklarında şimdi ne yapacağız anlamında tek kaşını kaldırdı. Konuşmasına gerek yoktu; Hans zaten anlamıştı onun bakışlarını.


    Hızla kızın elini tuttu ve koşturmaya başladı. Bunu bekleyen kız şaşırmadı, onunla birlikte koşmaya başladı. Kahkahası berrak gökyüzüne doğru yayılırken, çokta uzakta olmayan otelin dibinde durdular. Başını kaldırıp orayı inceledi Marcella içeri girmeden saniyeler önce. Şaşkınlıkla mimariye bakarken, Hans elinden çekerek onu otelin içerisine soktu zorla. Kız acelesi olmadığını söylemek için ağzını açıyordu ki, otelin resepsiyonunda duran güler yüzlü kadın, onlara bakarak gülümsedi. "İyi günler, Orange Country Resort'a hoş geldiniz!" Gülümseyerek karşılık verdi Marcella, diğer bütün kadınların varlığından nefret eden genç kız için bu zor olmalıydı ancak değildi. Oswaldların tek akıllı insanı Marcella, diğer insanların yanında asıl benliğini asla belli etmezdi. Hans onun kızlarla anlaştığını, yalnızca onun kapasitesinde bir kız olmadığını düşünüyordu. Eh, kız bunu bozacak değildi. Onun yanında dahi numara yapıyor olmak garipti; ama bu kızın hayatı halini almıştı, numara yaptığının bile farkında değildi artık. Kuraldı bu. Yanında erkek varken kızları sev, yokken parçala. "İki kişilik rezervasyon yaptırmak istiyoruz, tek bir oda. Bir gün kalacağız." Belli ki bu gece de buradalardı, onaylamak için Hans'ın elini sıktı Marcella. Kadın fiyatı söyleyene kadar her şey iyiydi de aslında. Türkiye'nin ucuz olması gerekmez miydi?! İşin aslı, Marcella için pek önemi olmazdı. Belki dünyanın en zengin büyücü ailesine sahip değildi ama babası büyücüler arasında saygı değer bir adamdı ve yüklü bir kasası vardı. Dedesinin ise mirası geçen ay annesine kalmıştı. Bu da onu pek çok kişiden zengin yapıyordu, kendi okulunda. Onun takıldığı yer Hans'tı. Adam yıllardır kendi başına geçiniyordu, o bir yetimdi. Onun arkasında Marcella'nın sevgili babası gibi birileri yoktu ve adam için para değerli olmalıydı. Onu kazanmanın zor olduğunu düşünürsek. Başkası olsa bunu umursamazdı kız ama öne çıktı adamın ödeme yaptığını fark edince. "Yarısını da buradan alıyorsunuz." Çantasından bir tomar, gerçekten bir tomar sterlin çıkarttı. Her daim hazırlıklı olmayı severdi ve yanında her türlü parayı taşırdı. Ne yani, başka türlü olması mümkün müydü?


    Hans itiraz etmek için atağa geçse de, genç kız asasını dahi eline almadan kadına şaşırtma büyüsü yaptı. Ve işte, şimdi her şey hallolmuştu. Hans'ın kızdığını anladı, muhtemelen kızın ona acıdığını düşünüyor olmalıydı ki bu kesinlikle doğru değildi. "Buraya bir şeyleri paylaşmaya geldik, değil mi?" diye adama fısıldadığında Hans kaşlarını çattı. "Güzel." Marcella onun yanağına öpücük kondurduğunda diğer şeyleri de hallettikten sonra odalarının anahtarını aldılar. Lobide birkaç adım gittikten sonra, Marcella delikanlıya döndü. "Ahh.. Bütün gün oteli talan etmek istiyorum! Önce yataktan başlamaya ne dersin sevgilim?" Cüretkar bir biçimde bir bacağını geriye doğru attı ve ellerini göğsünde kavuşturdu. Hans birkaç kez gözlerini kırpıp açtı ve zor olduğu her halinden belli olurken, itiraz ederek kafasını iki yana salladı. "Sabırlı ol hayatım, sadece sabırlı ol." Söylemesi kolaydı ancak Marcella'nın uzmanlık alanı sabır değildi. Kız istediklerini o an almaya o kadar alışıktı ki, sabırlı olmak onun kişisel özellikleri arasında yer almıyordu. Yine de başıyla onayladı ve adamın dediğini yaptı. Değişik bir gün olacağı belliydi, genç kız bundan bir an için bile şüphe duymuyordu.
    07.48, perşembe.
    "Artık gözlerini açabilirsin."  Nereye cisimlendiklerini anlamak için gözlerini açtı Marcella ve şaşırmadığını öğrenince kafasını onaylarcasına salladı. Yerleşmeleri uzun sürmüştü otele işin aslı. İki eşyayı bir yere koymak değildi tabii olay. Marcella istediğini daima alırdı ve Hans'ı istemişti. Bunun için otelin yumuşak yatağından daha iyi bir yer var mıydı? Üzerini de değiştirmeyi ihmal etmemişti tabii bundan sonra. Altındaki kısa şortu ve kısa kollu t-shirt ile çok daha rahattı artık. Hatta parmak arası terlik bile giymişti, topuklu ayakkabılarını çıkartıp. Hans onun bile topuklu olduğunu iddia edince bunu yalanlasa da, aslında haklıydı galiba... Genç kızın parmak arası terliklerinde bile topuk vardı. Boyu sanki yeterince uzun değilmiş gibi. "Yüzmek için sabırsızlanıyorum," dedi ve önce arkalarında duran mağazaları gösterdi. "Çıplak yüzmemi istersen bilemem tabii." Hans bir an için etraftaki insanları inceledi. Muhtemelen Almanya'dan kalma Türk arkadaşları olmalıydı, Marcella bunu tahmin edebilecek kadar zekiydi ve dünya hakkında okumayı severdi. Erkeklerin bakışları kızın üzerinde toplanmış gibiydi ki bu Marcella'nın seksi bir biçimde sırıtmasına yol açıyordu. Sol çaprazlarında ise üç tane kız onlara ağzı açık bakıyordu. Birinin elinde popcorn vardı ve karmaşık saçları dağılmıştı. Bir tanesi renkli gözlerini pörtletmiş, Hans'ı yiyecek gibi bakıyordu. Üçüncü kız ise bakışlarını bir Hans'a bir kendisine çeviriyor ve adeta... Hayranlıkla bakıyordu. Gülümsedi onlara doğru Marcella. Bir an için kendi ismini duyduğunu sandı ama yanılgı olduğunu biliyordu. "Hadi gel buraya şapşal," dedi ve Hans'ın elini tutarak mağazalara doğru yürümeye başladı.



Meanwhile:
 




*kodlar beni delirtti, bir türlü başaramadım istediğimi.
fuck you x2

 



 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hans Finn Landers
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
avatar

Lakap : HANSEY!
Rp Sevgilisi : Daenerys K. F. Landers; BETTER THAN YOURS.
Mesaj Sayısı : 1060
Kayıt tarihi : 06/11/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: we are young.   Cuma Eyl. 06, 2013 2:44 pm



    Birkaç saniye boyunca sanki rüyadaymış gibi etrafı seyretti Marcella ve Hans da onu o rüyadan uyandırmak istemezcesine bekledi kızın saçlarının kokusunu içine çekerek. Marcella tam önünde duruyorken ona öylece tersten sarılmıştı ve o anı zihnine kaydetti iyi bir patronus için. Anlatabileceği yegane kişinin Gordon olması hüzün vericiydi çünkü şuan, enfes bir manzaraya karşıyken ve Marcella kollarının arasındayken dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyordu. Marcella'nın kıkırdayışını duydu ardından ve gülümsedi o da. "Karayiplere gittiğimde latin erkekleri beni büyülemişti. Fazla romantikler," Hans'ın kaşı alayla çatılırken yüzünde gülümseme de silinmedi, Marcella ile böyle konuşmalar -hatta daha fazlası- aralarında sık geçerdi ve her ikisi de bu durumdan rahatsız değildi. Genç kızın elleri tersten uzanıp kendi saçlarını kavradığında Hans'ın gülümsemesi memnuniyetle büyüdü. "ama senin kadar değil." değil diyerek tamamladı genç kız ardından manzaradan gözlerini ayırıp mutlulukla genç adamı öptü. Tutkulu tek bir öpücüktü bu. Dudakları dudaklarından ayrıldığında genç kızın mutlulukla parıldayan mavi gözlerini görebiliyordu. Ardından şimdi ne yapacağız, dercesine bir bakış attı.

    Hans hızla Marcella'nın elini tutup koşmaya başladı aynı Muggle filmlerindeki gibi. Marcella'nın onları bildiğini sanmıyordu ancak ne olursa olsun tüm o oyunculardan çok daha gerçek ve güzeldi. İlerlerken yapmak istediği her şeyden son derece emindi, bu planı yapalı baya oluyordu çünkü. Güzel bir otel araştırmıştı, öyle ki olanların en güzeli olsun istiyordu. Karar vermeye çalışırken birçok eleme yapmıştı en sonunda buraya karar vermişti. Muhtemelen Marcella'nın daha önce hiç gelmediği bir ülke, fonksiyonları olan bir otel ve otel dışında da zaman geçirebilecekleri bir şehir... Paris veya New York değil; daha sonraları yalnızca ikisini anımsatacak bir yer. Otelin kapısına vardıklarında Marcella'nın etkilendiğini görünce başarılı gittiğini düşündü ardından kızı kolundan çekerek otelin içine soktu. Neredeyse yirmi dakika kadar sonra bir oda seçmiş, Marcella'nın ısrarları üzerine parayı bölüşerek ödemiş -ki Hans bu durumdan her ne olursa olsun memnun kalmamıştı- ve en sonunda odalarına çıkmışlardı. Otelde bulunan küçük kulübelere benzeyen odalardansa ana otelden lüks bir daireye yerleşmişlerdi. Marcella geldiklerinde elini yüzünü yıkamak istediğini söyleyince Hans var olan tek çantalarını bir koltuğun üzerine bırakdı ve pencereye doğru yürüdü. Buradan tüm havuzu ve havuzun ardında kalıp ufuk çizgisine kadar dümdüz uzanan denizi görebiliyordu. İskeleyi, sahili... Saat erken olduğundan bir iki insan anca sayabildi. Ve arkasını döndü. Marcella çırılçıplak kendisini bekliyordu.

06.09.2012 | Perşembe
07:48

    Duş aldıktan sonra Marcella çantasından yazlık kıyafetler çıkardı; kızın yanına yazlık bir şeyler alması zekiyceydi ve bu durum Hans'ı tabi ki şaşırtmadı. Sabah çıkardıklarını üzerine geri giydikten sonra çantasını aynı bir turist edasıyla omzuna takıp Marcella'yı bekledi. Kendisini daha dinç hissettiği bir gerçekti, sanki sabah yeni başlamış ve burada uyanmışlar gibi. İşte ilk kez o an aklına takıldı Marcella'yla hiç uyanmadıkları. Uyumadıkları... Kızı uyurken hayal etmeye çalıştı, o karşısında hazırlanırken. Onun başını kendi göğsüne dayayarak uyuduğunu ve gülümseyerek uyandığını düşündü. Ardından kızın topuklu terliklerini görüp güldü. Ardından neden güldüğünü açıkladığında, ayakkabının topuklu olmadığını ileri sürdü genç kız. Ama topukluydu; belki Marcella Oswald standartlarına göre topuksuzdu, büyük ihtimal sadece ona göre. Hans'daysa her zamanki gibi vans'ları vardı. Ancak bu kez lacivert olanlar... Olası bir plaja gitme durumunda çantası ona her şeyi verecekti zaten. Aç hissetmiyordu, Marcella'nın hissettiğini de zannetmiyordu o nedenle elini tuttuktan sonra dışarı cisimlendi. Otelin dışına, Marcella'nın rahatça alışveriş yapabileceği -sabah buraya geldiklerinde fark ettiği- bir yere. Dışarıda insanların genç kızı yiyecekmiş gibi baktıklarını hissetti bir an ve bir elini kızın beline koyarak karşısındaki çocuğa kötücül bir bakış attı. Kendisinden küçük olabilirdi veya belki de büyüktü ancak, karşılaştığı ilk apaçi olmadığı gibi sonda değildi. Ardından kendisine bakan üç kızı fark etti, cidden birine benzetmiş gibiydiler ve Marcella'ya da aynı tavırla bakıyorlardı. Çevreyi umursamadan kendisiyle konuşmaya başladı, cidden o kızlardan birinin elinde popcorn mu vardı, "Gel, buraya şapşal." diyerek kendisine ve beraberinde mağazalara doğru çekti Marcella onu. Ardından el ele tutuşup dolaşmaya başladılar. Acıkıp acıkmadığını sordu Hans Marcella'ya, otele para vermiş olabilirlerdi ama otelde yemek zorunda değillerdi sonuç olarak; bugün hayatının en müsrif günü olarak tarihe geçebilirdi. Ayrıca görünen o ki yapılacaklar listesinin en başına yerleşen şey denizdi. Sanırım Hogwarts'dakiler de ilk derse girecekti; ne acı.


sevgili coi:
 


::
 


THIS IS WHAT LIFE'S ABOUT!:
 

    MY TWIN:
     

anyways:
 

#benençokjackegülüyorum
#çünküjackçokkomik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Hans Finn Landers
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
Gryffindor VII | Şeytan'ın Piçi | Quidditch Takım Kaptanı
avatar

Lakap : HANSEY!
Rp Sevgilisi : Daenerys K. F. Landers; BETTER THAN YOURS.
Mesaj Sayısı : 1060
Kayıt tarihi : 06/11/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: we are young.   Paz Mart 29, 2015 1:51 am

SON.


::
 


THIS IS WHAT LIFE'S ABOUT!:
 

    MY TWIN:
     

anyways:
 

#benençokjackegülüyorum
#çünküjackçokkomik
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
we are young.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Ü L K E L E R :: Diğer Ülkeler :: Antalya-
Buraya geçin: