Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 I don't want a broken heart

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Ocean D. Stidolph

avatar

Lakap : Di, Dia
Rp Sevgilisi : Jacques is mine bitches!
Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 20/04/13

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: I don't want a broken heart   Ptsi Mayıs 13, 2013 6:54 am



En son Ocean D. Stidolph tarafından Ptsi Mayıs 13, 2013 7:55 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ocean D. Stidolph

avatar

Lakap : Di, Dia
Rp Sevgilisi : Jacques is mine bitches!
Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 20/04/13

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: I don't want a broken heart   Ptsi Mayıs 13, 2013 6:56 am

    Ocean çevresindeki insanların nefret dolu bakışlarına alışık değildi hiç. Kendi binası dahil olmak üzere bir çok kız düşman kazanmıştı birkaç hafta da genç kız. Jacques ile çıktıklarını bir anda büyün okul öğrenmişti. Yani yalandan çıktıklarını, tabii bunu kimse bilmiyordu. Gianna önceleri şüpheleniyordu ancak artık o şüphesinden ve başlarda ki hırsından eser kalmamış gibiydi.Herkes eski haline dönmüştü, Gianna her zaman ki gibi etrafına laf atmaya insanlarla uğraşmaya devam ediyordu, Stephan okulda ki kızları beceriyor, Svetlana kendi halinde dolanıyor, Giovanni kız kardeşini dizginlemeye çalışıyordu. Her şey gayet olağandı. Stephan ile hâlâ yakın arkadaşlardı. İlk zamanlarda bu yalan oldukça ağır geliyordu Ocean’a, özellikle Jacques’in seviştiklerini söylemiş olması biraz zor olmuştu tabii Ocean için. Bütün okul öğrenmişti. Genç adamın tek şartıydı zaten bu yapmasalar bile yaptıklarını söyleyecekti, Ocean’ın kabul etmekten başka şansı yoktu. Gianna’yı biraz olsun dizginleyen de bu olmuştu zaten. Ocean’ın artık bakire olmadığını öğrenmesi Jacques’i gerçekten sevdiğini düşünmesini sağlamıştı. Bunu yanı sıra Jacques rolüne çok alışmış gibiydi. Bazen genç kız sadece onu sinir etmek için böyle davrandığını düşünüyordu. Sürekli kızı öpüyor, elleri kızın vücudunun her yerinde dolanıyordu! Ve daha önce hiçbir erkek ona böyle dokunmamıştı. Bu kızı hem heyecanlandırıyor hem de sinir ediyordu. Zaman geçtikçe kızların Jacques’e neden hayran olduğunu anlıyordu. O gerçekten harika biriydi, her açıdan. Bazen rüyalarında genç adamla birlikte olduğunu görüyordu, bu Ocean’ı çok utandırıyordu. Bazen gerçek olabileceğini düşünüyor ardından kendisine kızıyor ve Stephan’ı sevdiğini hatırlatıyordu kendisine. Jacques’e karşı hiçbir şey hissetmiyordu. Hissedemezdi zaten. Adamın ağına düşemezdi. Her ne kadar yakışıklı, zeki, nazik, esprili olsa da aynı zamanda Ocean’ı dinlese de ve adamla güzel zaman geçirse de yinede mümkün değildi.

    Kalbinde ve aklında sadece ve sadece Stephan vardı. Her ne kadar artık öyle olmasa da sadece buna inanmak istiordu. Jacques’in dediğine gelmek istemiyordu. Ama her şey apaçık ortasaydı. Stephan’ı gördüğünde heyecanlanmıyordu. Ya da onu bir kızla gördüğünde adamı kıskanmıyor ya da üzülmüyordu. Kıza yanlışlıkla ya da bilerek dokunduğunda önceleri hissettiği heyecandan mutluluktan eser yoktu. Tıpkı Sptehan’ın kendisine beslediği gibi arkadaşça bir sevgi besliyordu Ocean’da artık Stephan’a karşı. Lakin bunu kabul etmek genç kız için o kadar kolay değildi; çünkü kabul ettiğinde içindeki sevgi, tutku ve kıskaçlık gibi duyguların asıl sahibi ortaya çıkacak ve bunu kabul etmiş olacaktı. Bu Ocean için büyük bir facia olurdu. Sürekli karşılık alamayacağı kişilere aşık olmak fazlasıyla kötüydü zaten. Stephan için bile ümidi vardı ancak Jacques imkansızdı. İçinde en ufak bir ümit kırıntısı dahi yoktu. Çünkü Jacques Ocean’ı asla sevmezdi. Sevemezdi işte, öyle erkekler daha seksi ya da daha güzel kızlara tutulurdu. Ocean pekte bu kriterlere uygun olduğunu düşünmüyordu.Elinde ki kitapları sıkıca kavrayıp konuşulanları duymamaya çalışarak bahçeye doğru yürüdü Ocean. Maalesef pekte mümkün değildi konuşulanları duymamak ama umursamamaya çalışıyordu. Jacques ile bu anlaşmayı yaparak herkese harika bir dedikoduyu altın tepkide sunmuştu. Kutsal bakire Ocean, yakışıklı ve çapkın Jacques ile sevgili ve artık bakire değil! Konuşulacak daha iyi bir dedikodu var olana kadar bu mesele konuşulmaya devam edecekti. Bahçeye çıktığında derin bir nefes aldı ciğerlerine temiz hava dolarken biraz olsun rahatlamış hissetti. Etraf çim kokuyordu, Ocean bu kokuya bayılıyordu ve her zaman kızı rahatlatıyordu. Evlerinin büyük bahçesinde büyük babasıyla bitkilerle uğraştığı zamanları hatırlatıyordu bu koku kıza. Genç kızın gözleri sevgilisini(!) aradı. Az ötede arkadaşlarıyla durmuş sohbet ediyor ve gülüyordu. Yanına gidip gitmemek arasında kalmıştı ki genç adamın kendisine doğru yürüdüğünü fark etti. Yüzünde insanın kalp atışlarının hızlanmasına neden olan bir gülümsemeyle yanına doğru yürüyen adamla yalandan da olsa çıktığına hâlâ inanamıyordu.

    Birlikte göle doğru yürümeye başladıklarında siyah deri kaplı, yaprakları hafif sararmış defterinin arasında ki notu çıkarıp genç adama doğru uzattı. Notta ‘Jacques’den uzak dur SÜRTÜK!’ yazıyordu aldığı ilk not değildi ancak bir Gryffindorlu’dan gelen ilk nottu bu. “Notu aldığım sırada Gianna’da yanımdaydı. Kızı yakasından tutup duvara yapıştırdı ve Jacean ikilisinden uzak dur dedi. Jacaen biz oluyoruz.”Evet, birlikte takma isimleri bile vardı. Bu ismi Gianna ve Svetlana bulmuştu. Neredeyse üç saatlerini harcamışlardı hem de bunun için şaka gibiydi. Garip bir şekilde ikisi de çok heyecanlıydı. Gianna son bir haftadır, Jacques ile birlikte olduklarını öğrendiği zamandan itibaren, Oldukça mutlu ve Ocean adına çok heyecanlıydı. Tonlarca soru sormuşlardı kıza. ‘yatakta nasıldı?’, ‘Sana sert mi davrandı?’ ‘Nazik miydi?’, ‘Bahsettikleri kadar büyük müydü?’ Bu soruları Jacques’e anlattığında adamın attığı kahkaha hâlâ kulaklarındaydı ve ardından ‘Büyüklüğü hakkında ne dedin?’ diye sormuştu. Tam Jacques’den beklenen bir soruydu. “Sanırım artık kız bir tehlike teşkil etmeyecek.” Gianna’nın söylediklerinin yalnızca ufak bir kısmını söylemişyi Jacques’e. Kızı bir güzel tehdit etmişti Gianna. Kız değil bir daha not yazmak Ocean, kızın kendisi ile aynı koridordan yürüyeceğini bile sanmıyordu. “En azından hayranlarının bir tanesinden kurtuldum, geriye yüzlercesi mi kaldı?”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacques Bratčikovaite

avatar

Lakap : Jac for everyone.
Rp Sevgilisi : Çok eşlilikten yanayım ama.. Acting like a couple with Ocean. But she will be mine. Forever.
Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 29/04/12

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: I don't want a broken heart   Salı Mayıs 14, 2013 7:33 am

    Adamın daima çapkın bir parıltıyla parıldayan mavi gözleri bahçeyi amaçsızca tarıyordu. Ne görmeyi umduğunu ya da neyi görmeyi istediğini bilmiyordu Jacques. Umursamıyordu önünden geçen hiçbir kızı o an. Umursamaması gerektiğinden miydi, istediğinden miydi bilemiyordu. Öyle bir durumun içinde kapana kısılmıştı ki, hangisinin gerçek olduğuna karar veremiyordu artık. İki hafta, Ocean ile geçen, çapkınlık dönemine dizginleri vurduğu iki haftadır böyle hissediyordu. Kendisine gülümseyen sarışın kızla göz göze geldiğinde gözlerini devirdi istemsizce. Kızın adını hatırlamıyordu; ancak kızla daha önce yattığından emindi. Ve oldukça eğlenceli olduğundan. Yine de bunu düşünmeyecekti, hayır, bu aralar değil. Genç adam en yakın arkadaşının ne zamandır dinlenmeye çekildiğini düşündüğünde boğulacak gibi oldu. Bedeni bu kadar uzun süreli boşluk dönemini kaldıramıyordu belli ki. Uzun süreli bir sevgilisi asla olmamıştı. Bunun bir nedeni vardı ve şimdi... Tanrı aşkına, genç adamın bedeni adeta ölüyordu. Kızın göğüslerini düşünmemek için gözlerini yumdu. En son, Ocean'a onunla olacağı sözünü verdiğinden üç gün sonra birisiyle sevişmişti genç adam. Kendisini berbat hissetmesi için hiçbir sebebi yoktu; kimsenin haberi olmayacaktı, kızın sırrı onunla kalacaktı ama hayır, o kendisini bok gibi hissetmişti. O zamandan beri hiçbir kıza elini dahi sürmemişti Jacques. Böyle olacağını bilemediği için kendisine mi kızmalı yoksa Ocean'a artık bunu sonlandırmanın vakti geldiğini mi söylemeliydi bilmiyordu. Oysa içten içe, derinlerde bir yerlerde, bunu sonlandırmak istemediğini haykırıyordu bir şeyler. Sevgili işi onun işi olmamıştı hiç; ancak Ocean ile kendisini normalde olduğundan daha farklı hissediyordu. Kız onu güldürüyordu en başta, küçük sohbetleri, tatlı gülüşmeleri. Farkında olmadığı cazibesi ise adamı çılgına çeviriyordu. Ocean hiçbir şeyin farkında değilken kaç defa onu korkutmamak adına sohbeti yarıda kesip kaçtığını düşününce istemsizce kaşlarını çattı. Kız onu çılgına çeviriyordu. Jacques ise bu iyi mi yoksa kötü mü bilmiyordu. Sadece, bunu sonlandırmak istemiyordu buna ne kadar ihtiyacı olursa olsun. "Bil bakalım kim geliyor Jac?" Krystelle'ın iması üzerine gözlerini açan genç adam arkasında oturan kıza çevirdi başını. Kızın gözleri adeta parıldıyordu ki, onu böyle gördüğü için mutluydu Jacques. Neşesi geri gelmiş, yeniden kendisi olmaya başlamıştı. Stephan ile gereğinden fazla takılıyor ve bu genç adamı sinir ediyordu. Stephan'ını severdi ancak Ocean'ın bu duruma üzülebileceğini düşünmekti onu sinirlendiren. Ama bu onu ilgilendirmezdi, değil mi? "Seninki." Jack genç adamın cevap vermeyeceğini anladığında araya girme ihtiyacı hissetmişti belli ki ikisi birbirlerine çakarak kıkırdadılar. Jack ve Krystelle. Genç adam bazen bu ikisinin kendisiyle uğraşmayı hobi haline getirdiklerini düşünürken, bakışlarını yeniden bahçeye çevirdi. Bu defa gözlerinin önünde beliren kız Ocean'dı ve diğer tüm kızlardan farklı bir şekilde öylece yürüyordu.

    Ayağa fırladı genç adam. Suratına muzip bir gülümseme kondurduğunda Krystelle atıldı. "Sadece yeni tatlar denemek istediğini düşünmüştüm en başta." Kendisine mi demişti yoksa daha gitmeden dedikodusunu mu yapmaya başlamıştı karar vermek için yüzünü ikiliye döndü. Jack başıyla kızı onayladığında, kız devam etti. "Yanılmışım. Ondan hoşlanıyorsun." Duydukları üzerine suratını buruşturdu. Kimseden hoşlandığı yoktu onun. Yalnızca hoşlanıyormuş gibi davranıyordu. Öyle davranmak zorundaydı. "Kapa çeneni Bartolomej," diyerek gülümsedi ve doğruca kıza doğru yürümeye başladı. Gözleri birbirlerini bulduğunda, gülümsemesi iyice büyüdü genç adamın. Yanına vardığında tek kelime etmedi, yalnızca sağ tarafına geçerek ona biraz daha yaklaştı. Göle doğru sessizce yürürlerken, sessizliği sevmeyen genç adam, o an için sessizliğin bile batmadığını düşündü. Ve ardından kız zarif bir hareketle defterinden çıkardığı bir notu adama uzattı. Kendisine aşk mektubu yazmış olmadığını bilen genç adam dalga geçmek için dudaklarını aralasa da notu okuduğunda kahkaha attı. Notun hiç yaratıcılığı yoktu ancak yazanın duygu ve düşüncelerini tahmin edebiliyordu Jacques. “Notu aldığım sırada Gianna’da yanımdaydı. Kızı yakasından tutup duvara yapıştırdı ve Jacean ikilisinden uzak dur dedi. Jacaen biz oluyoruz.” Gülümsedi Jacques. Jacean mı? Tanrım. Kafasını iki yana sallarken bu kelimeyi nedensizce sevmiş, Gianna'nın da o hareketini hayal etmekte zorlanmamıştı. “Sanırım artık kız bir tehlike teşkil etmeyecek.” Bundan emin olan genç adam, bu duruma el atması gerektiğini düşündü. Çok değil, yalnızca bir ay önce Krystelle ile takılmaya karar verdiklerinde, bu durum bir sorun değildi onun için. Krystelle onlara dişlerini göstermiş, hepsi kaçışmıştı. İşin aslı bunu yaparken onun ne kadar çok eğlendiğini hatırlıyordu. Kendisinin de erkeklerle uğraştığı doğruydu ve bu onlar için ego meselesi haline dönüşmüştü o zamanlar. Yine de, çok geç olmadan ikisi de anlamıştı doğru yolun o olmadığını. Her şeyi orada kapatmışlar, yeniden dostluklarına kaldıkları yerden devam etmişlerdi. Krystelle o kızlarla başa çıkabiliyordu evet; ancak ondan nasıl eminse, Ocean'ın da kendi başına kızların akşam yemeği olacağından emindi Jacques. Güçsüz ya da zayıf olduğundan değildi bu. Tam olarak adını koyamasa da, kızın yapısına tersti tehdit edilmek. Sonuçta kendisini bildi bileli, cici kız olmamış mıydı Ocean? Onu korumalıydı Jacques. Bunlara izin vermemeliydi. “En azından hayranlarının bir tanesinden kurtuldum, geriye yüzlercesi mi kaldı?” Hayır... Belki? Pekala olabilirdi ama adam bu gerçeği kabul etmek yerine ciddi bir surat ifadesi takındı. Bir kolunu Ocean'ın omzuna sardığında kızın kendisine bakmasını sağlayarak doğrudan gözlerine odakladı gözlerini. "Seni koruması için Gianna'ya ihtiyacın yok, Ocean. Kimse sana dokunamayacak. Seni koruyacağım, bunu biliyorsun." Bir kıza asla asa doğrultmazdı Jacques, gerekli olmadığı müddetçe. Böyle bir şey için Gianna'nın yaptığını da yapmazdı evet ama onları nasıl uzaklaştıracağını biliyordu. Kalpler kırılacaktı ama eğer gerekirse, tamir etmesi zor olmayacaktı ileride.

    Kız başını hafifçe salladığında bir an onun alaycı tavrının kaybolduğunu fark etti Jacques ve buna izin vermemek için devam etti. "Eğer haklamam gereken erkekler varsa bana isimlerini vermelisin. Biz erkekler kızların aksine doğrudan asılmayı tercih ederiz. Ve ben benim kızıma kimsenin bakmasına izin vermem." Ocean'ın bir bakire olduğunu bilse de, ondan hoşlanan erkeklerin de olduğunu pekala biliyordu. Kız bunların farkında mıydı orası tartışılırdı ama aç bakışları görmeyecek kadar kör değildi Jacques, Ocean'ın aksine. Kolunu kızın omzundan çekerek onun önüne geçti ani bir hareketle. "Sana bir sürprizim var. Öncesinde bir öpücük verirsen." Kız gülerek dil çıkardığında denemeye değerdi diye düşündü genç adam. Artık Ocean öpücüklerine karşılık veriyordu, evet, yine de asla zorunda kalmadıkça öpmeyecek gibiydi Jacques'i. Bu adamın onurunu kırmalı mıydı? Bilmiyordu Jacques. Ne olursa olsun bundan vahşice keyif alıyor, bir gün kızın kendisini öpeceği konusunda iç sesiyle iddiaya bile giriyordu. Elini pantolonun cebine attığında, küçük siyah bir kutu çıkarttı boylamasına. Kutunun üzerinde en ufak bir yazı dahi yoktu. Jacques üçüz olmanın ayrıcalığını tadan nadir insanlardandı ama dahası, geri kalanların kız olmasıydı. Kızlarla yaşamanın ne demek olduğunu biliyordu. Onları nasıl mutlu edeceği ise uzmanlık alanıydı. Takıldığı binlerce kızın gönlünü hoş tutardı. Onlara hediyeler aldığı da olurdu. Ailesi para sıçıyordu adeta ve Jacques onları harcamasa içini rahat hissetmezdi. Böyle bir şeyi planlamamıştı iki gün öncesinde. Kız kardeşlerinin kolyelere olan takıntısı, onu kimi zaman sürüklerdi dükkanlara. Küçük bir jestti onlara yaptığı bu. Vera da Raven da bundan oldukça mutlu olurdu, onlar mutlu oldukça, Jacques da mutlu olurdu. Hafta sonu iki kıza da gümüşten bir kolye seçtiği sırada, gözleri önünde duran kolyeye takılmıştı. Ucunda küçük bir melek vardı ve o kadar masum duruyordu ki, aklına gelen tek şey Ocean olmuştu. Ve işte şimdi kutudan kolyeyi çıkardığı an, yalnızca kıza gülümsedi. "Kardeşlerime hediye alıyordum ve bu kolyenin senin boynunda olması gerektiğini düşündüm." Ocean kendisine adamın çözemediği bir bakış attı. Genç adam bunun ne anlama geldiğini düşünmeyi bir kenara bırakarak kızın arkasına geçti. "Hadi, saçlarını kaldır, nasıl harika bir tercih yaptığımı görmek istiyorum." Genç kız birkaç saniye duraklamanın ardından saçlarını kaldırdı. Onun boynuna nazikçe kolyeyi geçiren genç adam kızın zarif boynuna bakarak kolyeyi taktı ustalıkla. Ve kız saçlarını yeniden indirmeden önce boynuna küçük bir öpücük kondurdu. Tüm gözleri üzerinde hissederken, kızın tepkisizliği üzerine kaşlarını çattı. "Küçük bir şey Ocean, suratını asmana gerek yok. Bir teşekkür yeterli olur. Tabii eğer..." Cümlenin sonunu getirmedi. Bir nedeni yoktu, sadece bu defa orada öylece susuverdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ocean D. Stidolph

avatar

Lakap : Di, Dia
Rp Sevgilisi : Jacques is mine bitches!
Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 20/04/13

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: I don't want a broken heart   Çarş. Mayıs 15, 2013 5:38 am

    Adamın güçlü kolu omzunu sardığında kendisini inanılmaz derecede güvende hissetmişti. Garip bir şekilde genç adamla birlikteyken hiçbir şey Ocean’ı korkutmuyordu çünkü onun yanındayken kimsenin kendisine zarar veremeyeceğini düşünüyordu. "Seni koruması için Gianna'ya ihtiyacın yok, Ocean. Kimse sana dokunamayacak. Seni koruyacağım, bunu biliyorsun." Evet, genç kız bunu biliyordu. Jacques’e bu konuda çok güveniyordu ancak bir kızdan onu nasıl koruyabilirdi bunu bilmiyordu, bildiği şey ise dediği şeyi yapacağıydı. Ancak Gianna’nın koruması da devam edebilirdi. "Eğer haklamam gereken erkekler varsa bana isimlerini vermelisin. Biz erkekler kızların aksine doğrudan asılmayı tercih ederiz. Ve ben benim kızıma kimsenin bakmasına izin vermem." ‘kızıma’ mı demişti Jacques? Bu adamın genç kızı iyice sahiplendiğini gösterirdi en azından Ocean bir anlığına öyle düşündü ve ardından aptalca ümitlere kapılmamasını kendisine tembihledi. Tanrı aşkına kim Ocean’a asılırdı ki? Kız güzel evet, ancak erkeklerin hoşlandığı bir tip değildi anlaşılan bu zaman kadar hiç sevgilisi olmamasına bakılırsa. Pekala, bu mesela kızın umurunda değildi, hiçbir zaman olmamıştı. Erkeklerin ilgisini çekmek Ocean’ın isteyeceği bir şey değildi zaten. O sadece tek bir erkeğin ilgisini çekmek istemişti ancak bunu başaramamıştı. Hayatında ilk defa bir konu da yenilgiye uğramış biri için bunu kabullenmek pek zordu ancak elden gelen bir şey yoktu. Stephan hiçbir zaman Ocean’a o gözle bakmamıştı ve bakmayacaktı. Artık bir önemi de yoktu bunun Ocean’ın gözünde. ""Sana bir sürprizim var. Öncesinde bir öpücük verirsen." Ocean adamın bu sözlerine karşılık güldü ve dil çıkardı. Bunun mümkün olmadığını Jacques’de biliyordu, sadece kıza takılmak için bu sözleri söylediğini biliyordu Ocean. Hem neden Ocean’ın neden kendisini öpmesini isteyecekti ki Ocean? Okulda ki istediği her kızın kendisini öpmesini ya da daha farklı şeyler yapmasını sağlayabilirdi, bu konularda tecrübeli kızların. Daha önce hiçbir erkeği öpmemiş, yeni yeni doğru düzgün öpüşebilen bir kızın öpücüğünü kim isterdi? Tanrı aşkına elbette kimse, özellikle Jacques.Genç adamın sürprizinin ne olduğunu çok merak ediyordu. Aklında bu konuyla ilgili hiçbir şey yoktu. "Kardeşlerime hediye alıyordum ve bu kolyenin senin boynunda olması gerektiğini düşündüm."Jacques’in elinde ucunda melek şekli olan bir kolye vardı, orijinal ve güzel bir şeydi. Babasından başka kimse Ocean’a bu tarz hediyeler almamıştı. "Hadi, saçlarını kaldır, nasıl harika bir tercih yaptığımı görmek istiyorum."" Ocean saçlarını kaldırdı ve genç adamın kolyeyi boynuna takmasını bekledi. Jacques’in dudaklarını boynunda hissettiğinde kalp atışlarının haddinden fazla hızlandığını fark etti. Saçlarını indirdikten sonra kısa bir süre hiçbir şey söylemeden durdu. "Küçük bir şey Ocean, suratını asmana gerek yok. Bir teşekkür yeterli olur. Tabii eğer..." Ocean suratını astığının farkında değildi. Nasıl bir tepki vermesi gerektiğini bilmiyordu. Bu hediye kızı özel mi hissettirmeliydi? Yoksa oldukça sıradan bir şey miydi bu Jacques için? Takıldığı kızlara hediyeler aldığını biliyordu, kızları daha önce konuşurken duymuştu. Genç adam için bir anlamı yoktu ama Ocean gibi bir kız için önemli bir şey sayılırdı bu. Tabii eğer gerçek sevgilisinden böyle bir hediye alsaydı. Bu hediye kendisini özel değil de basit hissetmesine neden olmuştu, Jacques’in ağına takılan diğer kızlardan bir farkının olmadığını düşünmesine sebebiyet vermişti.

    “Ben…” nezaketen teşekkür etmesi gerekiyordu. Susması oldukça kaba bir davranıştı, şayet büyükannesi burada olsaydı ve Ocean’ın bu halini görseydi kızı bir güzel azarlardı. Bu tarz olaylara çok önem verirdi çünkü. Kolyenin ucundaki melek şeklini başparmağı ile işaret parmağı arasına alarak görebileceği bir şekilde hafifçe kaldırdı. “Teşekkür ederim, çok naziksin.” Dedi genç kız ve parmak uçlarında yükselip adamın yanağına ufak bir öpücük bıraktı. Öpücüğünün ardından adamın attığı kahkaha kızın gözlerini devirmesine neden oldu. Ne yani? Ne bekliyordu ki? Adamın koluna hafifçe vurdu ve elinde olmadan gülerek “Kes lütfen gülmeyi.” Dedi Ocean. Güneş batmaya başlamış, gökyüzü maviden turuncunun tonlarına dönerken etrafta neredeyse hiç kimse kalmamıştı. Başta yalnız kaldıkları zaman tedirgin oluyordu, Jacques’in bir şey yapacağından değil ama üzerinde ki rahatsızlığı atamıyordu. Ancak zamanla bu tedirginlikten pekte eser kalmamıştı. Stephan’ın yanında her zaman huzursuzdu ve utanıyordu. Jacques ile birlikteyken kendisi olabiliyordu, onunla muhabbet ediyor, gülebiliyordu. “Büyük annem ve büyük babam yaklaşık kırk senedir evliler ve hâlâ birbirlerine aşkla bakıyorlar.” Ocean ikisine de büyük bir hayranlık besliyordu ancak birbirlerine duydukları aşka duyduğu saygı ve hayranlık ölçülemezdi. Bu harika bir şeydi. Annesi ve babası o daha çok küçükken ayrılmıştı büyük annesinin anlattığına göre ayrılmadan önce sürekli kavga ederlermiş, Ocean doğduğunda bunun biraz dineceğini düşünmüşler ama hiçte öyle olmamış. Sonunda da boşanmışlardı zaten. Anne ve babası kadar şanssız olmayacağını umuyordu. Bir gün onu gerçekten çok seven biriyle evlenmeyi istiyordu. “Umarım bir gün bana da öyle bakan birisiyle karşılaşabilirim.” Bunu her şeyden çok istiyordu. Etrafında birbirini gerçekten seven kişi sayısı oldukça azdı. Kitaplarda okuduğu o destansı aşktan eser yoktu burada. Herkesin tek istediği şey cinsellik olmuştu. Ocean’ın hayalini kurduğu aşk artık sadece kitaplarda ve muggle yapımı filmlerde kalmıştı. “Sen istediğin her kızı rahatlıkla elde edebilirsin,” genç kız yemyeşil çimenlere oturdu ve yanına oturan adama döndü. “Hogwarts’ta sana hayır diyecek tek bir kızın bile olduğunu sanmıyorum.” Kesinlikle yoktu da zaten. Kızlar Jacques için deliye dönüyordu. Yakışıklıydı, köklü bir isme sahipti, varlıklıydı, safkan bir büyücüydü. Bunlar kızların erkek arkadaşlarında olmalarını istedikleri özellikti. Jacques bütün bunlara sahipti. Ocean’ın istediği şeyler tam olarak bunlar değildi, iyi bir soyada, paraya genç kız sahipti zaten. O sadece aşık bir erkek istiyordu, istediği şey sadece buydu. Bundan daha çok istediği şey ise o kişinin karşısında ki adam olmasıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacques Bratčikovaite

avatar

Lakap : Jac for everyone.
Rp Sevgilisi : Çok eşlilikten yanayım ama.. Acting like a couple with Ocean. But she will be mine. Forever.
Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 29/04/12

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: I don't want a broken heart   Perş. Mayıs 16, 2013 1:21 am

    Güneş son demlerini yaşıyorken gökyüzünde, bahçedeki insanların birer birer içeri çekilmeye başladığını gözden kaçırmadı genç adam. Gece ya da gündüz, Jacques için bir şeyi değiştirmezdi. İşin aslı, o geceleri daha çok severdi. Gürültü içerisindeki aydınlıkta insanlarda olmaktansa, geceleri kendi ışığını yaratırdı. Ocean'ın akşamları sevip sevmediğini dahi bilmiyordu. Belki kız içeri kaçmak için bahane arıyor, bu yüzden düşünüyordu. "Ben..." Tek kaşını kaldırdı genç adam istemsizce. Hediyenin kıza nasıl hissettirdiğini anlamaya çalışıyordu. Bunu arada sırada yapardı ancak Ocean'a onu tavlamak için yapmamıştı. Kız böyle olmadığını biliyordu, değil mi? "Teşekkür ederim, çok naziksin.” Narin kız parmak uçlarına yükseldiğinde bir an için şaşırdı Jacques. Bu yükselişi biliyordu... Tanrım. Ocean onu öpecekti. İşte bu büyük bir başarı diye içinden geçiriyordu ki, kızın yanağına küçük bir buse kondurmasıyla attığı kahkahaya engel olamadı. Omuzları geriye doğru sallandığında, başka bir şey beklemenin yanlış olduğunu hatırlattı kendisine. Ocean'dan bahsediyordu, bir hediye için onunla yatmasını kimse bekleyemezdi. Tamam, belki dudaktan bir öpücük hoş olabilirdi ama... Gel gelelim, Jacques bunları düşünmemeliydi. Aklına bu kadar düşüncenin nereden geldiğini bile bilmiyordu. "Kes lütfen gülmeyi." Ocean delikanlının kolunu hafifçe itelediğinde son bir kahkaha daha atan genç adam ciddi olmaya çabalayarak derin bir nefes aldı. Gülmemek istiyordu, ah, gerçekten istiyordu bunu! İçerisinden üçe kadar saydı ve dürtülerine engel olmayı başardı. Onu korkutup kaçırmak istemiyordu, hele ki bahçenin ortasında git gide yalnız kalırlarken. “Büyük annem ve büyük babam yaklaşık kırk senedir evliler ve hâlâ birbirlerine aşkla bakıyorlar.” Aşk. Konu nasıl oldu da aşka gelmişti? Kızlar. İç sesi genç adamı aydınlattığında, kızlarla gereğinden fazla vakit geçirmiş olarak kızları üçe ayırabilirdi Jacques. Sürtükler, ki ikizi Vera bu gruba giriyordu bir zamanlar. Pek çok yakın kız arkadaşının da girdiği gibi. Uzaktan kötü görünüyor olabilirdi, evet ama Jacques'in favori bu kısımdı kesinlikle. Diğer insanlardan beklentileri olmazdı, onları hoş tuttukları sürece. Eh, Jacques bu kısımın erkek versiyonuydu. Elbette favori olacaktılar. İkinci grup ise hayalindeki aşkı düşleyip, sürtüklük edenler. Biraz hayal ürünü, değil mi? Bu grup yatakta sızlayan gruptu hep. Size hoş vakit geçirtirler ama siz giderken sanki en önemli şeylerini kaybetmiş gibi ağlarlardı. Ve ertesi gün başkasına aşık olurlardı. Jacques sevmezdi bu grubu. Ve son olarak... Ocean'ı da içine alan grup. Gerçek aşkı umutsuzca bekleyenler. O kadar az kişi kalmışlardı ki, Jacques bu grupla neredeyse hiç zaman geçirmemişti. Krystelle'ın dediği gibi, Ocean onun bilmediği sulardı. Genç adam her denize açılmış olabilirdi ama bu okyanus, onun sahasının dışındaydı. Ve kendisini tamamen toy bir dalgıç gibi hissediyordu adam.

    “Umarım bir gün bana da öyle bakan birisiyle karşılaşabilirim.” Bunun zor olmayacağını biliyordu Jacques. Ocean normal bir erkeğin bütün beklentilerine sahipti. Yatakta nasıl olduğunu kimse bilmese de, genç adam emindi ki Ocean geceleri de harikalar yaratabilirdi. Onu mutlu edecek erkek tipini düşündü. Onu elinden tutup gezdirecek, onunla ilgilenecek biri. Onu sevmeliydi kuşkusuzca. Onu korumalıydı diğer herkesten. Ona dünyanın en güzel varlığı olduğunu hissettirmeliydi. Kim kıza bunu yapabilirdi ki? Stephan'ı geçirdi aklından. Hani şu kızın delice sevdiğini iddia ettiği Stephan. Hayır genç adam kıza bunların hiçbirini veremezdi. Yakışıklı bir sevgili olurdu ancak Svetlana ile yaşadıkları düşünülürse, onu Ocean'ın istediği şekilde mutlu edemezdi. Belki de bunu kimse yapamazdı. Eğer birisi onu üzerse, Jacques onu parçalamaktan asla çekinmezdi. “Sen istediğin her kızı rahatlıkla elde edebilirsin,” derken kızın sesi dertleşir gibi çıkmıştı. Çimlere oturduğunda onun gitmeye niyeti olmadığını anlayan Jacques, memnuniyetle onun yanına çömeldi. Bu cümleyi defalarca duymuştu. Kendisi de hep böyle düşünmüştü zaten. Onun piç yaratılışının özü de buydu işte. Her şeyi elde edebileceğini düşünmesi. Genç adam zorlanmayı severdi. Bir şeyi rahatlıkla elde edebileceğini anladığında hevesi kaçardı. Bu yüzdendir ki, bir kızla uzun süreli takılamazdı. Çünkü o onun olmuştu zaten. Ne değeri kalırdı ki? “Hogwarts’ta sana hayır diyecek tek bir kızın bile olduğunu sanmıyorum.” Ellerini geriye attı ve başını yukarı kaldırdı Jacques. Peki bu ne ifade ediyordu ona?

    "Ahh, ben birisini tanıyorum aslında." Sözcükler ağzından döküldüğünde istemsizce alnını kırıştırdı. İki saniye önce kendisi bile farkında değildi ama şimdi... Tanrı aşkına! Cevap tam yanı başında duruyordu. Ona hayır diyebilecek tek insan, Ocean'dı. Belki birkaç kişi daha bulabilirdi ama en yakını oradaydı işte. Genç adam biliyordu ki kızı burada durduk yere öpecek olsa, Ocean onu orada bırakıp giderdi. Başını kıza çevirdiğinde onun meraklı bakışlarını fark etti ve bu adamı gülümsetti. Bu kız gerçekten de kendisinin hiç farkında değildi, değil mi? Hafifçe başını sola doğru bükerek gözlerini kıstı. "Sen de yakından tanıyorsun." Kızın birdenbire bu konuya odaklandığını anladığında onun kızları düşündüğünü fark etti. Birkaç isim döküldü dudaklarından ve Gianna'yı duyduğu an kahkahasına engel olamadı. Hayır, Gianna de Laurentis adamın hiç ilgisini çekmiyordu. Sivri dilli, hoş biriydi ancak Jacques ve o adamın sınırlarını bile aşardı. Gianna bir bela demekti, Jacques belalı kızlardan yeterince çekmişti. "Merlin adına Ocean, muhteşem tahminlerini bir kenara bırakmalısın. Bana hayır diyebilen tek kız kim biliyor musun?" Kıza doğru suratını yaklaştırdı. Onun sıcak nefeslerini hissedebiliyorken, nazikçe eliyle kızın boynunu kavradı. Biraz daha yaklaştırdı suratını ona doğru. Burunları birbirlerine değdiğinde kız geri kaçmadı ancak bakışlarından kırmızı alarma geçtiği belli oluyordu. Okuldaki her kızı öpebilirdi ama o, Ocean'ı öpmek istiyordu o an. Bunu yapamazdı oysa. Yaptığı an olacakları bildiği için gülümseyerek geri çekildi onu öpmeden. "Sensin." Dudakları hasretle kızın dudaklarına dokunmak için yanıp tutuşsa da bunu yapmadı. Derin bir nefes alarak güneşin son görüntüsüne dikti gözlerini. Teknik olarak reddedilmemişti, bunu egosu da kaldıramazdı zaten. "Bir gün hak ettiğin gibi birini bulacaksın. Ve ben de..." küçük bir gülümseme yayıldı suratına. "Seninle bunun için dalga geçeceğim." Bir süre düşündükten sonra bir kahkaha attı. Sonrasında ise gülümsemesi soldu. Aklında yeniden aynı soru belirmişti. Kim olabilirdi ki, Ocean'ı hak edecek biri? Gerçekten... Öyle biri var mıydı?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Ocean D. Stidolph

avatar

Lakap : Di, Dia
Rp Sevgilisi : Jacques is mine bitches!
Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 20/04/13

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: I don't want a broken heart   Perş. Mayıs 16, 2013 5:56 am


    Adamın vereceği cevabı merak ederken bir kez daha düşündü, okulda Jacques’i reddedecek bir kız dahi gelmedi o an aklına. "Ahh, ben birisini tanıyorum aslında.” Genç adamın söylediği söz Ocean’ı şaşırtmıştı. Gerçekten öyle biri var mıydı Hogwarts’ta? Ocean’a göre kesinlikle yoktu ama Jacques öyle düşünmüyordu anlaşılan. Onun böyle düşünmesine neden olacak kızın kim olduğunu çok merak etti. "Sen yakından tanıyorsun.” Son söylediği şey kızın daha da şaşırmasına neden olmuştu. Yakından tanıdığı biriydi hem de. Tanıdığı kişileri aklından geçirdi kız ve tahminlerde bulunmaya başladı ama Jacques’in söylediğine göre hiç biri değildi. O an aklına bir isim daha geldi. Herkesin duygusuz sürtük olarak adlandırdığı insan, duygusuz kısmı doğruydu ancak sürtüklük kısmı tartışılırdı neye göre söylendiğine bağlıydı bu sözün. Gianna’nın adını söylediğinde Jacques’in attığı kahkahadan anladığı kadarıyla en sağlam olan tahmini bile genç adamın aklında ki isimle alakası yoktu. Biran için Jacques’in ve Gianna’nın birlikte olduğunu düşündü. Böyle bir şeyin olmasına imkan yoktu ama düşüncesi bile kızı kıskandırmaya yetiyordu. Gianna’yla nasıl başa çıkabilirdi en ufak bir fikri dahi yoktu ama ne Jacques Gianna’yla çıkmak isterdi ne de Gianna Jacques ile. Gianna iyi biri sayılırdı ama fazlasıyla sinir bozucu bir sevgili olurdu büyük ihtimalle. İlişkide dominant karakter olmayı isterdi. Genelde erkeklerinde istediği bir şey değildi bu."Merlin adına Ocean, muhteşem tahminlerini bir kenara bırakmalısın. Bana hayır diyebilen tek kız kim biliyor musun?” Hayır, kesinlikle bilmiyordu! Ve çok merak ediyordu. Genç adamın yüzü yüzüne yaklaştığında hızlanan kalp atışları Jacques’in elini boynunda hissetmesiyle inanılmaz bir hız aldı. Kalp atışları kulağında yankılanıyordu adeta, güm güm! Jacques’in onu öpeceğini düşünmüştü. Ama adam gülümseyerek geri çekildi. Eğer Jacques o an da onu öpmüş olsaydı kız ne tepki verirdi bilmiyordu. Kaçıp gider miydi? Yoksa genç adama karşılık verir miydi? Vücudunun her bir noktası adamın dokunuşlarını, öpücükleri hissetmek için yanıp tutuşsa da Ocean adam karşılık vermezdi. Çünkü yanlış anlayabilirdi, Ah hayır aslında tamamen doğru anlamış olurdu. Ve Ocean o an da yerin dibine geçerdi.



    "Sensin.” Bir sürü tahminde bulunmuştu bu konu hakkında ama kendisi aklına gelmemişti. Her ne kadar Jacques’e ait olmak istese de elbette adamla birlikte olmazdı, olamazdı. Çünkü Jacques’e güvenemezdi, sevgisinden emin olamazdı. Ocean gerçekten onu sevebilecek birini istiyordu. Jacques’den ayrı olduğu her an aklında tek bir soru olacaktı, ‘Acaba şuan kiminle?’ Sadık bir sevgili olacağını hiç sanmıyordu. Ne var ki Ocean’da böyle adamlara aşık oluyordu. Sanki Tanrı onunla bu konuda dalga geçiyordu, ya da ona aslında aşk diye bir şeyin olmadığını öğretmeye çalışıyordu. İkisinin de doğru olmadığını biliyordu, Tanrı onunla dalga geçmiyordu ve aşk vardı. Kendi gözleriyle görmüş buna tanık olmuştu. Kimse aksini kanıtlayamaz, Ocean’ı inandıramazdı buna. "Bir gün hak ettiğin birini bulacaksın. Ve bende… Seninle bunun için dalga geçeceğim.” Aslında kızın istediği şey tam olarak hak ettiği birini bulmak değildi. O Jacques’i istiyordu her ne kadar aklı aksini iddia etse de. Gerçek buydu, apaçık ortadaydı. Jacques’in sevgisini istiyordu, aşkla bakmasını, tutkuyla tenine dokunmasını, sevgi dolu sözler fısıldamasını kulağına. Tıpkı rüyalarında olduğu gibi, sadece rüyalarında sınırlı kalacaktı belki de bunlar. “Elbette, nasıl aklıma gelmedi.” Jacques’i reddetmezdi, reddedemezdi. Tabii buna hangi açıdan bakıldığıyla alakalıydı. Eğer kıza sevgisini verecek olsa bir saniye düşünmeden onun olurdu ancak herkes biliyordu ki Jacques pekte böyle biri değildi. Bir kızla ilgileniyorsa sadece onu yatağa atmak içindi ki böyle bir durumda Ocean elbette onu reddederdi. “Tanrım sen ve ben düşünsene kesinlikle mümkün değil.” Dedi Ocean gülerek. Dudakları arasından çıkan sözcükler böyleydi ancak kalbi tam tersini haykırıyordu. Harika bir ikili olmazlardı belki de gerçekten, fark düşünüyorlardı ilişkiler konusunda. Karşılarındaki insanlardan farklı beklentileri vardı ancak bunların hiç birinin bir önemi yoktu. Ocean her şeye rağmen savaşırdı aşkı ve ilişkisi için, yeterli karşı tarafta tarafından bir adım atılmış olsun. Ocean bir adıma karşılık on adım atabilirdi. Karşısındaki kişiden karşılık aldığı sürece her şeyin üstesinden gelebilirdi. Eliyle boynundaki kolyeyle oynadı. Çok güzeldi gerçekten az evvelki düşüncelerinin yersiz olduğunu anladı. Jacques bu kolyeyi kızı tavlamak için almamıştı elbette. Ocean böyle oyunlara kanmazdı zaten. Bu kolye hayatında en değer verdiği şey oluvermişti birden.



    Bahar tatili yaklaşmaya başlamıştı, yakında evine dönecekti ve döndüğü zaman büyük annesi kolyeyle ilgili kesinlikle bir ton soru soracaktı. Hiçbir şey kadının gözünden kaçmazdı. Ocean’ın en ufak bir hareketinden ne hissettiğini ne düşündüğünü anlardı çoğu zaman bu kızı korkuturdu kimse onu büyük annesi kadar iyi tanımıyordu. Kesinlikle Ocean’da ki farklılığı anlayacaktı. Aslında bu konu hakkında biriyle konuşmak iyi olurdu kız içinde. Belki ona akıl verirdi, bir erkeği nasıl etkileyebileceği hakkında bazı şeyler anlatabilirdi. Büyük annesinin anlattığına göre büyük babası gençliğinde çok çapkınmış, tıpkı Jacques gibi. Yani kadın böyle bir konuda tecrübeliydi, Ocean’a da nasıl davranması gerektiğini öğretebilirdi. Bahar tatili sırasında da görüşeceklerini umuyordu genç kız. Hatta onu evine davet edebilirdi. Yani sadece birlikte vakit geçirmek için, ama genç adam farklı şekilde anlayabilirdi bunu. Bu yüzden eve davet etmenin pekte doğru bir hareket olmayacağını düşündü. Belki Jacques Ocean’a mektup yazabilirdi. Görüşmeseler bile onun yazdığı bir mektubu okumayı çok isterdi. Büyük ihtimalle tatili yatakta geçirecekti adam bu yalan yüzünden cinsel hayatına ara verdiğini biliyordu ki Jacques gibi bir erkek için zor bir durum olmalıydı. Bu durumda görüşmeleri pek mümkün değildi ama yazabilirdi en azından birkaç satır bir şey dahi olsa yeterdi. Elini genç adamın elinin üzerine koydu. “Kolye için tekrar teşekkür ederim, bu güne kadar aldığım en güzel hediye kesinlikle.” Belki onlarca hatta yüzlerce kolyesi vardı. Babası sürekli Ocean’a bu tarz pahalı hediyeler yolluyordu ama hiç biri boynunda ki kolye kadar değerli değildi Ocean için. “Benim için anlamı gerçekten çok büyük.” Genç adama gülümsedi ve başını omzuna yaslayarak zamanın Jacques’le ne kadar çabuk geçtiğini düşündü.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jacques Bratčikovaite

avatar

Lakap : Jac for everyone.
Rp Sevgilisi : Çok eşlilikten yanayım ama.. Acting like a couple with Ocean. But she will be mine. Forever.
Mesaj Sayısı : 95
Kayıt tarihi : 29/04/12

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: I don't want a broken heart   Cuma Mayıs 17, 2013 5:50 am

    Kızın bakışlarının rüya gibi olduğunu kabul etmek zorunda hissediyordu Jacques kendisini. Pek çok güzel bakış görmüştü, kimi tutkulu -tamam gerçekçi olalım yüzde doksan dokuzu tutkuluydu- kimi huzurlu, kimi ise aşıktı. Oysa Ocean'ın gözleri farklı parıldıyor, farklı bir şekilde sarıyordu adamı. O gözlerde ne olduğunu bilmiyordu genç adam ancak bu onu endişelendiriyordu. Ona bakmamak için başını gökyüzüne doğru çevirdi yavaşça. "Elbette, nasıl aklıma gelmedi.” Hafifçe başıyla onayladı kızı. Küçük bir sessizliğin ardından devam etti Ocean. “Tanrım sen ve ben düşünsene kesinlikle mümkün değil.” Bir an için gülecek gibi olsa da kendisini dizginlemeyi başardı. Gözünün önüne kızın dolgun dudakları geldi. Onu daha önce hiç kimsenin öpmediği gibi öpebilirdi. Kızı başka öpen olmuştu değil mi? Bundan emin olamadı. Sonra aklından bir bir Ocean'ın özellikleri geçti. Eğer kızın ilk öpücüğü kendisiyse, hele ki ilk anlarında olansa... Genç adam nefesini tuttu. Bu kızın tüm sınırlarının dışarısındaydı ve bu Ocean'ı mahvederdi. Sormak istedi ama yapmadı. Onu korurdu Jacques. Düşünülünce, kimse ona kötü bir sevgili diyemezdi. Onu üzecek birini asla affetmezdi. Onu mutlu ederdi. Ona istediği her şeyi verebilirdi. Belki biri hariç, aşkını. Kaşlarını çattı kızın bunu görmemesini umarak. Genç adam aşkını birisine verebilmek için çok gençti. Neden bir insan on sekizinde hayatının geri kalanını geçireceği kişiyi bulmak isterdi ki? Yaşanacak çok anı, tadılacak çok insan vardı. Bu hayatı kısıtlamak, hayatının aşkını öncesinde arayarak kirletmekti. Onun aşkı, hep düşündüğü gibi otuzlarında hatta belki de kırklarında kapısını çalacaktı. Öyle olmalıydı ki adam ondan başka birisini düşünmemeliydi. Her şeyi tatmalıydı hayattan. Alabileceğini almalıydı. İşte sırf bu yüzden kızı onun istediği gibi sevemezdi. Bu onun kişiliğine aykırıydı. İnandığı her şeyin tam zıttıydı Ocean. Ancak öte yandan; kızın gülümsemesi belirdi aklında. Onu mutlu gördüğünde kendisinin de mutlu olduğunu hissedebiliyordu. İleride muhteşem bir anne olacağından da şüphesi yoktu. Jacqueliyne'i düşündü. Halası bir Bartolomej'le evlenmiş -ki Kennedy'i kendisi de Krystof da taparcasına severlerdi- ve dünya güzeli bir kız çocuğa sahip olmuştu. Eski zamanları hatırladığında, Kennedy'nin de onlardan farksız olduğunu anımsadı. O da piç olmak için doğmuştu. Jacqueliyne belki Ocean kadar kırılgan değildi evet, belki kadının pençeleri vardı ama o da bir kadındı nihayetinde. Ve Kennedy onunla olacak kadar cesur olmadığında başka bir adam bulmuştu. Gerçeği geç anlamıştı Kennedy ama hiçbir şey için geç değildi. Bartolomej'in kendi halasının nikahını basışını hatırlıyordu. Orada evlenme teklifi etmişti kadına. İşte o an, Jacques gerçek aşkın onlar gibilerini de bulduğunu anlamıştı.

    Kuzeni Zooey gibi bir kız pekâlâ çıkardı Ocean'dan. Kızın dalgalı yumuşak saçlarını alabilirdi çocuğu. O güzel gözlerini de. Gülümsemesi de mutlaka kadına ait olmalıydı. Tamam, belki babasından biraz kas gücü alabilirdi... Durdu. Derin bir nefes aldı. Aklına dolan düşüncelerden korkması çok uzun sürmedi. Yanındaki kızın kim olduğunu bilmediği adamdan olan çocuğunu düşünüyordu. Tamlama bile yeterince uzundu! Başını kıza çevirdi düşüncelerden sıyrılabilmek için. "Kolye için tekrar teşekkür ederim, bu güne kadar aldığım en güzel hediye kesinlikle.” Evet, kız onu düşüncelerinden arındırmayı başardı. Gülümsedi Jacques. “Benim için anlamı gerçekten çok büyük.” Bunun gerçek olduğunu biliyordu. Ne yaparsa yapsın, yaptığı her şeyin kız tarafından değeri olacağını biliyordu ve bu onu gururlandırıyordu. Onun yaptıkları takdir edilesi şeyler genelde hoş bir jest olarak algılanırdı. Bir Vera, bir Raven ve bir de Krystelle'dı genç adamın yaptıklarının gerçekten içinden gelerek yapılmış olduğunu bilen. Şimdi ise tam önünde duran kız bunun değerini biliyordu. Gülümsedi. İçinden bir ses onun daha önce hiçbir erkek tarafından öpülmediğini haykırıyordu. Kızı nasıl öptüğünün farkında bile değildi daha önce. Sadece... öpücüktü işte. Gözlerini hafifçe kısarak kıza baktı. "Senin için her şeyin anlamı çok büyük, değil mi?" Kız başıyla onaylayınca ikisi aynı anda gülümsediler. Jacques o an kararını verdi. Bahçede onların dışında tek tük kişi kalmıştı, bu demekti ki kız ona tokat patlatmakta özgürdü. Öte yandan, bu riski almaya değer hissediyordu. "Söyle bana Ocean.. Seni benden başka öpen birisi oldu mu?" Bu soruyu sormaması gerektiğini biliyordu ama engelleyemedi. Kızın yanaklarının kızardığını fark etti. Cevabını almıştı. Kızı omuzlarından tutarak nazik bir şekilde kendisine doğru çevirdi. Onun gözlerini kaçırmaya çalıştığını fark ettiğinde eliyle kızın yanaklarını kavradı. Göz göze geldiler. "Bana güvenmeni istiyorum. Seni incitmeyeceğim. Asla." Hızla kızın belini tuttu ve onu kucağına oturttu kendisine doğru gelecek şekilde. Yüzleri neredeyse birbirlerine değmek üzereydi. Onun deli gibi atan kalbini hissedebiliyordu genç adam. Yoksa deli gibi atan kalp kendisine mi aitti? Bilemedi ve başını kızın başına dayadı. "Asla," diye tekrarladığında sesi genzinden çıkmıştı. Bir eliyle kızın belini sararken diğeriyle suratını kavradı. Dudakları dudaklarını bulduğunda önce narin hareketlerle kızın tadını aldı. Çilek gibiydi kızın tadı ve bu adamın hoşuna gidiyordu. Diliyle kızın dudaklarının üzerinden geçtiğinde, onun dudaklarının açıldığını fark etti ve yavaşça kendi dudaklarını araladı. Tutkuyla kızı öperken, kızın yüzünü tuttuğu elini kızın saçlarına götürdü. Nazikçe okşadı saçlarını ve onu biraz daha kendisine çekti. Dudakları dudaklarıyla dans ediyordu ve adam nefesinin kesildiğini hissediyordu. İşkence edercesine yavaştı hareketleri ama kalbi aksini iddia ediyordu. Genç adam en son ne zaman birisiyle böyle öpüştüğünü hatırlamaya çalıştı. Dili kızın dili okşarken, cevabı fark etti. Natasha'dan beri kimseyi böyle öpmemişti ve Natasha defteri kapanmış, genç adamın olabilecek tek aşk ihtimali ortadan kalkmıştı. Bazı ilişkiler yürümezdi, o da onlardan biri olmuştu işte. Ve şimdi kucağındaki meleği öperken genç adam, yavaşça geri çekildi. "İlk öpücüğün için üzgünüm." Ve yeniden onun dudaklarına baktı. Sonsuza kadar öpebileceği o dudaklarına.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
I don't want a broken heart
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: H O G W A R T S :: Okul Arazisi :: Göl Kenarı-
Buraya geçin: