Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 do you wanna beer or wanna play dirty?

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Jeremy Peeta Maurëll

avatar

Lakap : J
Rp Sevgilisi : Day.. Not today, it's Audrey Day!
Mesaj Sayısı : 47
Kayıt tarihi : 27/12/10

Özel
Rp Puanı:
90/100  (90/100)

MesajKonu: do you wanna beer or wanna play dirty?   C.tesi Haz. 08, 2013 5:49 am


do you wanna beer or wanna play dirty?
a u d r e y - j e r e m y
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jeremy Peeta Maurëll

avatar

Lakap : J
Rp Sevgilisi : Day.. Not today, it's Audrey Day!
Mesaj Sayısı : 47
Kayıt tarihi : 27/12/10

Özel
Rp Puanı:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: do you wanna beer or wanna play dirty?   C.tesi Haz. 08, 2013 6:38 am

    "Yemin ederim, o saçma şarkıyı bir kez daha söylersen J, en yakın maçta bludgerı sana fırlatacağım," dedi adam ve gözlerini devirdi. Arkadaşının tepkisi üzerine sırıtan Jeremy onu tiye alarak omuz silkti. Adam işini böyle kaybetmeyi göze alamayacak kadar önemsiyordu ki, Jeremy'nin bülbül sesinden -bülbüllüğü pekala tartışılırdı- hayranlarının ona yazdığı şarkıya katlanmak zorundaydı. Ian gözlerini devirince, "Hadi ama Chuckie, ergen hayran kitlen olmasa sol cebin o kadar kalabalık olmazdı," diyerek şişkin cebi işaret etti. "Ve tabii, şu sexy dullar." Başıyla arkalarında ikiliyi yiyecekmiş gibi bakan iki kadını gösterdi. Charles'ın suratında oluşan korku dolu bakış, dulları sevmediğini belirtiyordu ki takılacak başka birini bulmak üzere etrafına bakındı Jeremy. Uzun zamandır yoğun bir tempodaydı ve bu deyimi yerindeyse, onu süründürüyordu. Aldwyn, kimi kandırıyordu gerçek adıyla Adriana, uzun süredir ortalıkta değildi. O kadın belki gerçekten kuştu, hah? Bir gün onun haberini yapacaktı, kovulmayı riske atıp. Fikrinden vazgeçmesi uzun sürmedi, kadın bir tanrıça gibiydi ve onu severdi Jeremy, bu yüzden onunla zıtlaşmamak konusunda kararlıydı. "Ava bensiz çıksan iyi olur. Antremanlar çok sıklaştı ve-" adamın bahanesinin ne olduğunu çok iyi biliyordu ve itiraz ederek araya girdi. "Ve Ira'ya vakit ayıramıyorsun, bla bla bla.. Sevgilin olması çok sıkıcı." Hahlayarak içkisini çevirdi elinde Jeremy. Charles ayağa kalktı ve adamın sırtına dokundu. Ona el sallayan genç adam, en yakının gidişini izlerken içkisini dudaklarına götürdü. Belki Anna'yı aramalıydı, bu onun tatil günü değil miydi? Hani cumartesi günü, normal insanların dışarı çıkıp gününü gün ettikleri gün? Marcus'la beraber gelirlerdi ki, kahretsin, bir çift daha istemiyordu etrafında. Svetlana'yı düşündü ve yine hızla vazgeçti. Bugününü kız kardeşiyle girls party yapar gibi geçirmek aklının ucundan bile geçmiyordu. Kennedy? Mutlu aile tablosu çiziyordu muhtemelen evinde. Kaşlarını çattı. Ciddi anlamda, etrafındaki herkes sıkıcı çiftlere dönüşmüştü ve bu durumdan aşırı derecede sıkılmaya başlamıştı. Mia olsa ona evde kaldığını söylerdi, oysa artık Mia yoktu.

    Arkasından gelen ses üzerine kulaklarını dikti genç adam. Evet, o daha gençti! Yirmi sekiz yaş ne zamandır evde kalmış olarak adlandırılırdı ki? Gerçekten?! İçkisinden bir büyük yudum daha aldı. Hogwarts'ın yarısından fazlası bile çift halinde gezerken, pekala evde kalmış sayılabilirdi. Krys ve Jac'ın bile ciddi ilişkilere başladığını duymuştu ya bu kulakları, daha büyük kanıta ihtiyacı yoktu. O ikili gelecek nesilin J'si ve C'si olmalıydı. Çapkınlık değil miydi son günlerin modası? Ne ara bitmişti? Düşüncelerden sıyrılıp arkasında oturan gençlere verdi dikkatini. Geçenlerde bizzat tanıştığı ve oldukça sevdiği Miloslova kızı ve sevgilisi Jack orada oturmuş, sessizce bir şeyler konuşuyor, gülüyorlardı. Habere değer bir şey çıkar mıydı? Siktir etti, bugün onun izin günüydü. Buna vakit ayırmayacaktı. Tam o an, parıldayan kahverengi saçların büyüsü adeta gözlerine doğru yansıdı. Bir defteri tutan kız o kadar hızla yazıyordu ki -evet, kendisi yazıyordu kağıda, büyülü tüy kalemleri kendisinden başka kullanmayan olduğuna Jeremy'i sevindirecek şekilde- dikkatini çekti Big J'in. Ayağa kalktı ve birden kızın yanına çöktü fakat bu kızın telaşlanmasına, hızla dönerek önündeki içkiyi düşürmesine neden oldu. İçki döküldü evet, yine de bardağı tuttu Jeremy. "Ve bir Audrey Day klasiği, bir sakar daima sakardır." Kıza gülümseyerek yazdığı yazıya bakmaya çalıştı göz ucuyla. Bunu fark eden Audrey defterini hızla çekti ve tek kaşını kaldırdı. Ona en sexy bakışlarından birini atan Jeremy, ellerini havaya kaldırarak pes ediyorum anlamına gelen o değişik işareti yaptı. Barmene dönerek, "İki ateş viskisi lütfen," diye mırıldandı ve hafifçe başını eğdi kıza doğru. "Bir Gelecek Postası elemanı olarak bira içmene şaşırmıyorum, ancak senin gibi güzel biri daima ateş viski tutmalı ellerinde, Audrey."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Audrey Day

avatar

Rp Sevgilisi : Jeremy. Sexy boi.
Mesaj Sayısı : 44
Kayıt tarihi : 05/08/11

MesajKonu: Geri: do you wanna beer or wanna play dirty?   Perş. Haz. 27, 2013 1:15 pm



    Tamam, bu araştırmayı yapması yasaktı ama Audrey bu nedenle yapmayacak değildi. Gazete yazıyorlardı kahrolası bir okul dergisi değil! Ve daha önce de söylediği gibi doğru olan neyse onu yazacaktı palavraları değil! Sadece birkaç gün önce evcil hayvan dükkanı ilk kez açılmamıştı ve her ne kadar basit görünse de birkaç tanıdık, dükkan sahibinin evine gittiğinde tam bir katliamla karşılaşmışlardı. Üstelik ailenin iki genç oğlu da kayıptı ve bu sabah gazetenin manşetine yazılması için Audrey'nin masasına gelen örnekte "GENÇ O'DOWD'LARIN KANLI KAYBOLUŞLARI" yazıyordu: İki kardeşin aileyi katledip kaçmalarıyla ilgili heyecan verici bir haber. Gazete sahibi bu manşetin basımı için diretince editör olarak bile Audrey'nin yapabileceği bir şey kalmamıştı. Bundan nefret ediyordu; yeterli bilgi olmamasına rağmen yalnızca varsayımlar ile gündemi oluşturmaktan oysa yapabileceği bir şey yoktu. Milites Solisin verdiği bilgiler ve düzenli üyesi olduğu grubun kesin görüşlerine göre böyle bir katliamın nedeni yalnızca şu isimlendiremeyen karanlık varlıklar olabilirdi. Henry onlara "Gölge-Adamlar" diyordu ve süperkahraman adına benzemese oldukça yerinde bir kavram olabilirdi. Bakanlık ise kesin olarak verdiği genelgede halka bu konuda haber yapmayı yasaklamıştı. Yeterli bilgi olmadan kimseyi galeyana getirmeyi istemişlerdi. Veya sadece gizemdi yaptıkları, birçok dolap dönüyor olaylar oluşuyor ve yol bulup ilerliyordu ve bu sırada 'sıradan halkın' yaşamında en ufak bir değişme bile olmuyordu; aynı Karanlık Lady'nin büyük evliliği gibi ve belki de arada çoğu kişi kurban oluyordu; aynı dükkan sahibinin çocuklarına olduğu gibi, büyük ihtimal ölmüşlerdi. 

    Louella bu konuda araştırmalarına yardımcı olan tek tük kişilerdendi, gazete genel olarak maaşını alıp gitmek isteyen insanlarla doluydu kimse gerçeğin peşinde değildi; oradaydılar, yazıyordular ve ertesi gün buna devam ediyordular. Belki de Audrey'i genç yaşında gazetede bu kadar yükselten şey onlara olmayan azme sahip oluşuydu, genç kadın vazgeçmek ne bilmiyordu ancak yalnızca iş saatleri dışında istediğine ulaşabileceği şu günlerde bu olay, vazgeçmemek, her zamankinden daha yorucuydu. Saatine baktı neredeyse ikiye yaklaşıyordu. Mike çoktan uyumuş olmalıydı. Acaba Freddie'ye uyumadan önce süt vermiş miydi? Bir değişiklik yapıp babası eve erken dönmüştü belki de. Emin değildi ve bu onu deli ediyordu. 

    Derin bir nefes alıp Üç Süpürge'ye cisimlendiğinde not defteri ve kalemi elindeydi. Evet, notlarını kendi eliyle yazmayı daima daha akılda kalıcı bulmuştu. İçeri girmeden önce ayaklarının üzerinde biraz kıpırdandı, topuklu ayakkabılara karşı gün boyu verdiği savaşı ayakkabılar kazanmış gibi görünüyordu çünkü. Yüzünü acıyla buruşturduktan sonra yürümeyi sürdürdü ve kendisini yürürken en azından canının daha az acıdığına inandırdı. Üç Süpürge'deydi çünkü selin rpyi burada başlatmıştı Hogwarts'a en yakın yerlerden biri burasıydı ve çocuklar hakkında araştırmaya başlanılacak en iyi noktalardan biriydi eğer okula giriş iznini halletmiş olsaydı her şey çok daha kolay olurdu tabi. Kalabalıktan uzak durup gözüne konuşabileceği bir iki kişi kestirdi insanlarla diyalog başlatmakta doğal bir yeteneğe sahipti genç kadın, hoş bir gülümseme ve kibar kelimeler en iyi yardımcısıydı genel olarak. Bu sefer de öyle oldu, önemli bulduğu her şeyi elindeki deftere not ediyor ve devam ediyordu.Sonuç olarak anladığına göre Lukhasz, büyük olan, geleceği olan iyi bir çocuktu ve hiçbir şüphe içermiyordu hatta konuştuğu çoğu kişi haberi okuduktan sonra oldukça şaşırmıştı -Audrey araştırmayı yaparken haberi yayınlayan kişi olduğunu gizlemişti- ancak küçük olanın ne yapacağını kimse kestiremiyordu, herkese göre garip bir çocuktu sanki hatta abisini de öldürdüğü düşünenler bile vardı hatta bu konuda iddaa teklifi almıştı Audrey. Teklifi reddedip gülümsedi ve son duyduklarını da öylece not etti. Yazarken kalemin yumuşak krem rengi tüyleri eli üzerinde ileri geri gidip duruyordu. Hızla arkasını döndüğünde onu bir sürpriz bekliyordu, ancak ne kadar sevindirici olduğu şüpheliydi. Sürpriz bir adamın bir dolu bardak içkisiydi, daha doğrusu Audrey'nin dönerek hızla çarparak boca ettiği içki. Çoğu üzerine gelmişti ve not defterini koruduğu için mutlu olsa da bu mutluluğu ifade edemeyecek kadar ıslanmıştı. Bardaksa hiç bir şey olmamış gibi sahibinin elinde sakince duruyordu. Neden bu tip kazalar hep onu buluyordu ki? Uhm.. Neyse sanırım cevabı hatırladım. Audrey adamın yüzünü görmeden önce kahkahasını işitti "Ve bir Audrey Day klasiği, bir sakar daima sakardır." Tanıdık ses ve cümlelerle bir adamın kim olduğunu fark etmesiyle yazdıklarını okumaya çalıştığını fark etmesi bir oldu. Defteri ondan kaçırdığında Jeremy gülümseyerek pes ettiğini ifade ederek ellerini kaldırdı ve Audrey de elinde olmadan gülümsedi. Bugün ilk kez mi gülüyordu? Şaşkınlıkla bunun doğru olduğunu fark etti. "İki ateş viskisi lütfen.." diye mırıldandı genç adam barmene dönerek ardından hafifçe başını eğip Audrey'e baktı "Bir Gelecek Postası elemanı olarak bira içmene şaşırmıyorum, ancak senin gibi güzel biri daima ateş viski tutmalı ellerinde, Audrey." Bu cümlelere kolaylıkla karşı çıkabilirdi Audrey ancak Jeremy'e bakıp gülümsemekle yetindi kafasını her iki yana sallayarak. "Yanlızca bir tane." dedi ve Jeremy onu gülerek onayladı.

    Defterini çantasına atıp Jeremy ile yanyana oturdular. En son onunla ne zaman karşılaştığını hatırlamıyordu ancak pek zaman geçmiş gibi değildi. Aynı meslekte oldukları sürece onun hakkındaki dedikoduları duymaya devam edecekti. Jeremy uslanmaz olandı; emin olduğu şeylerden yalnızca biriydi bu. Okul yıllarından bu yana genç adamın çevresindeki çoğu erkek bir şekilde büyümüştü. Mesela Kennedy'nin bu kadar iyi bir baba olacağını birkaç yıl önce duysalar hepsi gülerdi. Oysa daha geçen gün Jeremy'nin yabancı bir kızla bir mekandan çıktığını duymuştu, adamın kendisi tam bir haberdi aslında ama maalesef Audrey magazin yazarı değildi. Sıkıcı iş muhabbetlerindense genç adama dönüp "Hala on yedi yaşında olduğunu duydum" dedi gülerek, Jeremy güldü yalnızca. "Ben de senin kırk yaşına bastığını, tuhaf değil mi?"

    "Hayır, o kadar yaşlanmadım."

    "Söylentiler bunlar, hatta yakında öleceğini düşünenler bile var." Hahladı Audrey. Ardından henüz gelmiş olan ateş viskisini alıp tek dikişte bitirdi ve genç adama göz kırparak konuştu. "Bakalım şimdi de aynı şeyi düşünebilecekler mi?" 

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Jeremy Peeta Maurëll

avatar

Lakap : J
Rp Sevgilisi : Day.. Not today, it's Audrey Day!
Mesaj Sayısı : 47
Kayıt tarihi : 27/12/10

Özel
Rp Puanı:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Geri: do you wanna beer or wanna play dirty?   Ptsi Tem. 01, 2013 5:27 am


    Audrey'in ona uymasını beklemişti ancak kadın onu şaşırtarak kafasını iki yana salladı ve "Yalnızca bir tane," dedi kendinden emin bir şekilde. Adamın kadın hakkında bildiklerini sıralamak gerekirse;
    1-) Sakardı. Hiç kuşkusuz.
    2-) Meraklıydı ve o küçük burnunu her işe sokmaya bayılıyordu.
    3-) Espri anlayışı diğer meslektaşlarına göre çok daha fazlaydı ve son olarak,
    4-) Görev başında neredeyse asla içmezdi. Bu da Jeremy'nin asla yapamayacağı bir şeydi. Böyle bir felsefesi yoktu, olmasını da istemezdi. İçerken zihnini açan tiplerdendi o, işin dozunu kaçırıp sarhoş olmadıkça. Sarhoşken yaptıkları genç adam için tam bir kara listeydi. Hatırlamak bile çoğu kez canını sıkardı. Ian ya da Anna bildiklerini anlatsa, mesleki kariyeri biterdi Jeremy'nin. Hangi sarhoş, ben asla sarhoş olmam diyerek bunu kanıtlamak amaçlı üzerindekileri çıkarırdı ki? Kendi iç sesini susturmaya çalıştı genç adam ama biliyordu ki, en rezil anı bu değildi. Mia'nın tatilde onu bırakıp gidişinin -bunu ikinci defa yapmıştı ancak ilk seferki kadar koymuştu adama- ardından, bir gece onu defalarca aramıştı. Genç kadın açmamıştı telefonu ve ertesi gün telefon kaydını gördüğünde, muggle icatlarına lanetler okumuştu delikanlı. Böyle zamanlar için telefonlarda sarhoş kilidi olmalıydı... Kesinlikle olmalıydı. O an dikkatinin dağıldığını fark etti ve kıza döndü yeniden. "Hala on yedi yaşında olduğunu duydum." Audrey'in sivri dili üzerine sırıttı. Oyun mu oynamak istiyordu? Oynayacaktı Jeremy. "Ben de senin kırk yaşına bastığını, tuhaf değil mi?" Kız gülerek itiraz etti saniye sektirmeden. "Hayır o kadar yaşlanmadım." Suratını inceledi Audrey'in Jeremy, ona çaktırmamaya çalışarak. Kusursuz suratı her zamanki gibiydi, kocaman dudakları da öyle. O kadar öpülesi dudakları vardı ki, Audrey'i öpme düşüncesinin her erkeğin aklından en az bir kere geçtiğinden emindi Jeremy.

    "Söylentiler bunlar, hatta yakında öleceğini düşünenler bile var," dediğinde kadını tahrik etmek değildi amacı ya da onu içki içirmeye sürüklemek. Ancak başarılı olmuştu. Kadının kafasına içkiyi dikip bitirişini izlerken sırıttı kendince. Bunu beklememişti ve Audrey her zamanki gibi onu şaşırtmayı seviyordu.  "Bakalım şimdi de aynı şeyi düşünebilecekler mi?" Dudağını büzdü ve başını baş aşağı salladı genç adam. Kızın cesaretini sevmişti kesinlikle. Barmene iki tane daha getirmesi için işaret yapıp yüksek taburede tamamen vücudunu genç kadına doğru çevirdi. "Audrey Day'den cesur hareketler! Son hatırladığım kadarıyla Ravenclaw mezunuydun, Gryffindor değil." Kız omuz silkerek gülümsedi. Kafasını sağa yatırdı hafifçe adama bakarken. "Sen de Dırdırcı'da çalışmayı seçmiş bir Slytherin erkeği. Fazla ironik. En azından Gelecek Postası'nı seçmeliydin." Kendisini saldırıya uğramış gibi hisseden Jeremy barmenin getirdiği içkilerden bir tanesini kaptı ve tek dikişte bitirdi. Hızlı bir açılıştı ancak buna o an ihtiyacı vardı. Yapabileceği onca meslek varken Dırdırcı'ya girip dedikodu yazarı olması gerçekten büyük bir olaydı zamanında. Bütün arkadaşları şaşırmış, kimse inanamamıştı. Mia'nın tepkisini hatırlıyordu. Sen delirmişsin demişti adama ve Jeremy zaten öyle olduğunu söylemişti. En korkuncu ise Ian'ın tepkisi olmuştu. Onlar her zaman birlikte Quidditch oynamayı düşünmüşlerdi; ancak J kendi özgürlüğünü ilan etmiş, hiçbir şeye bağlı kalmak istememişti. Bu özgürlük ise bir tek yazarlıkta vardı. Bunu seviyordu J, kim ne derse desin. "Seçimlerimden pişman olmak için fazla yakışıklıyım." Ve fazla egoist. Tamam bunu zaten biliyor genç adam.

    "Yakışıklılık seni her zaman kurtarmıyor olsa gerek," dedi Audrey ve içkiyi düşünmeden dudaklarına değdirdi. Kırmızı alarm uyarıları çalıyordu beyninde Jeremy'nin. Audrey'in sarhoş olması uzun sürmezdi... Eğer o sarhoş olursa, J de fazla gecikmeden sarhoş olurdu. Çünkü bir sarhoşla uğraşmanın en kolay yolunun sarhoş olmak gerektiğini çözeli yıllar olmuştu. Böylece düşünce yoktu, hatıralar yoktu. Tek olan, sabah uyandığında yanında kimin yattığını bilememekti. Bu da J'nin problemi değildi. "Aslına bakarsan kurtarıyor. Güzel bir bayanı tavlayarak neler yapabileceğimi asla bilemezsin." Audrey içkisini bırakıp kahkaha attı. Kafasını onaylamaz şekilde iki yana salladı. "Bana inanmıyorsun, ha? Deneyip görmeye ne dersin?" Meydan okurcasına ayağa dikildi Jeremy ve tek kaşını alayla kaldırdı. Gözleriyle bardaki herkesi gösterdi Audrey'e ve en sonunda kollarını göğsünde kavuşturup, bara yaslandı yandan bir biçimde. Küçük bir sessizlik anı oldu. Ardından Audrey sırıttı. "Beni tavla." Jeremy içkisini bitirdiğine şükretti o an. Çünkü Merlin biliyor ya, eğer içiyor olsaydı tam da Audrey'in suratına püskürtürdü. Bu isteyeceği son şey olurdu, o an. Kıza baktı, iki olasılık vardı. Sarhoş olmuştu ya da gerçekten eğlence arıyordu. İki şekilde de Jeremy kendisine meydan okuyan birini reddedemezdi. Bu kolay olmayacaktı... Ama unutmamak gerekir ki, Jeremy daima zoru severdi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Audrey Day

avatar

Rp Sevgilisi : Jeremy. Sexy boi.
Mesaj Sayısı : 44
Kayıt tarihi : 05/08/11

MesajKonu: Geri: do you wanna beer or wanna play dirty?   Salı Ekim 07, 2014 9:21 am

Spoiler:
 

    Buraya gelip Jeremy ile karşılaşmak Audrey'nin en çok istediği şeylerden biri değildi, öyle ki bazen genç adama laf yetiştirmek gazetesindki eski çalışanlara laf anlatmaktan bile zor oluyordu genç kız için. Tam bir baş belasıydı Jeremy. Tanıdığı hiç kimse de bunu inkar edemezdi, ancak şuan genç adamla girdiği laf dalışının sonunda niçin öyle dediği kendisi için bile büyük merak konusuydu. Ona bakan Jeremy şaşırmış ve hemen ardından her zamanki parıltılı gülüşlerinden birini kondurmuştu suratına ancak ona bakan Audrey genç adamı izlemeye pek de meraklı olmadığını düşünüyordu, kalbi yanlış bir şey söylemiş olmanın verdiği heyecanla çarparken aklına bundan yıllar önce Jeremy'nin üst sınıflarda olduğu ve kendisinin ona hayran olduğu o tuhaf dönem geliyor ve bu yüz kızartıcı ve asla su yüzüne çıkmamış anıların gelişi yüzünün yavaşça kırmızılaşmasına yol açıyordu. İtiraf etmesi gerekirdi ki asla erkeklerle yakın olmayı becerememişti genç kadın, öyle ki yirmi beş yaşında işinde gösterdiği bu başarının ve ilginin yarısını karşı cinse göstermiş olsaydı şuan hayatı çok daha değişik olabilir; Zaten onlarca kızın kalbini kolayca kazanan ve Audrey için ne olduğu zaten apaçık ortada olan bu adama bakarken bile bu kadar heyecanlanmazdı. Genç adama onu tavlamasını söylemişti çünkü adamın bunu beceremeyeceğinden apaçık emindi, peki neden bu cevabından yüzde yüz emin olduğu cümlesinden sonra karşısındaki henüz hiçbir şey yapmamışken böylesine heyecanlamıştı? Kızdı kendisine ve yüzünü genç adamdan ayırmak için içeceğine döndü sadece. Sarhoş değildi, olacak da değildi, ancak birasından yalnızca bir yudum aldıktan sonra Jeremy'nin bir elini kendi bacağında hissettiğinde sarhoş olmayı yeğlerdi. Çünkü eğer sarhoş olsaydı ve her şeyi oluruna bıraksaydı, belki biraz sakin olsaydı, her şey daha güzel olurdu? Bilmiyordu, aniden çekilip yanındaki adamın elinde tuttuğu birasının dökülmesine neden oldu ve Jeremy kahkahayı basarken hemen arkasına dönüp özür dilemeye başladı, oysa bira kendi tişörtüne de dökülmüştü ve adama borcunu bir bira alıp ödeyebilecek olsa bile kendindeki hasar için asasıyla su emici büyü yapsa bile banyo yapmadan üzerindeki yapışkanlık hissini ve kokuyu atamayacağını biliyordu. Yandaki adam Audrey'nin tüm ısrarlarına karşın yeni bir bira aldırmaya gerek görmezken Audrey üzgün bir şekilde Jeremy'ye döndü ve bakışları derhal kızgın bir hal alırken "Gülmeyi kes hemen." dedi, Jeremy ise adeta bunu yapabilme gücünü kaybetmiş gibi Audrey'nin ıslanmış gömleği altında iyice ortaya çıkmış göğüslerine baktı. Genç kadın yalnızca bir saniye sonra fark etti onun nereye baktığını ve eliyle başarısız bir şekilde üzerini saklamaya çalışırken Jeremy'nin kendisine hitap eden sesini işitti tekrar. "Arkandaki adama bir biradan fazlasını ödediğini temin edebilirim, Hepburn." Güldü hemen sonra, Audrey onun suratına bir yumruk atmak ister ama kollarını üzerinden çekemezken; hem Jeremy'nin dediklerinin gerçekliği de ortadayken içten içe ağlayası geliyordu ancak karşısındaki genç adama "Bunu asla yazmayacaksın." derken buldu kendisini, çünkü karşısındaki Jeremy'ydi ve Audrey'nin korkması olduka normaldi. Adam elbette yazacağım der gibi baktı ona, ardından Audrey küçük bir kız çocuğu gibi başını iki yana salladı. Jeremy'nin ayağa kalkışını izledi hemen sonra ve hiç beklemediği bir şekilde Jeremy'nin hırkasını çıkarıp kendisine sarışını takip etti. Olaylar sırasında ritmini toplamış olan kalbi, şimdi tekrar varlığını belli etmeye başlamıştı adeta. Derin bir nefes aldı Jeremy'ye bakmadan ve Jeremy tekrar yerine otururken kollarını bir şekilde hırkanın içine geçirip üzerini iyice kapattı adamın kendi üzerindeyken bile iliklemediği düğmeleri iliklerken. Genç adamın sıcaklığını üzerinde hissederken güvende hissediyordu kendisini, öyle bir histi bu o anlamadan tüm ruhunu sarmıştı adeta. O nedenle tekrar içeceğine dönmeden genç adama baktığında teşekkür etti yavaşça, artık gülmeyen Jeremy'e. Onun suratında daha önce görmediği samimi bir anlatım vardı sanki genç adamı kendisine çeken ve anın sıcaklığıyla onu iyi hissettiren. Oysa bu Audrey'nin istediği bir oyundu ve Jeremy kazanıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Audrey Day

avatar

Rp Sevgilisi : Jeremy. Sexy boi.
Mesaj Sayısı : 44
Kayıt tarihi : 05/08/11

MesajKonu: Geri: do you wanna beer or wanna play dirty?   Salı Ekim 07, 2014 9:30 am

RP SONU~
:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
do you wanna beer or wanna play dirty?
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Hogsmeade :: Üç Süpürge-
Buraya geçin: