Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Katy Kat

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Katherine Morgan



Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 02/02/14

Özel
Rp Puanı:
69/100  (69/100)

MesajKonu: Katy Kat   Paz Şub. 02, 2014 6:52 am

"Ben FBI'dan Ajan McGrammer."

Kararlı adımlarla sarı polis bandından geçip binaya doğru yürüdü. Binanın önü tamamen kapatılmıştı. Küçük kiremit bir binaydı ve altı katlıydı. Merdiven dairesinin aydınlatması loş, merdivenlerin tırabzanları kirliydi. Eldivenlerinin olmasına şükrederek mantosuna iyice sarılıp merdivenleri teker teker çıktı. 
Altıncı kata geldiğinde bir kez daha sarı polis bandı ile karşılaştı. Stone kapının önünde dikiliyordu ve yanında duran bölge savcısı Peter Lance da beti benzi atmış sanki kusacakmış gibi dudakları büzülmüş bakışları yerde bekliyordu.
Yolunu kesen memura cebinden FBI kimliğini çıkarıp bir çırpıda gösterdi Katherine. Polis memuru başını sallayıp geri çekildi ve ona yol açtı.
Koridorda ilerlerken topuklu ayakkabılarımın çıkardığı sese lanet etti, başı hala ağrıyordu. Ayrıca koridor öyle doluydu ki, olay yeri inceleme ekibi ile koridorda birbirlerinin üzerinde yürüyeceklerdi az daha... Tırabzana ve sarı eskimiş kirli duvar kağıtlarına değmemek için büyük çaba sarf ediyordu.
Stone onu görünce derin bir nefes aldı. Fakat daha sonra aldığı nefesin tadından mı kokusundan mı bilinmez, tiksinerek yüzünü buruşturdu. Kokusundan olsa gerekti çünkü daireye yaklaştıkça kan kokusu ile anlam veremediği başka bir koku burun deliklerine doluyor, bu da midesini bulandırmaya yetiyordu Katherine’in. Midesinden adım adım yükseldiğini hissettiği kusma isteğini geri göndermeye çalıştı, şimdi kusamazdı. Olay mahallini bile görmemiştim henüz.
"McGrammer."
"Stone."
Kendilerine özgü selamlama biçimleriyle onu selamladı genç kadın. Dün geceki olaylardan sonra ona nasıl davranacağımı bilmiyordu İçkiyi fazla kaçırmış ve Stone onu eve bırakmak zorunda kalmıştı. Hem utanıyor hem de onunla arasında oluşmaya başlayan dostluğa saygı duyuyordu Katherine. İlk defa bu kadar yakınlaşmışlardı. Beş yıldır ortağıydı oysa Stone.
Başını belli belirsiz sağa sola sallayıp düşüncelerinden kurtuldu Ajan McGrammer. Savcıya bakış attı. Hala kusacakmış gibi gözüküyordu bu yüzden onunla sonra konuşmaya karar verdi. Stone'a "Onu dışarı çıkar." dedikten sonra polis bandından geçip evin dış kapısına adımını attığı sırada biri koluna yapıştı. Başını çevirdiğinde Stone'un mavi gözleri ile karşılaştı Katherine. Sert bakışları karşısında elini usulca çekti adam. Kaşlarını kaldırdı Katherine. "Evet?"
Omuz silkti Stone.
Kapıdan girdiği anda temiz beyaz duvar kağıtları ve antre ile karşılaştı. Michaels antrede olay yeri inceleme ekibinden biri ile konuşuyordu. Katherine’i görünce dikkati dağılmış olmalıydı ki konuşmadan koptu ve eliyle koridorun sonunu, kalabalığın yoğunlaştığı yeri gösterdi. Koridorda ilerlerken buranın bir yatak odası olduğunu tahmin etti.
Derin bir nefes alıp odaya adımını attı Kat. İlk gördüğü şey elbette kandı. Her yerdeydi! Duvarlarda, zeminde, yatakta... Fakat asıl odayı dehşete bürüyen et parçalarıydı. Bir kasabın kesimhanesine dönüşmüş olan yatak odasında o kadar çok kan vardı ki zemini ve duvar kağıdının rengini seçmekte zorlanıyordu. Ah, lanet olsun diye düşündü.
Kusacağını anlamadan birkaç saniye önce kustu. İyi ki olay yeri inceleme ekibinden biri eline bir torba tutuşturmuştu. Bu utanç vericiydi. Yedi yıldır Ajan McGrammer'dı ve dehşet verici birçok cinayet mahalli görmüştü ama ilk kez sanki yeni yetme bir ajanmış gibi midesindeki her şeyi olay mahalline boşaltmasına az kalmıştı.
Polis memurlarının ona bakışlarını fark edince doğrulup onlara hareket çekti. Sanki hepsi bir film izliyormuş ve sona ermiş gibi dağıldı. Akşamdan kalmaydı, ne bekliyorlardı?
Deri eldivenlerini çıkarıp cebime tıktı ve bir plastik eldiven aldı Katherine. Seri bir şekilde eldivenleri eline geçirirken topuklu ayakkabılarına ve hemen sonra bakışlarını çok yükseklere çevirmeden olay mahallinin zeminine dikti. Onları kirletemezdi.
İki kez lanet olsun diye düşündü. Galoş yoktu.
Zaman kaybetmeden odaya girdi. Zaten yeterince vakit kaybetmişti.
Odadan yatak dışında bütün eşyalar çıkarılmıştı. Onun için özellikle ilk baktığı yer zemin oldu. Kan zeminde kurumuştu bu yüzden zemini incelemek pek olası değildi ama yinede dikkatle baktı ve aşınma izine dair bir şey bulamadı. Daha sonra incelemek üzere zeminden bakışlarını çekti. Kontrolünü kaybetmemeye çalışarak bakışlarını tavana doğru kaldırdı. Odanın dört bir köşesine on beşer santimlik çiviler çakılmıştı. Çivilerin ucuna geçirilen kancalara ise zincirler geçirilmiş ve her zincirin ucuna kurbanın bir uzuvu bağlanmıştı. Daha önceki cinayetlerinde de olduğu gibi bunda da uzuvlar simetrik yerleştirilmişti. Odanın ortasında duran yatağa boyun kısmından zincirlenmiş olan gövde, bir insan bedeninden çok bir et yığına benziyordu. Kurbanın bir kadın olduğu belliydi ve katilin Brooklyn katili olduğu apaçıktı. Öldürme tekniği ve bıçağın bıraktığı saf vahşiyet tamamiyle aynıydı. 
Kurbanın göğüsleri deşilmiş ve alınmıştı. Ayrıca genital bölgede zorlamaya dair izler ve bıçak izleri mevcuttu. Hatta izler o kadar derindi ki, aklının bir köşesinde oynayan sahne korkutucuydu. Katil yaklaşık on santimlik bir bıçağı defalarca kurbanın genital bölgesine saplamış olmalıydı. 
Yatağın yanında kurbanı izlerken irkildi Katherine. Yatağın diğer tarafında duran ve elindeki fotoğraf makinesi ile olay mahallini fotoğraflayan olay yeri inceleme ekibi her flaşı patlattığında başı dönüyordu.
Tüm cesaretini toplayıp kurbanın karın boşluğuna bakışlarını indirdi. Evet oradaydı... Her zamanki kelimeler.
Kurumuş kan bıçak izini daha belirgin hale getirmiş, yara neredeyse iltihap kapmıştı ve bu da ona kelimelerin kurban daha yaşıyorken karın boşluğuna kazındığını düşündürüyordu. Harflerin her birini tek tek inceledi fakat kan ve birkaç saat bu odada cehennemi yaşamış kadın bedeni dışında hiçbir şey bulamadı.
Sık ve kısa nefesler alarak araştırmasına devam etti. Kurbanın saçının rengi siyahtı ya da en azından eskiden öyleydi. Kafatasına bakmak için keçe gibi olmuş saçlarını eliyle yokladı. Her hangi bir şişlik veya kesik arıyordu ve tahmin ettiği gibi oradaydı, Katherine’i hayal kırıklığına uğratmayan şişliği küçük bir el feneri ile aydınlatıp saçlarının arasından buldu.
Boğuşma izleri...
"Bir şey bulabildin mi?" Stone'un sesi ile irkildi. Ama hala parmakları kurbanın üzerinde, kurumuş derisinde kanıt arıyordu. Ona bakmadan yanıt verdi. "Hayır."
"O nedir?" diye sorarken o da Katherine gibi kurbanın üzerine eğilmişti.
"Kafatasında üç veya dört santim genişliğinde bir şişlik var." dedi deri parçasını kanıt torbasına yerleştirirken.
Başıyla onayladı Stone. "Boğuşma izleri."
Torbayı ona uzatırken "Evet." dedi genç ajan. Yanında olmasından rahatsızdı. Aklıma dün geceden kesitler yerleşiyor bu da utanç duygusunun bedenini ele geçirmesini sağlıyordu.
Torbayı elinden alırken "Bu sağlıklı değil." dedi onaylamaz bir ses tonuyla Stone.
Ona baktı Katherine. Mavi gözlerini Katherine’e sabitlemiş sertçe kendisine bakıyordu. ''Elbette değil. Bu bir cinayet. Sağlık diye bir şey bile söz konusu değil Stone." 
Kaşlarını çattı. "Bundan bahsetmediğimi biliyorsun değil mi?" Eliyle etrafını gösterdi.
Yutkundu Ajan McGrammer. Bu konuşmayı burada yapamazlardı. Birkaç meraklı gözün onları izlediğini hissetmesi bir yana bu odada olmak hoşuna gitmiyordu. Mırıldandı. "Burası berbat kokuyor. Çıkmam gerek." Onun yanından geçip hızla eldivenleri elinden sıyırdı. Bu konu hakkında konuşmaya hiç hazır değildi. Katherine sorumsuz bir insan değildi. Sarhoş olmazdı. Özellikle iş arkadaşlarımın yanında, asla.
Odadan çıkınca bariz bir biçimde rahatladı. Stone da onun peşi sıra çıktı. 

"Ajan McGrammer ve Ajan Stone, soruşturmada görevli ajanlar Dedektif Whitewood." Michaels yanında sarışın, zayıf ve uzun boylu bir adamla Stone ve Katherine’e doğru gelirken hala kendini berbat hissediyordu.
Stone atılıp dedektifin elini sıkarken Katherine şüpheyle dedektife bakmakla yetindi. Elini ona uzattığında ise isteksizce sıktı Ajan McGrammer. Dedektifleri sevmezdi, onlarda FBI’ı sevmezdi. İşine karışmadığı sürece onu görmezden gelecekti ve o da yaptığı şeyi anlamışçasına mesafesini korudu.
Bu yüzden dikkatini Katherine’e değil, Stone'a verdi.
"Brooklyn Katili olduğuna şüphe yok. On yıl öncede onun kurbanlarından birini gördüm. Aynıydı neredeyse..."
Neredeyse mi?
Stone sorusunu sesli dile getirdi. "Neredeyse?"
Dedektif kaşlarını çattı. Bir şey onu rahatsız etmişe benziyordu. Biraz sonra tereddütle sözlerine devam etti. "Bu cinayet daha... Öfkeli. Daha vahşi ve kesinlikle daha toy. Diğer kurbanda gördüğüm bıçak darbeleri daha profesyoneldi ama tabiî ki emin olamıyorum. Adli tıp uzmanı henüz gelmedi..."
Kendini tutamayarak sordu Katherine. "Yani katilin bir çırak yetiştirdiğini mi düşünüyorsunuz?"
Duraksadı fakat sonra başını olaylarcasına salladı.
"Ajan Stone kurbanla ilgili tüm bilgileri almak istiyorum." dedi biraz sonra kararlı bir sesle Whitewood.
Araya girdi Katherine. "Kurbanın bilgilerini kendiniz pekala alabilirsiniz."
Başını ona çevirip ifadesiz bir sesle "İş birliği yapacağımızı umuyordum Ajan McGrammer, benim işimi zorlaştırmak ve kanıt saklamak pek yardımcı olmuyor." dedi dedektif.
"Kanıt saklamıyoruz. Kanıt mı bulmak istiyorsunuz? Hepsi orada." eliyle arkasındaki odayı gösterdi.
Bir süre birbirlerine dik dik baktılar. Bu durumu açıklayabilecek kelimeler ise sanırım 'gövde gösterisi' olurdu.
Michaels araya girmeseydi onlar saatlerce birbirlerine dik dik bakabilirlerdi. "Size elbette bilgileri vereceğiz dedektif."
Michaels'ın Katherine’e bakışlarından anladığı kadarıyla bir sıcak oda ziyareti daha yapacaktı. Sıcak oda Michaels’ın FBI’daki odasıydı. Dört kaloferin olduğu odanın gergin havasından dolayı ona bu ad verilmişti diğer ajanlar tarafından
Dedektif başını yavaşça salladı. Onu görmezden gelme kararına bağlı kalarak ondan bakışlarını çekti ve işime odaklandı Ajan McGrammer.
Boğazını temizleyip "Komşuları ile konuştunuz mu? Her hangi bir gürültü duymuş olmalılar." dedi.
Stone başını salladı. "Konuştuk. Alt kat komşusu bir barmen dolayısıyla gece yokmuş ve karşı komşusu ise yaşlı bir bayan. Gece uyku haplarından aldığını ve deliksiz uyuduğunu söyledi. Kimse bir şey duymamış."
"Biri kesinlikle bir şey duymuş olmalı. Katil burada oldukça fazla gürültü yapmış."
Kaşlarını çattı Katherine. 
Özellikle onu seçmişti. Yalnızdı ve çevresindeki kimse ona yardım edemezdi. Bu kurbanı bir süre izlemiş olduğunu mu gösteriyordu? Evet, izlemiş olmalıydı.
"Kimse duymamış. Dördüncü kattakiler dün gece New Jersey'de kalmışlar." dedi dedektif.
"Diğer daire?"
"Bir süredir boşmuş."
"Ne zamandır?"
"Ev sahibi ile henüz konuşmadım." diye yanıtladı Dedektif. 
Bakışları buluştuğunda onunda kendisiyle aynı düşünceleri paylaştığını anladı. Belki de gerçekten ayağına bağ olmazdı.

Binadan çıkarken Michaels ile Dedektifi olay mahallinde bıraktılar. Adli tıp uzmanı sonunda gelmişti fakat beklemelerine gerek yoktu. Raporu yeterli buluyordu.
"Ondan hoşlanmadın mı?" diye sordu Stone arabaya doğru yürürken. Kimden bahsettiğini biliyordu Katherine.
"Hayır. Ayak bağı olacak. Sevmedim. Savcı ile konuşamadım. O nerede?" diye sordu arabaya binmeden önce tereddütle çevresine bakınarak.
"Gitti."
İç çekip arabaya bindi. "Medya daha duymadı mı?"
Stone gülümsedi. "Yakındır. Michaels medyanın duymamasını istiyor. Brooklyn de hala bir seri katilin dolaştığını Brooklynliler öğrenirse olacakları bir düşün."
"Bu seni neden gülümsetiyor?" diye sordu merakla.
"Çünkü Michaels'ı ilk defa böyle gördüm. O korkuyor."
Güldü Katherine. 
O arabayı çalıştırıp yola koyulduğunda hala yüzünde bir gülümseme asılıydı.
Fakat sözcüklerini yeniden değerlendirdiğinde gülümsemesi soldu. Belki on yıl daha cinayet olmayacaktı ama böylesine vahşi cinayetler işleyebilen biri misyonundan vazgeçebilirdi. Psikolojisinin değişken olduğuna emindi. Yani dışarıda böyle bir psikopat gezerken asla rahat olamazlardı. Onu bulmaları gerektiğini biliyordu ama asla iz bırakmayan bir şeyi nasıl bulurdunuz ki?
O an öyle ironik bir şey oldu ki, kahkahalarla gülmeli mi yoksa bunu ciddiye mi almalıydı karar vermedi.
Radyoda çalan şarkı sorusunu cevapladı. "Rüzgar bile iz bırakır, yeter ki görmesini bil."




Puanladıktan sonra siler misiniz? 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Smoke

avatar

Mesaj Sayısı : 9
Kayıt tarihi : 14/01/14

MesajKonu: Geri: Katy Kat   Ptsi Şub. 03, 2014 12:25 am

Puanınız: 69





# Betimleme: 15/30
# Akıcılık: 10/10
# Yazım Kurallarına Uyum: 7/10
# Sayfa Düzeni: 3/10
# Renklendirme: 2/5
# Kurgu: 22/25
# Uzunluk: 10/10

İyi rol oyunları!

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Katy Kat
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Düşünseli :: Role Play Geçmişi-
Buraya geçin: