Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Fun Time

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gianna de Laurentis
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Gia, Anna ya da boynuzkuyruk diyorlarmış.
Rp Sevgilisi : alexander ama... aması var işte hayırlısı *kim bu alexander? - simon*
Mesaj Sayısı : 287
Kayıt tarihi : 30/08/12

MesajKonu: Fun Time   Paz Nis. 21, 2013 12:09 am



Stephan Miloslova, Svetlana Sotravits, Giovanna&Gianna De Laurentis, Ocean D. Stidolph, Jacques Bratčikovaite, Eugene M. Géroux



today will be so fun.




Just perfect:
 

Gölgelerden kaçarken.:
 

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gianna de Laurentis
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Gia, Anna ya da boynuzkuyruk diyorlarmış.
Rp Sevgilisi : alexander ama... aması var işte hayırlısı *kim bu alexander? - simon*
Mesaj Sayısı : 287
Kayıt tarihi : 30/08/12

MesajKonu: Geri: Fun Time   Paz Nis. 21, 2013 12:17 am

    Genç kız başını yanında oturan ikinizinin omzuna yaslamış, ince uzun parmaklarıyla kahverengi kalın telli saçlarıyla oynuyor aynı zamanda Stephan'ın kızlarla ilgili maceralarını gülerek dinliyordu. Stephan, bir çok kız ona hem deli oluyor hemde nefret ediyordu bunun nedeni şüphesiz onları becermek dışında başka hiç bir beklentilerini karşılamıyor olmasıydı.Normal şartlarda böyle birinden nefret edebilirdi ancak Stephan'ın kendisini bildi bileli tanıyordu onun için Giovanni'den pek bir farkı yoktu. Yeşil gözlerini hafifçe sol tarafında oturan sarışın kıza kaydırdı, Svetlana umurunda değilmiş gibi davransa da içten içe Stephan'ı çok kıskanıyordu. Bu bariz bir şekilde belliydi belki bir erkek bunu anlamazdı ama Gianna anlardı. Kolunda kızıl saçlı bir kızla binaya doğru ilerleyen Gryffindorlu çocuğu gördü onlarla aynı sene gelmişti okula. Alexander Verbitsky, adeta Tanrı'nın can sıkıntısıyla yarattığı bir varlık. Boş insan, zampara ve Gryffindorlu bu üç kötü özellik bir araya geldiğinde ortaya Alexander gibi ümitsiz bir vaka çıkıyordu, okulda iki tane kuzeni vardı biri de kendisi gibi Gryffindor'du Roxana, Alexander'dan pek bir farkı yoktu. Diğeri April bir hufflepuff, Tanrı biliyorya bir hufflepuff'u bu kadar çok sevebileceği aklının ucundan dahi geçmezdi. Daha fazla sinirlerinin bozulmasına mahal vermemek adına gözlerini etrafında oturan diğer gençlere kaydırdı. İyi bir analizciydi Gia, elbet bu etrafındakileri senelerdir tanımasından kaynaklanıyordu en ufak bir hareketlerinde ne düşündüklerini anlayabiliyordu. Eugene, Amanda'nın sevgilisi. Ah, Amanda buradakiler arasında en çok sevdiği insan gerçek bir arkadaş, sırdaş ve kız kardeş. Onunla ilk tanıştığı günü daha dün gibi hatırlıyordu, kamp alanında karşılaşmaları ve ondan sonra yaşadıkları her macera, her anı zihninde kazılıydı.

    Az ötede binadaşlarıyla oturmuş erkek kardeşine yiyecekmiş gibi bakan kızı gördü Gianna, Phoenix kızıl saçları, yüzünde hiç bir zaman silinmeyen sinir bozucu gülümsemesi Gia'nın midesinin bulanmasına neden oluyordu ve bu ufak sıçan erkek kardeşine göz koymuştu. O kızıl saçlarını ateşe vermemek ya da üzerinde başka bir işkence yöntemi kullanmamak için kendisini zor tutuyordu her an derisini yüzüp onu tuzlu suya atabilirdi. Evet, bunu yapardı ve yaparkende çok büyük haz alırdı bir daha Giovanni'ye bakamazdı kesinlikle. "Şu aptal hufflepuff'u bir daha sana bakarken görürsem yemin ediyorum tatlım, onun gözlerini oyabilirim." diye fısıldadı erkek kardeşinin duyabileceği bir şekilde. Genç adamın huzursuz bir şekilde harektlendiğini hissetti eğer Giovanni'yi tanımasa söylediğinden rahatsız olduğunu hatta kızdan hoşlandığını bile düşünebilirdi ama bunun mümkünatı yoktu elbette. Giovanni ve Phoenix, Svetlana ve Stephan'ın tekrar barışma ihtimali bile bu ikisinin sevgili olma ihtimalinden daha yüksekti. Hiç bir kız erkek kardeşine layık değildi. Gianna kendisinin onaylamadığı biriyle erkek kardeşinin sevgili olmasına izin veremezdi. Bunu engellemek için einden geleni yapardı. "Bu kızların sende ne bulduğunu hiç bir zaman anlayamayacağım Stephan." dedi Gianna ve ardından kocaman bir kahkaha attı. Diğerleride Gianna'ya katılırken Stephan'ın hiç bozulmadığını görebiliyordu Gia. Bozulmasını beklemiyordu zaten çünkü söylediklerinde ciddi olmadığını biliyordu. "Asıl ben şu Gryffindorlu çocukta ne bulduklarını anlamayacağım." Svetlana'nın bahsettiği kişinin kim olduğunu öğrenmesi için onun baktığı tarafa bakması gerekmiyordu çünkü kimden bahsettiğini adı gibi biliyordu. Bu konu hakkında yorum yapmayacaktı. Gianna'nın bu çocuktan haz etmediğini çok iyi biliyorlardı bu konu hakkında yorum yapmaması -ki her konu hakkında söyleyecek bir şeyi mutlaka vardır- çokta şaşırtıcı bir durum olmazdı. "Aslında oldukça yakışıklı biri." Yakışıklı mı? Ocean'ın nasıl bir zevki vardı böyle? Erkeklerden yükselen kahkaha, alaycılık doluydu. Elbette buradakilerin hiç biri kendilerinden başka bir erkeğin yakışıklı olduğunu kabul etmezdi.

    "Kimin umurunda? Eugene bile onun yanında yakışıklı kalır." Gianna muhabbetten sıkıldığı zamanlarda etrafındaki insanlara laf sokmaya, onlarla dalga geçmeye başlardı. Bu da o anlardan biriydi. Başını erkek kardeşinin omzundan kaldırdı. "Tanrım, bu çocuk hakkında ki yorumlarınızı dinlemektense Stephan'ın palavralarını dinlemeyi tercih ederim." Svetlana'dan yükselen kahkahadan anladığına göre söyledikleri kızın hoşuna gitmişti. Bu hiçte şaşırtııcı değildi. Zavallı Svetlana, eski erkek arkadaşının cinsel hayatıyla dalga geçilmesinden hoşlanıyordu. "Eyvah, Gianna bize sarmaya başladı, sırada ki kim Gia?" diye sordu Ocean gülerek. Ocean her zaman çok tatlı biri olmuştu herkese karşı hemde. Örnek insan, onu çok severdi ama az sonra söyleyeceklerinden dolayı pişman olmasına neden olmayacaktı bu.Kızın sadece canı sıkılmıştı ve ortamın biraz hareketlenmesini istiyordu, belki biraz fazla hareketlenecekti birazdan. "Sen." dedi Gia yüzüne yerleştirdiği şeytani gülümseme Ocean'ı korkutmuşa benziyordu. Belki de ne söyleyeceğini tahmin etmişti bu yüzdendi korkusu. "Sonunda gözlerini biraz olsun Stephan'dan ayırıp bizi görebildin Ocean." Ses tonunda ki farklılık söylediklerinde ciddi olduğunun göstergesiydi ve bunuda hepsi anlamıştı. Yüzlerinde oluşan şaşkın ifade genç kızın 'tam isabet.' diye düşünmesine neden olmuştu. Kimin aklına gelirdi kutsal bakire Ocean, çapkın çocuk Stephan'a tutulacak tıpkı bir film senaryosu gibi. Zavallı masum kızı çapkın çocuğa aşık olur ve acı çeker çocuğun ise kızdan haberi bile yoktur. "Ne diyorsun sen Gianna?" Svetlana'nın sesinde ki öfke tahmin ettiğinden biraz daha fazlaydı. Kızın ela rengi gözlerinden fışkıran ateşler Ocean'ı yakacak gibiydi adeta. "Hadi ama Ocean'ın Stephan'a yanık olduğunu anlamadığınızı söylemeyin."



Just perfect:
 

Gölgelerden kaçarken.:
 

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Giovanni De Laurentis
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Gio, Gionni
Rp Sevgilisi : i cant tell, cause she's phoenix. Oh. I told it. asfhasjfkasf
Mesaj Sayısı : 48
Kayıt tarihi : 30/08/12

MesajKonu: Geri: Fun Time   Paz Nis. 21, 2013 6:39 am

    Hünerli parmaklarını yavaşça kız kardeşinin koyu kahve saçlarında gezdiriyordu Giovanni, omzuna başını koymuş olan kıza bakmadan. Onun kollarının dibinde olması ona güven veriyor, kendisini onu her şeyden koruyabilecekmiş gibi hissediyordu. Her kardeş için durum aynı mıydı bilmiyordu açıkçası; ikizler arasındaki bağın farklı olduğunu her zaman duymuştu. Garipti ki, okullarında her köşe başında bir ikiz vardı. Örneğine çok tanık olmuştu bunun, yine de Gianna'ya karşı duyduğu kardeş sevgisini diğerlerinin hissedebileceğinden şüpheliydi. Bir insan başka bir insanı bu kadar nasıl sevebilirdi ki? Gözlerini kapatıp rüzgarı hissederken suratında bir yandan muhabbeti dinlemeye çalışıyordu. İkizinin Stephan'ı hedef aldığını fark ettiğinde sırıttı, Stephan da aynı şekilde karşılık verdi. Dün geceki muhteşem hatunun ne kadar muhteşem olduğunu söylerken göz ucuyla çaktırmadan Svetlana'ya baktı. Tamam, kızlar birbirlerinin bakışlarından tüm olayları anlayabilirdi, buna hiçbir itirazı yoktu Giovanna'nin. Yine de, kızların bilmediği bir şey varsa, erkeklerinde birbirlerine karşı bu yeteneğe sahip olduklarıydı. Kendisini Stephan'ın yerine koymayı denedi o an. Svetlana adamın hayatındaki tek aşkıydı, nişanlanmayı göze alabilecek kadar. Ancak eninde sonunda o bir erkekti ve her erkek dürtülerine yenilirdi. Onu aldattığında, her şey bitmişti Stephan için. Svetlana'nın gururu aralarına ağlarını ördüğünde, buraya, yanlarına kaçmayı denemişti Stephan, Natalia'nın arkasından. Ancak Svetlana da ondan habersiz buraya geldiğinde, yeniden buluşmuşlardı işte. Zor olmalı diye düşündü genç adam; oysa ikisi de iyi idare ediyor gibi görünüyordu. "Şu aptal Hufflepuff'ı bir daha sana bakarken görürsem yemin ediyorum tatlım, onun gözlerini oyabilirim." Kelimelerin kendisine söylendiğini anladığında dikkatini yoğunlaştırdığı konudan uzaklaştırdı. Aptal ve Hufflepuff kelimesini birleştirdiğinde geldiklerinden beri ilk kez etrafına bakınma düşüncesini getirdi aklına; onu gördü. Huzursuzca kımıldandı olduğu yerde. Phoenix ile göz göze geldi, nefes almayı unuttu o an. Genç kızın orada olduğunun farkına nasıl varamamıştı? İçerisinde bir yerlerde, bir şeyler hareketlendi. Onun kızıl saçlarının rüzgarla savruluşunu izledi ses çıkartmadan. Ardındansa dudaklarına odaklandı, o güzel, biçimli dudaklarına. Onu öpmeyi istiyordu genç adam hemen o an. Yerinden kalkıp, ona uzanmayı. Genç kız onun ismini haykırırken onu doyasıya sarmalamayı. Onun kulağına romantik sözler fısıldamayı, onun ellerini tutmayı. Oysa, yapamazdı. Hayır. Gianna yanında kızı öldürmek için an kollarken, asla yapamazdı.

    Phoneix'le ilişkisi, Gia'dan sakladığı tek şeydi. Tek şey, ömrü hayatı boyunca. Bunu yapıyor olmaktan nefret etse de, buna mecburdu. Ne yaparsa yapsın onu ikna edemeyeceğini biliyordu. İkizini yırtıcı bir hayvana dönüştürmek ise göze alamayacağı tek şeydi. Bu yüzden, Phoneix bunu sorun etmediği müddetçe, kendisi de gizli kalmayı sorun etmeyecekti. Etrafta gereksiz erkekler olmadığı sürece. Kızın çillerine kaydı gözleri birden. Tam on bir taneydiler, genç adam hepsinin yerini bile biliyordu. Romantik bir insan değildi, yapı gereği asla da olamamıştı; yine de söz konusu bu kız olunca böyle ayrıntılar aklına birden yerleşiyor, bir daha da gitmiyorlardı. Belli ki, bu kız onu muhabbetten de yok saydırttıyordu. Çünkü Giana'nın başını çoktan kaldırdığını ve diğerlerine sataşmaya başladığını o an fark etti. "Eyvah, Gianna bize sarmaya başladı, sırada ki kim Gia?" Ocean'a bakabildi en sonunda gözünü diğer kızdan ayırarak. Giana sataşma moduna geçtiyse, onu durdurabilecek yalnızca iki kişi vardı. Amanda ve kendisi. Amanda ise buradan çok uzaklarda olduğuna göre, geriye bir tek kendisi kalıyordu. "Sen." Gianna'nın yeşil gözlerinin parıldadığına yemin edebilirdi genç adam. İşte diye düşündü, bir bomba geliyor. Ocean ile aynı korkuyu paylaştı o an. "Sonunda gözlerini biraz olsun Stephan'dan ayırıp bizi görebildin Ocean." Bir anda öksürdü Giovanni. Eugene ile bakıştıkları o anda genç adam omuz silkti; ardından Stephan'a baktı. Stephan bundan rahatsız olmuş görünüyordu ama belli etmemeye de çalışıyordu. Bu bakışı çok iyi biliyordu Giovanni. Gerçek olmayacağını düşündü. Öte yandan, eğer Giana söylüyorsa, doğru olduğunu da adı kadar iyi biliyordu.

    Svetlana öyle bir karşı çıktı ki, şimdi diye düşündü genç adam, şimdi kıyamet günü geldi çattı. İkizini dürttü ama kız bunu fark etmedi bile. "Hadi ama Ocean'ın Stephan'a yanık olduğunu anlamadığınızı söylemeyin." Ölümcül sessizlik. Kız ortaya bombayı atmış ve susmuştu. Kimseden ses çıkmadı, Ocean'ın inlemesi dışında. Ağzı açık kaldığı sırada Giovanni araya girmenin vakti geldiğini anladı ve kahkaha attı. "İyi denemeydi tatlım," dedi Gianna'ya dönerek ve onun alnına bir öpücük kondurup Stephan'a döndü. "Bak, seninki geliyor." Onun dikkatleri dağıtmasıyla herkesin başı hemen önlerinden geçmekte olan ikiliye kaydı. Stephan'ın sevgili kardeşi Natalia'nın sevgilisi Jack ve yanında tüm çapkın parıltılarıyla birlikte yürüyen Jacques. Jacques herkesle iyi geçinirdi; bu yüzden ondan hoşlanırdı Giovanni. Genç adamın dostluğu iyiydi; Jack içinse... Pek bir fikri olmamıştı açıkçası. Natalia onların arasında pek katılmasa da, o da onlardan sayılırdı, Stephan'ın sevgili kız kardeşi olduğu sürece. Böylece Jack, potansiyel damat oluyordu. Yani, ayağını denk alması gerekirdi. "Bu çocuk biraz daha giderse zayıflıktan ölecek," dedi Stephan Jack'e bakarak. "Natalia'nın ona yemek yapamayacak olması çok acı." Kızın yaptığı yemeklerden birini hatırladı ve suratını buruşturdu. İstediğine ulaşmış, konuyu dağıtmıştı. Ocean'ın ona minnet dolu gözlerle baktığını gördüğünde Eugene ona doğru döndü. "Ya sen Gio, bu gece yatağında hangi renk saçlar olacak?" Kızıl. Kahkaha attı ve omuz silkti. Tek kelime etmeye korkuyordu o an işin aslı. Çünkü Gianna'nın gerçeğini bir yalanmışçasına kapatmış, üzerinden geçmişti. Kızı sinirlendirmek ona yardımcı olmazdı. Gözlerini ona çevirdi. İkisi göz göze geldiklerinde, onun ne yapacağını anladı genç adam. Ne yaparsa yapsın Gianna'yı durduramayacaktı. Kız dudaklarını araladığında, geri dönülmez bir şekilde ortamı yangına sürükleyeceğini biliyordu Gia'nın. Kız büyük bombayı patlattığında onu izlemekten başka bir şey yapamadı. "Aslında yakışırsınız ikiniz. Bence senin için de farklı bir deneyim olur Stephan. Seni seven bir bakire, gurur duymalısın." Hepsi önce Stephan'a baktılar, ardından Ocean'a. Jack ve Jacques neredeyse tam önlerindeydi ki, kız birdenbire ayağa kalktı ve doğrudan Gianna'nın suratına baktı, kıpkırmızı bir şekilde. Biz öldük, kesinlikle dedi adamın iç sesi ve Gio yalnızca nefesini tuttu o an.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ocean D. Stidolph

avatar

Lakap : Di, Dia
Rp Sevgilisi : Jacques is mine bitches!
Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 20/04/13

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: Fun Time   Paz Nis. 21, 2013 7:53 am

    Ocean iyi bir oyuncuydu kesinlikle, tıpkı diğerleri gibi Stephan’ın sözlerine gülüyor, diğerleri gibi arada muhabbete katılıp şakalar yapıyordu. İçinde yaşadıklarını kimseye yansıtmıyordu Stephan ağzını her açtığında adeta kalbine bir ateş parçası düşüyor ve onu yakıp kül ediyordu. İçi kan ağlarken yüzü gülüyordu. Svetlana’nın ne kadar da şanslı olduğunu düşündü cidden öyleydi en azından bir zamanlar. Stephan gibi birine sahipti ta ki Stephan başka biriyle birlikte olana kadar bu konuda Stephan’ın suçlu olduğunu düşünmüyordu. Svetlana’nın yeterli olmamasından dolayı böyle bir şey yaptığına emindi. Eğer kızın yerinde Ocean olsaydı ilişkileri bu şekilde sonlanmazdı asla öyle olmazdı. Ocean her şeyini verebilirdi Stephan için hem de her şeyini. Kimsenin göze alamayacağı şeyleri göze alabilirdi. Çünkü söz konusu aşk olduğunda karşındaki kişi için kendisi ateşe atabilmelisin. Genç kızı bunu yapabilecek kadar cesaretliydi ancak Svetlana hâlâ etraflarında olduğu sürece Stephan ile aralarında bir şeylerin olması çok zordu. Düşüncelerinden Gianna’nın sözleri uyandırmış genç kızı. Stephan’a sataşıyordu, Gianna oldukça sivri dilli biriydi sözlerini asla esirgemiyordu. Ve kız birine sataşmaya başladığında teker teker hepsine takılırdı. Sıranın ona gelmemesini umuyordu Ocean. “Asıl ben şu Gryffindorlu çocukta ne bulduklarını anlamayacağım.” Genç kız gözlerini Svetlana’nın baktığı yöne çevirdi. Bahsettiği oğlanın adını hatırlayamıyordu ama onu tanıyor sayılırdı herkesin tanıdığı kadar elbet. Kızların bayıldığı kişilerden biriydi o da tıpkı Stephan gibiydi. Ve oldukça yakışıklıydı, bu inkâr edilebilecek bir şey değildi. Hem düşüncelerini söylemek hem de Svetlana’ya muhalefet olmak adına “Aslında oldukça yakışıklı biri.” Dedi genç kız.

    Stephan’ın ardından Eugene’ye de sataşınca Gianna, genç kız gülümseyerek “Eyvah, Gianna bize sarmaya başladı, sıradaki kim Gia?” diye sordu gülümseyerek sözlerinin altında hiçbir kötü niyet olmadan. Gianna’nın yüzüne yerleşen gülümseme ve bakışlarından adeta belli oluyordu sıradaki kişinin kim olduğu, genç kız.Gia tehditkar bir şekilde “Sen,” diyince yanılmadığını anladı Ocean. Kız gerilmeye başlamıştı. Gianna’nın ne söyleyeceğini kestiremiyordu ve bu onu çok korkutuyordu, hem de çok. "Sonunda gözlerini biraz olsun Stephan'dan ayırıp bizi görebildin Ocean." Gia’nın sözleri genç kızı beyninden vurulmuşa döndürdü. Nasıl böyle bir şey söyleyebilirdi? Daha önemlisi bunu nasıl anlamıştı? Şuanda Gia’ya duyduğu öfkenin haddi hesabı yoktu. Böyle bir şey yaptığı için belki ömür boyu ona kırılmış olacaktı. Svetlana’ya doğru baktı Ocean kendisin suçlu hissetmeye başlamıştı. Kızın gözlerinden okunuyordu öfkesi, sert çıkışından da anlaşılıyordu zaten bu. "Hadi ama Ocean'ın Stephan'a yanık olduğunu anlamadığınızı söylemeyin.” Bu kadar zorlamasının nedenini anlamıyordu, kendisini şuanda çok güçsüz hissediyordu. Ne diyeceğini, nasıl bir tepki vereceğini bilmiyordu. Her an ağlayabilirdi, çok utanıyordu. Bunun doğru olmadığını söylemek istiyordu ancak Ocean iyi bir yalancı değildi. Hiçbir zaman olmamıştı yalan söylediğini anlayacaklarından korkuyordu. Bir çıkmaza girmişti. Mahvolmuş gibi hissediyordu, Giovanni konuşana kadar. Ona minnettardı."Bak, seninki geliyor." Gio’nun sözleri dikkatlerini dağıtmıştı. Biraz olsun rahatlamış hissetti, bu konunun burada kapanacağını sanmıyordu ama en azından bu gün daha konusunun açılmayacağını, Gianna’nın zorlamayacağını umuyordu. Önlerinden geçenlerden biri Jack’ti Stephan’ın kız kardeşinin sevgilisi, diğeri ise Jacques. İkisini de pek tanıdığı söylenemezdi. Ortak derslerinden birinde Jacques ile oturmuştu. Oldukça hoş ve nazik biri gibiydi. . "Bu çocuk biraz daha giderse zayıflıktan ölecek, Natalia'nın ona yemek yapamayacak olması çok acı." Stephan çok haklıydı, pek çelimsiz biri gibi duruyordu. Tanrıya şükür konu iyice başka bir yöne doğru gitmeye başlamıştı.

    "Ya sen Gio, bu gece yatağında hangi renk saçlar olacak?" Eugene’nin pek doğru bir soru sorduğunu sanmıyordu şuanda Gianna ona cevap verirse asla şaşırmazdı. Kardeşine olan aşırı sevgisi, ya da takıntısı her neyse oldukça biliniyordu. Zavallı genç adam hiçbir kızla bir ilişki yaşayamıyordu çünkü çok iyi biliyordu eğer böyle bir şey yaparsa bir daha o kızı canlı ya da vücudunun bütün uzuvlarını tam bir şekilde göremezdi. "Aslında yakışırsınız ikiniz. Bence senin için de farklı bir deneyim olur Stephan. Seni seven bir bakire, gurur duymalısın." Fazla erken sevindiğini anladı, Gianna yine yapmıştı yapacağını. Bir şeyler yapması ya da söylemesi gerektiğini biliyordu ancak şuanda mantıklı bir şekilde düşünemiyordu ama aklına gelen ilk şeyi yapmak adına ayağa kalktı. Önce Gianna’ya baktı ve ardından gülümseyerek yürümeye başladı ve hayatında belki de yaptığı en saçma şeyi yaptı. Şüphesiz bu okulda ki neredeyse bütün kızların öpmek isteyecekleri dudakları öptü ve ardından özellikle Stephan’a bakarak “Stephan’ın yakışıklı olduğunu kabul ediyorum ancak benim kalbimde başka bir yakışıklı var gençler, Jacques.” En az yanında duran adam kadar şaşırdıklarına emindi arkadaşlarının da çünkü söylediklerine kendisi bile şaşırmıştı. Bu yaptığı şeyin ağır bedelleri olacak gibi hissediyordu. “Eğer bozuntuya verirsen yemin ediyorum seni öldürürüm, çok ciddiyim.” Diye mırıldandı genç kız sadece Jacques’in duyabileceği bir şekilde. Şuanda kötü bir yalancı olmadığını düşünmeye başlamıştı. Söylediklerine inandıklarını düşünüyordu. Gianna hariç lanet olası sürtüğün bakışlarından bile belli oluyordu inanmadığı ancak daha fazla üstelemeyeceğine emindi. “Aslında bunu henüz açıklamayı düşünmüyorduk, bilirsiniz işte aramızda ki şeylerden emin olmayı istedik ama artık gizlemenin bir anlamı yok çünkü birbirimize olan sevgimiz oldukça derin ve gerçek, değil mi sevgilim?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacques Bratčikovaite

avatar

Lakap : Jac for everyone.
Rp Sevgilisi : Çok eşlilikten yanayım ama.. Acting like a couple with Ocean. But she will be mine. Forever.
Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 29/04/12

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Fun Time   Ptsi Nis. 22, 2013 3:58 am

    Kahkahası bahçede yankılandı adeta Jacques'in. Adımları güzel havanın tadını çıkaracak kadar ağır, bir sonraki derse geç kalmayacak kadar hızlıydı. Açıkçası, geç kalsa da onun problemi olmazdı pek; ancak aynı şeyi Jack için söyleyemezdi. Yanında adamın omzunu omzuyla hafifçe dürttü, bunu neden yaptığını bilmese de. Erkekler arasında garip selamlaşma ve iletişim kurma yöntemleri vardı ve bu da bariz bir biçimde onlardan biriydi. Hangi ahmak bulmuştu ki bunları? Gereksiz olsa da, kendisini alamıyordu Jacques. Bu yüzden sırıttı Jack'e ve boğazını temizledi. "Suda sevişmeyi denememiş olduğunu söyleyemezsin!" Yanındaki çocuk kaşlarını çatarak kendisine baktı ve omuz silkti. Derin bir nefes aldı Jacques, tanrı aşkına, bu gerçekten gerçekleşiyor muydu? Jacques, bakirliğini kaç yaşında bozduğunu bile hatırlamayacak kadar küçüktü erkekliğe adımını attığında. Nasıl olduğunu unutacak kadar değil, bu onun gurur kaynağıydı, öylece unutması beklenemezdi değil mi? Kömür karası saçları hatırlıyordu, alev alev yanan kehribar rengi gözleri de öyle. Küçük bir an için bu anı hayal ettikten sonra silkelendi ve yeniden yanındaki genç adama döndü. Sessizlik içerisinde onu inceledi bir dakika boyunca. Zayıf biri olduğu kabul edilebilirdi; ancak yakışıklıydı da. Güzel bir mizahı vardı, eğlenceli ve oldukça iyi bir dosttu. Kızlarla olan ilişkisi de fena sayılmazdı. Natalia aklına geldi genç adamın. Arkadaşlarından bir tanesi onunla geçen sene yatmıştı, bunu kızı gördüğü ilk an hatırlamıştı. Zira delikanlının öyle bir anlatışı vardı ki, Jacques kızı aklına o an koymuştu. Gördüğünde de çapkınlıkla işe girecekti ki, düşündüğü gibi olmadı hiçbir şey. Pişman mıydı? Hayır. Genç adamın onu sevdiği biliyordu; bunu sık sık dile getiremeyecek kadar odun olsa da. Yine de aklının almadığı yegâne şeydi, genç adamın daha yalnızca bir ay önceye kadar bakir oluşu. Merlin adına; Hogwarts'ta ondan başka bakir var mıydı ki? Bunun mümkünü olduğunu sanmıyordu. Ta ki, kafasını çevirip yere yığılıp gülüşen topluluğu görene kadar. Onlara başıyla selam verdiğinde Ocean'a odaklandı on saniyeden daha kısa bir süre için. Evet, Jack okuldaki tek bakir -bozmuş olsa da, bu düşünce yapısıyla hala Jacques'in gözünde öyleydi ve genç adam bunu çok yakın zamanda bozacaktı- değildi. Ocean gibi bakireliği ile övünen bir insan oldukça, daima ikinci sırada olacaktı.

    "Henüz fırsatım olmadı... Denenebilir," dedi Jack delikanlının düşüncelerini bölerek. "Ancak fiziken bu nasıl mümkün olabiliyor ki?" Bir derin nefes daha aldı Jacques. Fizik kuralları onun bir tarafında değildi açıkçası, onun bir tarafında olması gereken şey için fizik yeterince yardımcı oluyordu. Açılar, farklı pozisyonlar filan... Evet, fizik ona yeterince yardımcı oluyordu. Daha fazlasına gerek yoktu. "Aşkta her şey mümkündür." Onun aşktan kastının ne olduğunu çok iyi bilen Jack gözlerini devirdi. Pis pis sırıtan genç adam ise yalnızca sırıtmaya devam etti. Jacques aşka inanıyordu, onun gibi yaşayan bir adama göre çok şaşırtıcı bir şekilde. İnsanlar genç adamın bunu bilmediğini düşünüyordu ama adam gayet iyi biliyordu. Sonuçta, aşk genç adamın etrafını tamamen sarmıştı. İkizi ve Krystof, Jacqueliyne ve Kennedy. Kendi ailesi ve diğer birçok aşkı ile yanıp tutuşan insan. Genç adam bunları görüp, bunları ciddiye almayacak kadar salak değildi. Natasha'ya olan geçmiş hislerini düşündü, Krystelle sayesinde geçen. Aşktı bu, bittikten sonra anlamış olsa da. Krystelle ile olan beraberliği hala şaka gibi geliyordu ikisine de; ikisi birbirlerinin yaralarını sarmış, müthiş bir ikili olmuşlardı. O kızı seviyordu Jacques; onu da her şeyden ve herkesten korumaya ant içmişti, bir abi gibi. Evet, Jacques okulun en azılı çapkını olabilirdi, gerçi biraz ötesinde kahkaha atan Stephen da onun tahtını zorlamaya kalkmıyor değildi ancak bunun için fazla mesai yapması gerekirdi... Evet, kadınların vücutlarını, onların seslerinden daha çok seviyordu. Evet, belki bencil piçin tekiydi. Yine de, hayatının aşkının bir gün kendisine geleceğini biliyordu. Yaşlanmadan önce olsa iyi olur diye düşündü, hala sevişirken kusursuz olmak istiyordu zira. Aşık olacaktı; sadece bugün değil.

    "Haftaya bir parti düzenlemeyi düşünüyorum," diye mırıldandı Jacques. Jack buna hiç şaşırmamıştı ki tepki bile vermedi. Dudaklarını araladı bir şeyler söylemek için ve ardından hızla kapadı. Onun birine baktığını fark ettiğinde bakışlarını o tarafa çevirdi ve kendisine doğru yaklaşan Ocean ile göz göze geldi. Genç kız kararlı bir biçimde yürüdü yanına, yürümeye devam etti... Sonra, sonra dudaklarını öpüverdi. “Stephan’ın yakışıklı olduğunu kabul ediyorum ancak benim kalbimde başka bir yakışıklı var gençler, Jacques.” Şaşkınlığın etkisiyle öylece kaldı genç adam. Demin onun dudaklarını öpen, kutsal bakire Ocean Stidolph muydu, yoksa kız fantezilerini mi süslemeye başlamıştı? Doğru cevabı anlamak için Jack'e bakacaktı ki, kız onun koluna girdi. "Eğer bozuntuya verirsen yemin ediyorum seni öldürürüm, çok ciddiyim," dedi fısıldayarak. İşte bu diye düşündü genç adam, kesinlikle takdire şayan bir davranıştı. Kızın belini sardı eliyle. Onu biraz daha kendisine çekerek kafasıyla onayladı. “Aslında bunu henüz açıklamayı düşünmüyorduk, bilirsiniz işte aramızda ki şeylerden emin olmayı istedik ama artık gizlemenin bir anlamı yok çünkü birbirimize olan sevgimiz oldukça derin ve gerçek, değil mi sevgilim?” Jacques kendisini bir filmi izliyormuş gibi hissetti o an. Güzel kız yerinden kalkıp, yakışıklı oğlanı öpüyordu. Aralarında hiçbir şey yoktu ancak o an birbirlerinin sevgilisi oluyorlardı. İlginçti ancak çekiciydi. Egoist olan Jacques için fazlasıyla çekiciydi. "Bilirsiniz," diye mırıldandı hepsine tek tek bakarak. Bu oyunu hangisine oynadıklarından emin değildi bu yüzden kimseye uzun süreli bakış atmadı. Stephan'ın adı geçtiğine göre, onunla ilgili olduğuna kanaat getirip yeniden kızın gözlerinin içine baktı. "Bir kızı bin kişi ister," dedi boğuk bir sesle ve kızın dudaklarını tutkuyla öptü. İnleyen kız geri çekilmekle çekilmemek arasında kaldığında bundan zevk alan Jacques geri çekildi ve doğrudan Stephan'a baktı. "Bir kişi alır. Ve o şanslı benim." Sözleri ortamda şok etkisi yaratmış gibi gözüküyordu. Mükemmel. Hayatının sıkıcılaştığını düşünüyordu ki, Ocean kendi elleriyle ona altın tepside sunmuştu kendisini. Elini kızın kalçalarına indirdiğinde kız ustalıkla onun elini yeniden beline çıkarttı. Ah, biraz ayrıcalığı hak etmiyor muydu?

    Jack'e döndü yeniden. O da en az kendisi kadar şaşkındı ancak tıpkı Jacques gibi kendisini toparlamıştı. Bakıştılar, bakışları birbirlerine çok şey anlatıyordu. Beş saniye öyle kaldılar, peşi sıra Jack omuz silkti. "Sanırım aşıkları yalnız bırakmalıyız. Beni aşığım bekler," dedi ve sırıttı Stephan'a bakarak. Stephan yerden çim koparıp ona fırlatmaya çalıştı ama gitmedi elbette ki, Jack arkasını döndüğünde bahçede olan herkesin duyabileceği kadar yüksek bir sesle bağırdı. "Seni seviyor olmam, sana kız kardeşimle benden daha çok görüşme hakkı vermez!" Jack'in omuzlarının sarsılmasından onun güldüğünü anladı Jacques. "Buna o kadar emin olmamalısın," diye mırıldandı genç adam kendi kendisine ama belli ki, kendi kendine olmamıştı. "Bunu duydum!" Stephan'ın seslenişi üzerine ortamda duran herkes güldü, Gianna dışında. Ve Ocean. Kız onun kolunu tutuyordu ama ellerinin titrediğini hissedebiliyordu Jacques. Ona moral vermek için elini sıktı. Yardım edecekti kıza. En azından, bu durumdan kendisini kurtarıncaya kadar. "Jack haklı, artık öğrendiğinize göre, benim kızımı sizden kaçırmamın sakıncası var mı?" Grupta sessizlik oldu. Giovanni geri getirmek koşuluyla dediğinde Gianna ile bakıştı Jacques. Kız bu durumu kabul etmişe benzemiyordu ancak sesini çıkartmadı. Ocean onlara el salladıktan sonra Jacques onu oradan uzağa doğru çevirdi. On adım attıktan sonra, onların kendilerini duyamayacağından emindi. "Bu da neyin nesiydi böyle, Ocean?" Kıza baktı ve bir açıklama bekledi. Eli ise kızın kalçalarındaydı. Ocean ise artık bunun pek farkında değildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ocean D. Stidolph

avatar

Lakap : Di, Dia
Rp Sevgilisi : Jacques is mine bitches!
Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 20/04/13

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: Fun Time   Salı Nis. 23, 2013 6:47 am

    Sözlerini bitirmesi ile genç adamın konuşmaya başlaması zarfında geçen o on beş saniye ona on beş saat gibi gelmişti. Jacques’in ‘ne saçmalıyorsun’ ya da ‘ deli misin?’ gibi şeyler söylemesini bekliyordu genç kız. Cidden, şaşırmazdı öyle olsaydı. Genç adam ağzını açtığında, ‘evet Ocean mahvoldun.” Diye düşündü. "Bilirsiniz," ‘Bilirsiniz, Ocean kafadan sorunlu biri ve böyle bir şey yok.’ Kesinlikle böyle ya da buna benzer şeyler söyleyecekti kesinlikle. "Bir kızı bin kişi ister," Bu beklediği gibi bir başlangıç değildi devamı ise aklının ucundan dahi geçmezdi. Jacques’in güçlü kollarını belinde hissetmesi, adamın dudaklarının dudaklarına kenetlenmesi en az diğerleri kadar şok etkisi yaratmıştı Ocean’ın üzerinde. "Bir kişi alır. Ve o şanslı benim." Rahat bir nefes aldı genç kız. Jacques’e borçluydu ciddi anlamda. Düşündüğü gibi olmamış ve yalanına orta olmuştu. Az evvel adamın onu öpmüş olması bile önemli değildi ancak ellerini kalçalarında hissettiğinde bu kadar da abartmanın gerekmediğini düşünüp Jacques’in ellerini biraz önce ki yerine beline çıkarmıştı.Ne kadar rezil bir durumda olduğunu düşündü Ocean şuan ki durumundan daha kötü bir durumda kalmamıştı kesinlikle ve hayatının sonuna kadarda kalmayacaktı. Her ne kadar utancından yerin dibine geçebilecek olsa da hiçbir şey belli etmemek adına kendisini inanılmaz derece de zorluyordu. Vereceği ufacık bir açık yalanın ortaya çıkmasına neden olabilirdi ki. İşte o zaman daha rezil bir olayın içerisinde bulurdu kendisini. Bir açıklama yapması gerekecekti. Genç adam elbette soracaktı bu saçmalığın ne olduğunu o zaman ne söyleyecekti? Hiçbir fikri yoktu. Gerçekleri anlatması gerekecekti peki Jacques güvenilir biri miydi? Şuanda ona yardım etmiş olabilirdi ama bu güvenilir biri olduğunu göstermezdi ona söyleyeceklerini başkalarına anlatabilirdi. Stephan’a söyleyebilirdi. O zaman mahvolurdu Stephanla olan arkadaşlığı biterdi, kesinlikle. Bir daha Stephan kızla konuşmak istemezdi o konuşmaz ise diğerleri de konuşmazdı. Sahip olduğu en yakın arkadaşlarını kaybederdi. Jacques’e güvenmekten başka şansı yoktu. "Bunu duydum!" Stephan’ın sesini duyunca ortada bir sohbet geçtiğini anladı ama ne konuştuklarını bilmiyordu ancak komik bir şey olmalıydı herkes gülüyordu, Gianna dışında. Gözlerini dikmiş ‘yalan söylediğini biliyorum’ der gibi bakıyordu adeta. Jacques’in ellerini kendi elinde hissedene kadar titrediğinin farkında bile değildi.

    "Jack haklı, artık öğrendiğinize göre, benim kızımı sizden kaçırmamın sakıncası var mı?" Diğerlerinin yanında uzaklaşırken biraz önceki haline nazaran daha rahattı. Hiç bir şey söylemeden sadece yürümeye başladılar. Kısa bir süre yürüdükten sonra ikisi de durdu. "Bu da neyin nesiydi böyle, Ocean?" Açıklama yapmasının vakti gelmişti. Derin bir nefes aldı ve doğru cümleleri zihninde bir araya getirmeye çalıştı. Her şeyi olduğu gibi anlatması gerekiyordu genç adamı soktuğu durum düşünülürse şayet Jacques’in doğruları duyması gerekiyordu. Ve genç kız daha fazla kimseye yalan söylemek istemiyordu kendisinin yeterince suçlu hissediyordu zaten. “Seni böyle bir durumun içerisine soktuğum için üzgünüm, bu benim için çok utanç verici.” Tanrı biliyor ya kendisini böyle bir durumun içerisinde bulsa rezillik çıkarırdı. “Hepsi Gianna’nın yüzünden, olayı özetleyecek olursam Gianna herkesin ortasında Stephan’ı sevdiğimi söyledi.” Sözcükler bir anca ağzından çıkmıştı. Genç adama bakacak yüzü yoktu bu yüzden gözlerini yere dikmişti. Eğer Gianna o şekilde ayarsız konuşmasaydı bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. İşin kötüsü olay onun için sonlanmamıştı. Gianna ilk defa diğerlerinin gözünde yanılmıştı, Gia asla yanılmazdı. Her zaman her şeyi doğru yapardı, yanılmak, başarısızlığa uğramak gibi sözcükler onun lügatında mevcut değildi. Şuanda Ocean’a karşı büyük bir öfke duyuyor olmalıydı ve bu genç kızı korkutuyordu. “Ve sonrasında olanları biliyorsun işte.” Diye mırıldandı. Zorla da olsa gözlerini yerden ayırıp genç adamın yüzüne bakabilmişti sonunda. Hiçbir şey anlaşılmıyordu, kızgın mıydı? “Bana yardım etmelisin.” Pek doğru sözcükler seçmediğini fark etti genç kız. Sanki emir veriyormuş gibi olmuştu. “Yani, elbette değilsin ama eğer yardım etmezsen yalanım ortaya çıkar ve Stephan’ı sevdiğim anlaşılırsa hepsiyle arkadaşlığım sona erer. Buna dayanamam Svetlana önce davranmazsa büyük ihtimalle bu utançla yaşayamayıp ben kendimi öldürürüm.” Elbette öldürmezdi biraz duygu sömürüsünün yararlı olacağını düşünüyordu. Ağlayabilirdi de belki, erkeklerin kızların ağlamasına dayanmadığı söyleniyordu aslında bu tamamen yalandı. Jacques’in üzerinde işe yarayacağını düşünmüyordu bir sürü kızın onun için ağladığına emindi, ama bu Jacques için değildi durum farklıydı. Sadece zor durumda olan birine yardım edecekti. Ufak bir yardım birkaç haftalığına sevgiliymiş gibi davranacaklardı sadece. Sadece birkaç haftalığına cinsel hayatına ara vermesi gerekecekti pekte önemli olmasa gerek.

    Kollarını genç adamın boynuna dolayıp başını göğsüne yasladı. “Lütfen lütfen lütfen.” Dedi ağlamaklı bir ses tonuyla. Şimdi ona yalvarmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu. O ana kadar Jacques’in ellerinin kalçalarında olduğunu hissetmemişti ne zamandır oradaydılar? Genç kız geri çekilip adamın ellerini kalçasından çekti. Bunu ikinci kez yapıyordu! Şimdi bunu düşünmenin zamanı değildi ya ilk öpücüğünü daha önce neredeyse hiç konuşmadığı bir adama vermişti ve elleri de sürekli kalçalarında dolanıyordu. Bunun için daha sonra yatağına girip yorganı başına kadar çekerek ağlayabilirdi. Hiç hayal etmediği bir şekilde, hiç hayal etmediği birine ilk öpücüğünü vermişti! O kişinin hep Stephan olacağını düşünüyordu ancak bazı şeyler istediğimiz gibi gitmezdi. Daha kötüsü olabilirdi. “Eğer bana yardım edersen sana çok hemde çok minnettar kalırım,” Kesinlikle ve genç kız bunun karşılığını vermek için elinden gelen her şeyi yapabilirdi. Aynı şekilde her konuda ona yardım edebilirdi. Herhangi gibi bir şey sadece söylemesi yeterdi ve Ocean bir an düşünmeden ona yardım ederdi. Sadece yardım etmeyi kabul etmesi gerekiyordu. “Söz veriyorum bunun karşılığında her şeyi yaparım, her şeyi. Ne istediğinin önemi yok sadece beni bu durumdan kurtar buna katlanamam.”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacques Bratčikovaite

avatar

Lakap : Jac for everyone.
Rp Sevgilisi : Çok eşlilikten yanayım ama.. Acting like a couple with Ocean. But she will be mine. Forever.
Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 29/04/12

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Fun Time   Cuma Nis. 26, 2013 5:11 am

    İşlerin karmaşık olduğunu daha kız dudaklarını aralayıp mırıldanmadan önce de anlamıştı genç adam. Stephan ile ilgili olduğunu da. Buna şaşırmalı mıydı şaşırmamalı mı karar veremiyordu genç kızın gözlerini mahcup bir şekilde kendisinden kaçırmasını seyrederken. Ocean'ı fazla tanıdığı söylenemezdi; yine de kızın en değerli hazinesi o kadar göz önündeydi ki, onun bunları yapıyor olması genç adamı kesinlikle şaşırtıyordu. “Seni böyle bir durumun içerisine soktuğum için üzgünüm, bu benim için çok utanç verici.” Öyle olması gerekirdi, değil mi? Başıyla belli belirsiz onayladı kızı. Devam etmesi için beklediği süre sonsuz gibi gelse de, kız en sonunda konuşmasını sürdürebildi. “Hepsi Gianna’nın yüzünden, olayı özetleyecek olursam Gianna herkesin ortasında Stephan’ı sevdiğimi söyledi.” Olayın Giana yüzünden çıktığını anlamak için Jacques'in görücü olmasına gerek yoktu, kızın gözleri 'bu belayı başına ben sardım ve benden kurtulamazsın' diye bağırıyordu adeta. Birisi gözleriyle adam öldürebilecek olsa bunun o kız olacağından şüphesi yoktu Jacques'in. Alyssha bunu zaten yapıyordu, sonuç olarak. Ocean'ın birisini sevdiğini anlamak zor değildi; ancak sevdiği kişinin hep Giovanni olduğu düşüncesi belirmişti adamın aklında daha öncelerde. "Ve sonrasında olanları biliyorsun işte," diye mırıldandı genç kız neredeyse kelimeleri yutarcasına telaffuz ettiği bir ses tonuyla. Başını kaldırıp genç adama baktığında Jacques hiçbir şey demedi. Ne düşünmesi gerektiğini bile bilmezken bir şey demesi beklenemezdi de zaten. “Bana yardım etmelisin... Yani, elbette değilsin ama eğer yardım etmezsen yalanım ortaya çıkar ve Stephan’ı sevdiğim anlaşılırsa hepsiyle arkadaşlığım sona erer. Buna dayanamam Svetlana önce davranmazsa büyük ihtimalle bu utançla yaşayamayıp ben kendimi öldürürüm.” Gözlerini kırpıp açmaya devam etmekten başka bir eylem yoktu Jacques'in yaptığı ama zihni tam aksine, bir kaos halini almıştı. Kızın böyle bir şey yapmayacağından emindi; neticesinde o bir Slytherin'di, bir Slytherin asla kendisini bu durumda acındırmazdı. Merlin aşkına Jacques, kız bir bakire! Genç adamın iç sesi bu duruma el attığında, ona hak verdi Jacques. Ocean saf küçük bir melek gibiydi, şeytanların arasında yaşayan. İlginçti, bunu daha önce hiç fark etmemişti genç adam.

    Ağlayan pek çok kişiye tanık olmuştu bu zamana kadar delikanlı. Kucağında, omzunda, kollarında... Çoğu kendisi içindi, hatta realist olmak gerekirse, hepsi. Gözyaşlarına karnı toktu Jacques'in. O daima sert kadınları severdi; sulu gözlüleri, güçsüzleri değil. Natasha geçti hızla aklından ve suratını buruşturdu, onu tamamen unutmuştu ancak kızı bir kez ağlarken gördüğü görüntüyü unutması o kadar da kolay değildi anlaşılan. Ocean başını göğsüne yasladığında bir an için nefesi kesilir gibi oldu adamın. Masumca yapılan bir hareketti, yine de Jacques için fazla... Sevecen? Doğru kelimeyi bulamıyordu adamın zihni. Sadece alışık olduğunun dışında bir şeyler vardı burada. “Lütfen lütfen lütfen.” Kızın ses tonu git gide ağlamaklı bir hal alırken, buna son vermek için dudaklarını araladı. O andaysa Ocean onun ellerinin en sonunda farkına varıp, adeta inledi. Onun çocuksu paniği üzerine bıyık altından güldü Jacques. O kadar düşünceli görünüyordu ki, ağzını açmadı. Kızın söylediklerinin bitmediği belliydi; bitene kadar da bekleyecekti. “Eğer bana yardım edersen sana çok hemde çok minnettar kalırım,” dedi genç kız ve birkaç saniye sessizlikten sonra devam etti. “Söz veriyorum bunun karşılığında her şeyi yaparım, her şeyi. Ne istediğinin önemi yok sadece beni bu durumdan kurtar buna katlanamam.” Derin bir nefes aldı genç adam. Sorun değildi onun için; bunu elbette ki yapabilirdi. Bunun için bir şey de istemezdi, bir binadaş kıyağı olarak. Neticede aynı tarafta yer alıyorlardı ve Gianna'nın kızı herkesin ortasında parçalamasına izin veremezdi. Buna rağmen aklında beliren düşünceye engel olamadı. Bahçede olan onlarca, yüzlerce insan vardı. Gözleri okulun hemen ön tarafındaki Gryffindor takımına kaydı, sonra onların çaprazındaki Slytherinlere. Krystof yine Vera'yı ayaküstü götürüyordu. Dişlerini sıktı, buna alışması için ne yapması gerekiyordu? Bakışlarını onlardan uzaklaştırdı ve yeniden kıza döndü. Doğrudan onun gözlerine baktı, pek çok kızın can alıcı bulduğu o meşhur bakışını atarak. O kadar çok insan vardı; ama kız öpmek için Jacques'i seçmişti. Onun iflah olmaz bir çapkın olduğunu bilmiyor muydu? Hele ki bahçede ona yardım edebilecek çok farklı insanlar varken. Jack olabilirdi mesela, ha? O ona seve seve yardım eder, bir iki bakir muhabbeti yapardı. Düşünceyi aklından hızla sildi. Rus kızı, Natalia Miloslova -ki durumda daha da ironikti, kız Stephan'ın kardeşiydi neticesinde- hem Ocean'ı hem Jack'i parçalardı. Bundan şüphesi yoktu adamın.

    "Her şeyini mi?" O kadar imalı sormuştu ki, kız neyi kastettiğini anladığında kıpkırmızı kesildi. Tek niyeti onu sinir etmekti aslında. Kızdan bakireliğini isteyecek kadar piç bir herif değildi, sanılanın aksine. Ondan bunun için bir karşılık beklemeyecekti. Kızın ise bunu bilmesine gerek yoktu, en azından şimdilik. Ağzını açıp bir şeyler mırıldanmak istedi ki, onun gözlerinin gerçekten dolduğunu gördü genç adam. Merlin onu sınıyor muydu acaba? Cevabını bilmiyordu ve bilmek de istemiyordu. Küçük bir kahkaha attı. "Her şey senin için neyi ifade ediyor Ocean?" Genç kızın titrediğini hissettiğinde, derin bir nefes aldıktan sonra ona gülümsedi ve alnına samimi bir öpücük kondurdu. "Yapmak istemediğin hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsin." Bir an için, belki de birkaç hafta Ocean ile sevgiliymiş gibi görünmenin hoş olabileceğini düşündü. Uzun zamandır adı bir bakireyle anılmıyordu, ki bunun asıl sebebi okulda öyle birinin kalmamış oluşuydu ama adam bunu es geçti. Kızlarla takılmak için haftasonunu bekleyebilirdi; kimsenin haberi olmadan. Hem Ocean'a yardım eder, hem ihtiyaçlarını gizliden gizliye giderirdi. "Tabii, benimle bir haftadan sonra benimle yatmak istersen eğer, önce beni ikna etmelisin tatlım. Ki isteyeceğini biliyorum." Kendisinden emin olan her erkek gibiydi Jacques, belki biraz daha fazla. Çünkü gerçekleri görüyor ve bunu kabulleniyordu. Kendisine karşı koyabilen bir kıza rastlamamıştı henüz, tanrı vergisi bir ailesel güzelliği vardı adamın. Hele bakışları yetiyordu çoğu zaman, bir kızı yatağına götürmesine. O an, aklında bir fikir belirdi. Genç kız kendisiyle övünmeye devam ettiği müddetçe, insanlar Jacques'in onunla yatmadığını düşüneceklerdi. Hayır, Jacques'in onunla yatamadığını düşüneceklerdi. Suratını buruşturdu. Gülen kız alayla onun omzuna vurmuştu ki, suratındaki ani değişimi fark edip tek kaşını kaldırdı. Genç adam ise ona yalnızca bakakaldı. Kız mutlu olmuştu, değil mi? Bunu görmesi güzeldi evet... Ancak genç adam ününü korumalıydı; ne olursa olsun. "Yapacağım Ocean, için rahat edebilir. Tek bir şartla," dedi ve kızın ecelini bekliyormuş gibi bakan görüntüsüne bakmamak için bakışlarını çok öteye çevirdi. Birbirlerine su atan Gryffindorluların olduğu yere. "Benimle yatmasan bile, benimle yattığını söyleyeceksin. İnsanlara malzeme olamam, bunu anlıyorsun değil mi?" Açık ve net konuşmuştu. Kızın suratına bakmamaya devam etti. Onu öylece yok sayıyormuş gibi gözüktüğünün farkındaydı; oysa o an tek istediği kızın oldukça alımlı suratına bakıp, düştükleri komik durumla dalga geçmekti. Yine de yapmadı, gözlerinin önünde bir su savaşı başlarken, yalnızca derin bir nefes aldı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Fun Time
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: H O G W A R T S :: Okul Arazisi :: Göl Kenarı-
Buraya geçin: