Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Divine || Maral Avakian.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Maral Avakian

avatar

Lakap : Maral. Sadece Maral.
Rp Sevgilisi : Yalnız. Ezilgen.
Mesaj Sayısı : 178
Kayıt tarihi : 08/07/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Divine || Maral Avakian.   C.tesi Nis. 13, 2013 1:48 am

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Maral Avakian

avatar

Lakap : Maral. Sadece Maral.
Rp Sevgilisi : Yalnız. Ezilgen.
Mesaj Sayısı : 178
Kayıt tarihi : 08/07/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Divine || Maral Avakian.   C.tesi Nis. 13, 2013 5:13 am

    Karanlık ve gecenin soğuğu bitmek bilmez, ateşli bir şekilde sevişirken insanın nefesini kesiyordu. Bembeyaz elbisesi, sadece kırptığı, etrafa bakmayan donuk donuk iri gözleri, nefes kesici uzun saçları ile bir kız belirdi köşkün kapısında. Korkmaksızın, sanki her yeri görüyormuşçasına ilerliyordu. Narin ayaklarının çıkardığı küçük çıtırtılar, sıcak soluğunun havaya bıraktığı dumanlarla birleşiyordu adeta. Böylesine sevişken bir gece de, böylesine saf bir bedenin ne işi olabilirdi ki? Kimseyi beklemediğini biliyordu. Kimsenin gelmeyeceğini bildiği gibi. Bu gece inançlarını sorgulamak ihtiyacını hissetmişti. Köşkün kapısının önünde durdu. Ellerini havaya kaldırıp oymalı kapının üzerinde gezindirdi. Sanki görmek istemediği bir şey varmışçasına yumdu gözlerini sonra derinden bir nefes çekti. Burun delikleri büyürken, sinirli görünüyordu genç. Ölü beyazı buz kesmiş elleri ile zorlukla itti kapıyı. Kapı hiç gıcırtısız bir biçimde aralanırken bir ayağını tedbirle öne sürükledi. Kendi bedeninin girebileceği kadar araladığı kapıdan içeri süzülürken yalnızlığın kokusunu içine çekti. Gözlerindeki perde etrafını görmesini engelleyebilirdi, ama asla iç gözünü kapatamazdı. Buraya daha önce de gelmişti. Hogwarts’ta geçirdiği altı yılın ardından cidden en iyi tanıdığı yerlerden birisiydi burası. Daha önce köpeğiyle gelmiş olsa dahi bugün onun şımarık hallerinin kurbanı olmak istemiyordu. Tanrısal ışığı görmeyi bekledi. Bunların, bu kötü şeylerin başına neden geldiğini biliyordu. Merdivenlere doğru gittiğini tahmin ederek ilerlemeye devam etti. Nereden geldiğini bilmediği bir rüzgâr teninin açıkta kalan yerlerini yalarken ayağının sert bir cisme çarptığını hissettiğinde yavaşladı ve eğilip elleri ile neye çarptığını bulmaya çalıştı. Tozlu parkeler elinde yapış yapış bir his bırakınca tiksinti ile geri çekti elini daha sonra ayağını çarptığı şeyin merdiven başlangıcı olduğunu fark etti. Yeniden ayağa kalktı ve üst kata çıkmak için gıcırtılı merdivenlerden çıkmaya başladı. Kalkan toz burnuna geldikçe buranın ne kadar pis koktuğunu düşünmeden edemiyordu. Merlin adına, kaç yıldır temizlenmiyordu burası? Gıcırtılar sona erdiğinde üst kata çıkmış olduğunu fark etti.

    Asıl temizlenmesi gereken yer burasıydı. Boğuk havası insana nefes aldırmıyordu ve adım attıkça bir şeylere takılıyordu genç kızın ayağı. Rutubet kokusu duvarlara sinmişti. Yine de yön bulmak ve denge sağlamak için sağ tarafa doğru yürüdü ve duvar olduğunu düşündüğü katı cisme değdirdi ellerini. Ona sürtünerek yürüdükçe vücudunu kaplayan kötü hisleri engellemek zorlaşıyordu. Yağlı duvarların pis kokusu burun deliklerinden içeri sızmayı nasıl başarıyordu? En sonunda elleri duvardan taşıp bacakları kendini taşıyamaz hale geldiğinde yere yığıldı. Bir ölü gibi hareketsiz kaldı bir süre. Daha sonra omuzları titremeye, bıkkın bir inleme eşliğinde hıçkırıklarla ağlamaya başladı. “Tanrım! Sana erişemiyorum. Neden sana giden tüm yollarımı kapatıyorsun? Niye beni kulun olarak istemiyorsun? Neden diğer insanlara gösterdiğin tanrısal ışığı bana da göstermiyorsun? Senin sevginden, inancından yoksun büyümem hoşuna mı gidiyor yoksa? Ben her sevinçli olduğumda onun için mi yağmur yağdırıyorsun? Ağlıyorsun, buluttan kaşlarını çatıyorsun, rüzgâr nefesin donuklaşıyor. Tanrım yapma. Şu kulunu böylesine aciz bırakma…” sözlerini tamamlayamadan nefesi kesildi, duvarın kokusunu çekmiş ellerine gömdü yüzünü. Ve bembeyaz yüzünden birkaç damla yaşı daha saldı. Biçare halde omuzlarının titremesini durdurmaya çalıştı genç kız. Ama o kadar karışıktı ki yaşadıkları. Durdu ve bir işaret bekledi. Belki tanrıdan, belki iç sesinden. Ancak orada ne kadar yalnız ve terk edilmiş olduğunu fark etti. Çaresiz, ezik ve küçük. Tanrının kudreti yanında bu idi işte. “Beni sen yarattın! Benimle oynuyorsun. Bu adil bir oyun mu? Sen Tanrı, ben ise bir kul; bıktım bu oyundan, hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.” ellerini dua edercesine yukarı kaldırdı. Bu esnada gözlerinden bir damla yaş süzülüp arası açık parkelerden aşağı süzüldü. Daha sonra ayağa kalktı ve titrek kolları ile kendini sardı. “Lütfen…” dedi usulca. Hiç duyulmayacağını bildiği halde. Küçük kurbanın son yakarışlarıydı bunlar. Daha sonra şimşek çaktı ve ardından gök gürledi. Bunlar da avcının son kahkahası ve içinde kalan son merhamet kırıntısıydı.

    Son.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Divine || Maral Avakian.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Karanlık Bölge :: Karanlık Köşk-
Buraya geçin: