Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Persephone Majevski.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Persephone Majevski



Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 19/05/13

Özel
Rp Puanı:
79/100  (79/100)

MesajKonu: Persephone Majevski.   Cuma Tem. 19, 2013 10:24 pm


     
    Oturduğum ahşap sıradan büyük bir oflama ile kalktım. Hogwarts'da bulunduğum süre boyunca hiç bu kadar canımın sıkıldığını hatırlamıyordum. Son derece sâkin, yere kalemimi düşürsem gürültüymüşcesine sesini duyabileceğim Boş Sınıf belli ki derslerin yanında getirdiği ödevlerin yoğunluyla dolmaya başlamıştı. Öyle ki; sınıfın yavaş yavaş dolmasına paralel olarak nefes almam güçleşiyordu. Havasız, boş, loş ışıklı bu sınıfa neden geliyorlardı ki? Belli ki kütüphanede yer kalmamıştı sonunda. Çantamı ve asa'mı alarak derslikten olabildiğince hızlı bir şekilde kendimi dışarıya attım. Göl Kenarı'na ulaştığımda nihayet nefes alabildiğimi hissediyordum. Kaşlarımı çatmış, etrafımdaki insanları süzerken kendime oturacak bir ağaç gölgesi aradığım oldukça aşikârdı. Bingo! Yeşil gözleri ve kahverengi saçları olan bir Ravenclaw'ın karşısındaki ağaç oldukça boş ve yaşlı görünüyordu. Oraya doğru ilerlerken içimde bir şeyler kızın yanına gidip oturmanın da iyi bir fikir olabileceğini söylüyordu. Ne yazık ki, neyin daha iyi olacağını düşünüp bir karar veremeden ayaklarımın beni götürdüğü yere gitmiş ve yaşlı ağacın gölgesinde yerimi çoktan almıştım. Çantamdan çıkarttığım Sihir Tarihi kitabını karıştırırken bazı satırların altını çiziyor, dalgınlıkla bazı satırların üzerini de çiziyordum. Son satırı da yanlışlıkla karaladığımı fark edince kitabın kapağını hışımla kapatarak gökyüzüne baktım. Suyun üzerinde tek bir kıpırtı olmamasına ve rüzgârın Hogwarts'ı durgun havasıyla bırakıp gitmesinin tam tersine, gökyüzü oldukça parlak bir maviyle karşılıyordu gözlerimi. Gülümsedim. Yer yüzü bu kadar durgun ve sade iken gökyüzü nasıl beş yaşındaki bir çocuğun gözleri gibi umutla parıldıyordu? Gökyüzünün gözlerimin elâlığına kattığı umut ışığı hoşuma gitmiş, beyaz yüzümde sıcak bir gülümseme oluşmasına sebep olmuştu. Hafiften esen rüzgâr bir anlığına gözlerimi kapatıp uzun zamandır görmediğim ailemi düşünmeme neden olmuştu. Onları özlüyordum ve onlara duyduğum özlem bende bazen kaçıp gitme hissi uyandırıyordu ve ben bu histen kurtulmak için her seferinde duygularımdan kaçıyordum. Arkama bakmadan, uzun süre beni koşturan bu düşüncelerden nereye gidersem gideyim kurtulamayacağımın farkındaydım. Onlar; kafamın içinde, her zaman benimleydiler.

    Gözlerimi gökyüzünün canlı maviliğinden kaçırarak tekrar Sihir Tarihi kitabıma döndüm. Ondan az önce yaptığım davranış için özür dilemeliydim. Sayfalarında ellerimi gezdirerek teker teker ve büyük bir sükunet ile birkaç sayfasını okudum. Hogwarts savaşında bu kadar çok ölümün yaşandığını bilmiyordum. Sanırım duygularımdan kaçarken bir iki dersi de kaçırmıştım. Unutup çoktan kütüphanemin tozlu raflarına kaldırmam gereken duygularım bana birkaç sayfalık bir bilgi kaybına mâl olmuştu ve bu durumda en az bir anda dolan Boş Sınıf kadar moralimi bozmuş, kalbimi kırmıştı. Nicolas ile daha fazla zaman geçirmeliydim. Belkide ona ailemi ne kadar özlediğimi anlatırsam, özlemim paylaşılmasının etkisiyle azalabilirdi. İçimin rahatlaması için her şeyi zamana bırakmam gerektiğini elimde tuttuğum kitabın kalın olduğunu bildiğim kadar iyi biliyordum. Kitabı kapatıp çantama koyduktan sonra, sabahın erken saatlerinde özenle maşaladığım kızıla çalan saçlarımı geriye atarak önümdeki ağaca yaslanmış oturan, yeşil gözlü kıza doğru gittim. Beni fark ettiğini bana dönen gözlerinden anlayabiliyordum. Düz ve kahverengi saçları rüzgârın etkisiyle bir anlık uçuşurken, tüm öz güvenimi toparlayarak "
     Şey... merhaba? " dedim. Muhtemelen fark etmediyse bile şimdi sesimle onun dalgınlığını dağıtmıştım. " Sihir Tarihi sıkıcı gelmeye başladı, yanına oturabilir miyim? " Sesim hiç beklemediğim kadar içten ve doğal çıkmıştı. Bu huyumu diğer -bazı- huylarımın aksine oldukça çok seviyordum. Her zaman gerçeği söylerdim lâkin her zaman bu kadar içten olabildiğimi zannetmiyordum. Kızdan cevap beklerken gökyüzünün önünde uzanıp giden göle bir kez daha baktım. Gökyüzü gibi o da canlanmaya ve hafif rüzgârın etkisiyle olabildiğince dalgalanmaya başlamıştı. Hogwarts tekrar eğlenceli bir ev olmaya başlıyor gibiydi. Gülümsedim, huzur dolmuştum.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Parthenia

avatar

Mesaj Sayısı : 52
Kayıt tarihi : 09/05/13

MesajKonu: Geri: Persephone Majevski.   C.tesi Tem. 20, 2013 6:30 am

Puanınız: 79





# Betimleme: 25/30
# Akıcılık: 8/10
# Yazım Kurallarına Uyum: 7/10
# Sayfa Düzeni: 8/10
# Renklendirme: 5/5
# Kurgu: 19/25
# Uzunluk: 7/10

İyi rol oyunları!

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Persephone Majevski.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Düşünseli :: Role Play Geçmişi-
Buraya geçin: