Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 steven

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Steven Prince



Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 12/07/13

Özel
Rp Puanı:
77/100  (77/100)

MesajKonu: steven   Cuma Tem. 12, 2013 2:19 pm

.
 Dolunayın aydınlattığı dar sokaklarda tek başına yürüyordu. Şu anda ailesiyle yıl başını kutlaması gerekirken, karanlık lord tarafından verilen can sıkıcı görevi yerine getirmesi gerekiyordu aksi takdirde sıkılacak bir canı bile kalmayabilirdi. Gitmesi gereken bina bir sokak arkadaydı ve seherbazlar tarafındna korumaya alındığı biliniyordu. İki saat aralıksız yağan yağmur yüzünden yerler sırılsıklam olmuş, su birikintileri yolu kaplamıştı. Her adımında şap şap diye ses gelmesinden bunalmıştı. Adımlarını yavaşlattı sessiz olması gerekiyordu, eğer yeri belli olursa ilk hamleyi kendisi yapamazdı. Sessiz adımlarla geldiği yolun kenarından gizlice etrafı gözledi. İki seherbaz kapının önündeydi. Bu görev için bakanlık acemileri seçmiş olmalıydı, yoksa bu kadar belirgin şekilde görevlerini gerçekleştirmezlerdi. Nefesini tuttu, 17 inçlik asasını belinden çıkardı. Duvarın dibinden çıkıp iki seherbaza doğru yürümeye başladı, nefesini hala tutuyordu. Seherbazlara yirmi metre kala "AVADA KEDAVRA" diye bağırdı. Seher geriye doğru fırlayıp kafasını duvara vurmuştu. Kafasını vurması birşey ifade etmez  zaten ölmüştü. İkinci seherbaz daha ne olduğunu anlamadan yere yığılı vermişti. Artık önünde duran kimse yoktu. Yinede asasını sımsıkı tutuyordu, karşısına biri fırlar diye. Artık evin kapısının önündeydi, seherbazların kanı girişde adeta göl oluşturdu. Kanın üzerinden geçip merdivenlerin ilk basamağına ayağını attı. Cüppesi kanlandı, şimdi temizlemekle uğraşacak değildi. Asasını kapnın kilidine doğrulttu ve "Alohamora" dedi. Şak sesinin ardından kapı önünde açılmıştı. Dışarı vuran beyaz ışık gözlerini kamaştırmışdı. Saatlerdir ay ışığının dışında birtek yaptığı büyünün kıvılcımlarını görmüştü. Adımlarını tam içeri atıcakken merdivenlerin yanındaki karakediyi gördü. Yere dökülmüş olan kanı yalayan kedinin biçim değiştirmiş bir seherbaz olacağını düşündü ama egosuna yenik düşüp içeri daldı.

Evin alt katı tamamen dağılmışdı. Yerler cam ve porselen kırıklarıyla doluydu. Kıyafetler, çarşaflar etrafa saçılmış, üst kata çıkan merdivenin önü dolapla kesilmişdi. Birkaç adım gerileyip dolaba nişan aldı. "Confringo" ağzından bu sözlerin dökülmesiyle dolap alev olarak patladı. Hızlı adımlarla üst kata çıkıp odaları tek tek gezdi. Kimse kalmamış ev daha önce tahliye edilmişdi. Sinirindne deliye dönmüşdü. Koşarak alt kata indi ve karışıklığı bir o kadar daha birbirine kattı. Derin nefes alıp sakinleştikten sonra çıkışa gitti. Dışarı baktığında onu bekleyen beş seherbaz vardı. Seherbazlar  onu gördüğü gibi asalarını çekip büyü yağdırmaya başladılar. Sinirleri o kadar fazlaydı o kadar fazlaydı ki ne büyüsü yaptıkları anlaşılmıyordu. Tek başına beşiyle birden savaşamazdı fakat onları oyalayıp destek çağırabilirdi. Bir şansı vardı iyi kullanmalıydı ikincisini denediği an paket olacağını biliyordu. Saniyelik andan yararlanıp gökyüzüne doğru uzattığı asasıyla "morsmordre" büyüsünü yaptı. Adrenalin seviyesi iyice yükselmişti, elleri titremeye ayakları üzerinde zor durmaya başlamıştı. Artık kendisine büyü gelmiyor dışardan çarpışma sesleri geliyordu. Gizlice kapıdan gökyüzüne baktı. Havada altı veya yedi tane büyücü vardı, sürekli hareket halinde olduklarından sayamıyordu. Yüzünde sinsice bir gülümse belirdi fakat, havadakilerden biri yere çakılana kadar. Tam suratının ortasından yemişti büyüyü. Tekrar sinirleri gerildi. Yerdeki seherbazlar havadakilerle başa çıkabiliyordu. Daha fazla dayanamayıp kapıdan çıktı ve iki seherbazı yere indirdi. Havadaki ölüm yiyenlerle uğraşan seherbazlar kendisini unutmuştu. İki ateş arasında kalan diyer seherbazlarda aynı akıbete uğradılar.

Havadan yere inen ölüm yiyenler onu alıp oradan uzaklaştılar. Görevlerini başaramasalarda bugün yedi tane seherbaz öldürmenin onlara verdiği hazzı hiçbirşeyden alamazdılar tabi ki sekiz tane öldürmedikten sonra. Gökyüzünde V harfi şeklinde süzülüyorlar ordan oraya uçup yeni hedeflerini arıyordular. Öldürülmesi gereken kişiyi tıpkı kendileri gibi havada uçarken yakaladılar, daha doğrusu az daha çarpışıyorlardı. Sağa üste doğru ypaılan son bir hamleyle çarpışmaktan kurtulup çatışmaya girdiler. Kendisi tıpkı bir Quidditch maçında arayıcı gibi ölmesi gerken kişiyi arıyordu. Kafasının yanından büyüler geçiyor kendini zor kurtarıyordu. Seherbazlar kalablıktı bu sefer yirmi kişi kadar fakat hepsi birden düşmana saldırınca seherbazlar düzenlerini bozmak zorunda kaldılar ve Steven için yer açılmış oldu. Süpürgesiyle hızlıca ileri atıldı ve hedefi sırtından vurdu. Adam gökyüzünden aşağı düşürken, bütün ölüm yiyenlerle beraber cisimlendiler.

Lord artık tam karşılarındaydı hepsi gergin gözüküyordu çünkü cesedi getirememişlerdi. Önemli kişileri hep nagini yerdi bu sefer yiyemiyecekti en azından onu. Lord bağırıp çağırıyor dediğinin olmamasından sinir oluyordu. Ağzını açanı öldürecek gibi duruyordu. Steven tir tir titreken ağzından "efendim beni-" kelimeleri döküldü ve naginin bu aksamki ziyafeti oldu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Pokemon
Yönetim
Yönetim
avatar

Mesaj Sayısı : 114
Kayıt tarihi : 05/08/13

MesajKonu: Geri: steven   Ptsi Ocak 27, 2014 10:36 am

Puanınız: 77





# Betimleme: 20/30
# Akıcılık: 7/10
# Yazım Kurallarına Uyum: 9/10
# Sayfa Düzeni: 7/10
# Renklendirme: 3/5
# Kurgu: 22/25
# Uzunluk: 9/10

İyi rol oyunları!



evet, isis benim annem.
partheria da emo ablam.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
steven
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Düşünseli :: Role Play Geçmişi-
Buraya geçin: